Daha fazla hava durumu tahmini: 15 günlük hava durumu İstanbul
Bizimle İletişimde Kalın

Sağlık

Bakan Memişoğlu: “İnşallah 2026’nın ilk yarısında Türkiye kendi SMA ilacını üretecek”

Yayımlandı

üzerinde

FatihDoğanMedya — 20 Eylül 2025, 16:30 • Okuma süresi: 3 dakika

Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, Çanakkale ziyaretinde Türkiye’nin nadir hastalıklar ve özellikle SMA (Spinal Musküler Atrofi) için yerli üretim hedefini duyurdu. Bakan, 2026’nın ilk yarısında yerli SMA ilacının üretimine başlanmasının planlandığını belirtti.


Haber Detayı

Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, Çanakkale programı kapsamında yaptığı açıklamada, Türkiye’nin nadir hastalıklara yönelik ilaç araştırma ve üretim kapasitesini güçlendirecek adımlar attığını ve hedeflerinin 2026’nın ilk yarısında yerli SMA ilacı üretimine başlamak olduğunu söyledi. Bakanın sözleri, “İnşallah 2026’nın ilk yarısında Türkiye kendi SMA ilacını üretip, nadir hastalıklarla ilgili bir adım atacak.” şeklindeydi.

Bakan Memişoğlu, bu adımın sadece SMA değil; moleküler tedaviler ve nadir hastalıklarda Türkiye’nin kendi ilaç ve tedavisini üretebilen bir ülke hedefine hizmet edeceğini vurguladı. Açıklamanın yapıldığı ziyaret Çanakkale Valiliği programı kapsamında gerçekleşti.

Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’nun sağlık bakanı olarak özgeçmişi ve görevine ilişkin bilgiler Bakanlık kaynaklarında yer alıyor; Memişoğlu, uzun yıllar sağlık idaresi ve hastane yöneticiliği görevlerinde bulundu.

SMA (Spinal Musküler Atrofi) hakkında kısa bilgi

Spinal Musküler Atrofi (SMA), motor nöronları etkileyen genetik, ilerleyici ve nadir görülen bir nöromüsküler hastalıktır. Hastalık, kaslarda güçsüzlük ve erimeye yol açar; ağır formları özellikle bebeklik döneminde yaşamı tehdit edebilir. Mevcut dünyadaki tedaviler arasında gen terapileri ve SMN protein düzeyini artırmayı hedefleyen ilaçlar bulunuyor. Bu tedaviler yüksek maliyetli ve bazıları tek seferlik uygulamalar şeklinde (ör. gen terapileri) sunuluyor.

Neden yerli üretim önemli?

  • Erişilebilirlik ve maliyet: Yüksek fiyatlı ithal ilaçlara bağımlılığı azaltarak tedavilerin daha geniş erişilebilir olmasını sağlayabilir.

  • Tedavi bağımsızlığı: Kritik ve nadir hastalıklar için tedarik zinciri risklerini azaltır.

  • Bilimsel altyapı ve istihdam: Moleküler tedavi üretimi, AR-GE kapasitesini ve nitelikli iş gücünü güçlendirir.

Hükümet ve sağlık ekibinin adımları

Bakanlık temsilcileri ve ilgili kamu-özel sektör paydaşlarının, hem tesis yatırımları hem de AR-GE iş birlikleri üzerinde çalıştığı, yerli üretim hedefinin altyapı, ruhsatlandırma ve klinik denemeler aşamalarını kapsadığı bildiriliyor. Bakan Memişoğlu, konuşmasında yeni açılan tesislerin ve stratejik yatırımların bu sürecin temelini oluşturduğunu belirtti.


Ne zaman ve ne beklenmeli?

Bakanın verdiği takvime göre (2026’nın ilk yarısı) önümüzdeki dönemde üretim altyapısının tamamlanması, klinik ve ruhsat süreçlerinin ilerlemesi bekleniyor. Bu süreçte Sağlık Bakanlığı ve ilgili kurumlar resmi takvim, ruhsat süreçleri ve üretim kapasiteleri hakkında güncellemeler paylaşacaktır.

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sağlık

FSM Köprüsü endometriozis farkındalığı için sarı ışıklarla aydınlatıldı

Yayımlandı

üzerinde

FSM Köprüsü endometriozis farkındalığı için sarı ışıklarla aydınlatıldı

25.03.2026 – 22:29

İstanbul’un simge yapılarından Fatih Sultan Mehmet Köprüsü, endometriozis farkındalığı için sarı ışıklarla aydınlatıldı. Türkiye Endometriozis ve Adenomyozis Derneği öncülüğünde yürütülen çalışmalar kapsamında gerçekleştirilen uygulama, Endometriozis Farkındalık Ayı çerçevesinde hayata geçirildi.

Uygulamanın, hastalığın toplumda daha görünür hale gelmesine katkı sunması amaçlandı. Yetkili kurumlardan alınan izinler doğrultusunda yapılan ışıklandırma sonrası köprü, gece boyunca sarı renge büründü. Sarı ışıklarla aydınlatılan FSM Köprüsü, dronla da havadan görüntülendi.

Endometriozis, birçok kadının yaşam kalitesini etkileyen önemli sağlık sorunları arasında yer alıyor. Bu tür farkındalık çalışmalarıyla hem hastalığa dikkat çekilmesi hem de erken tanı ve bilinçlenmenin desteklenmesi hedefleniyor. Köprüde gerçekleştirilen sembolik aydınlatma, farkındalık mesajını İstanbul semalarına taşıdı.

Okumaya Devam Et

Sağlık

Ambulans şoförü Gülser: Direksiyonda saniyelerle yarışıyoruz

Yayımlandı

üzerinde

Ambulans şoförü Gülser: Direksiyonda saniyelerle yarışıyoruz

Tarih.Saat: 08 Mart 2026 · 09:41.

Antalya’da 112 Acil Sağlık Hizmetleri ekiplerinde görev yapan ambulans şoförü Gülser Akıtürk, direksiyon başında geçen her saniyenin hayatla ölüm arasında fark yaratabildiğini söyledi. Akıtürk, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde mesleğinin zorluklarını ve ekip olarak yaşadıkları yoğunluğu anlattı.

Ekip işi, zaman yarışı

Akıtürk, sağlık sektöründe 16 yıllık tecrübesi olduğunu; ambulans şoförlüğünü ise son 3 yıldır yaptığını belirtti. Görev sırasında yalnızca “araç kullanmak” değil, aynı zamanda arka kabindeki ekibin hızlı ve güvenli müdahalesine zemin hazırlamanın da sorumluluğunu taşıdığını vurguladı. “Direksiyon başına geçtiğimizde saniyelerle yarışıyoruz; çünkü arka kabinde hayata tutunmaya çalışan bir hasta ve onu bekleyen aileler var” dedi.

Ayrımcılık ve önyargılarla mücadele

Akıtürk, zaman zaman “kadın ambulans kullanabilir mi” gibi önyargılarla karşılaştıklarını ancak bunun görevini ve ekip ruhunu etkilemediğini ifade etti. Yol verme sorunları veya ambulans içinde hasta olup olmadığını sorgulayan sürücülerle zaman zaman karşılaştıklarını, fakat mesai başladığında kendisini “işini bilen bir sağlık çalışanı” olarak gördüğünü söyledi.

Ekip arkadaşları ve görev tanımı

Akıtürk’ün ekibinde doktor Ela Zülal Karatoy ve acil tıp teknisyeni Hatice Yılmaz bulunuyor. Hatice Yılmaz, olay yerinde ilk müdahaleyi yaptıklarını, ortamın çoğu zaman yoğun ve stresli olduğunu; müdahale sonrası hastayı hızla ambulansa alıp en yakın sağlık kuruluşuna ulaştırmaya çalıştıklarını anlattı. Doktor Karatoy ise 112 servisinin sahaya çıkan bir hizmet olduğunu hatırlatarak, “Hasta size gelmiyor, siz hastanın ayağına gidiyorsunuz” diye konuştu.

Sonuç: Görünmeyen kahramanlar

Akıtürk ve ekibi, 8 Mart vesilesiyle kadına yönelik şiddetin sona ermesi temennisinde bulunurken, toplumun acil sağlık ekiplerinin çalışma koşullarına ve zamana karşı yürüttükleri mücadeleye dikkat çekilmesini istedi. Vatandaşlardan ambulanslara yol vermede ve acil ekiplerin çalışmalarına saygı göstermede daha dikkatli olmaları talep edildi.

Okumaya Devam Et

Sağlık

Ramazanda sağlıklı beslenme önerileri

Yayımlandı

üzerinde

Ramazanda sağlıklı beslenme önerileri

FatihDoganMedya
Tarih.Saat: 21.02.2026 – 07:00

İSTANBUL — Ramazan ayında beslenme düzenindeki değişiklikler doğru yönetilmediğinde halsizlik, sindirim sorunları ve kilo dalgalanmalarına yol açabiliyor. İstanbul Kültür Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü araştırma görevlisi Rabia Bağlayıcı’nın vurguladığı gibi; doğru planlama, açlığın metabolik etkilerini dengeler ve orucun kısa vadeli olumlu etkilerini güçlendirebilir.

Sahur: atlanmamalı — ne yenmeli?

Sahur, gün boyu enerji ve kas korunumu için kritik bir öğün; atlanması kan şekerinde dalgalanmaya ve konsantrasyon kaybına yol açabilir. Sahurda şu öğelere öncelik verin:

  • Tam tahıllı ekmek, yulaf veya bulgur gibi kompleks karbonhidratlar (uzun süre tokluk).

  • Yumurta, yoğurt, süt veya peynir gibi kaliteli protein kaynakları.

  • Ceviz, badem gibi kuruyemişler ve zeytinyağı gibi sağlıklı yağlar.

  • Bol su; kafeinli içeceklerden ve gazlı içeceklerden kaçının.

İftar: yavaş başlayın, denge kurun

İftara su ve 1–2 hurma ile başlamak mideyi rahatlatır. Ana öğünde tabak denge prensibini uygulayın: proteinin (et, tavuk, baklagil), sebzenin ve kompleks karbonhidratın (tam tahıl, bulgur, kepekli makarna) dengeli dağılımı hem kilo kontrolünü hem enerji dengesini destekler. Aşırı yağlı ve şerbetli tatlılar yerine meyve veya hafif sütlü tatlılar tercih edin; kızartmalardan kaçının veya porsiyonları küçültün. Hafif pişirme yöntemleri (haşlama, fırın, ızgara) sindirimi kolaylaştırır.

Hareket ve sindirim: çok ağır egzersizden kaçının

Tamamen hareketsiz kalmak metabolizmayı yavaşlatır; iftardan 1–2 saat sonra yapılacak 20–30 dakikalık hafif yürüyüşler hem sindirimi kolaylaştırır hem de enerji dengesine katkı sağlar. Yoğun antrenmanlar, susuzluk ve yorgunluk riskini artırabileceğinden, yoğun egzersizleri iftar sonrası daha geç saatlere veya oruç dışı günlere kaydırmak daha güvenlidir.

Kronik hastalıklar ve ilaç kullananlar: doktorla plan yapın

Diyabet, hipertansiyon veya kalp hastalığı olan kişiler, oruç kararı almadan önce mutlaka hekimleri ve/veya diyetisyenleri ile görüşmelidir. Kan şekeri yönetimi, ilaç zamanlamasının düzenlenmesi ve risk değerlendirmesi kişiye özel planlama gerektirir; özellikle diyabetli bireyler için sahurun geç saatlerde alınması, düşük glisemik indeksli besin seçimi ve kan şekeri takibi hayati önem taşır. Uluslararası kılavuzlar da oruç tutacak diyabetliler için bireyselleştirilmiş yaklaşımlar öneriyor.

Pratik ipuçları — hızlı kontrol listesi

  • Sahuru atlamayın. Gün boyunca enerji için sahur şart.

  • Sıvı tüketimini dağıtın. İftar ile sahur arası su tüketimini düzenleyin; aşırı sıvıyı tek seferde tüketmeyin.

  • Porsiyon kontrolü yapın. Hızlı yemek daha fazla kalori demektir — yavaş çiğneyin.

  • Tatlıda seçici olun. Şerbetli ağır tatlıları sınırlayın; meyve ve sütlü alternatifler tercih edin.

  • Özel durumlar için doktorunuza danışın. Hamilelik, emzirme, kronik hastalık veya yaşlılık durumlarında uzman görüşü şart.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar