Daha fazla hava durumu tahmini: 15 günlük hava durumu İstanbul
Bizimle İletişimde Kalın

Gündem

Sedef Güler cinayeti davası: Ölünce kendimi kurtarmanın yolunu aradım

Yayımlandı

üzerinde

FatihDoğanMedya – Hızlı, Tarafsız, Güvenilir Haber

Büyükçekmece Mimar Sinan Sahili’nde 7 Haziran 2024 tarihinde denizde elleri ve ayakları bağlı, halıya sarılmış ve ağırlık bağlanmış şekilde bir kadın cesedi bulunmuştu. Hayatını kaybeden kadının 24 yaşındaki Sedef Güler olduğu tespit edilerek 3 sanık hakkında iddianame düzenlenmişti.
Hazırlanan iddianame kapsamında sanıkların yargılanmasına devam edildi.

Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada tutuklu sanık Yavuz Güngör ile Fırat Baykara ve taraf avukatları hazır bulundu. Duruşmaya Sedef Güler’in annesi Gülüzar Sezer de katıldı. Öte yandan davaya destek olmak için Mattia Ahmet Minguzzi’nin annesi Yasemin Minguzzi, Aydın Karay’ın annesi Fatma Karay, Ata Emre Akman’ın annesi Zuhal Akman da adliyeye geldi.

“ÖLDÜĞÜNÜ KABUL EDİNCE KENDİMİ KURTARMANIN YOLUNU ARAMAYA BAŞLADIM”

Duruşmada savuma yapan tutuklu sanık Yavuz Göngör, “Sedef ile 4-5 aydır tanışıyorduk. Olay günü telefonda görüştük. Ona İstanbul dışına gideceğimi söyledim. Bana ‘o zaman görüşelim paraya ihtiyacım var’ dedi. Geldiğinde sarhoştu. Sedef evdeyken kızım geldi. Görünce çok sinirlendi ‘genç kızla ne işin var’ dedi. Kızım ve Sedef birbirine girdi. Onları ayırdım ve Sedef ile o evden ayrılarak diğer eve geçtik. Sedef bu evde kola içti ve içine bir şeyler attı. Sabah uyandığımda vefat etmişti yanımda yatıyordu. Sedef diye seslendim burnundan kan aktı. Ben öldüğünü kabul etmedim. Onun ölmesi demek benim hayatımın mahvolması demekti. Saatlerce masaj yaptım. Arkadaşım Fırat’ı aradım sonra. ‘Gel bana yardım et’ dedim. Gelir gelmez ‘Yavuz ölmüş bu’ dedi. Öldüğünü kabul ettikten sonra kendimi kurtarmanın yolunu aramaya başladım.” dedi.

“ATAYIM KURTULAYIM GİBİ BİR MANTIK OLUŞTU”

Sanık savunmasının devamında, “Benim hayatımı mahvetti. Hayatta en korktuğum şeydi tekrar cezaevine girmek. Atayım bir yere kurtulayım mantığı geldi bana. Ceset bir gün evde bekledi. Ertesi gün arabayla zincir aldım, çuval aldım, kilit aldım. Eve gittik sardık Fırat ile. Önce zincir ile sardık, dambıl taktık, üstünü halı ile sardık. Sonra götürüp denize attık. Sedef neşe dolu hayat dolu bir kızdı. Bana çok iyiydi. Hayatım mahvoldu. Attığım için çok üzgünüm ama psikolojim çok bozulmuştu.” ifadelerini kullandı.

“ZİNCİRLE VÜCUDUNU SARDIK”

Duruşmada savunma yapan sanık Fırat Baykara ise, “Beni Sedef’le bağlayan pirinç tanesi kadar bir neden yok. Olay gününden bir gün sonra eve gittim. Yavuz beni ilk aradığında kız arkadaşıyla evde olduğunu oturup içtiklerini söyledi. Bir süre sonra kız arkadaşının fenalaştığını söyledi. Ben eve gidene kadar benim Sedef’in öldüğünden haberim yoktu. Yanlarına gittim. Sedef yatakta yatıyordu. Nabzına baktım. Herhalde tutturamadım diye düşündüm. Nefesini dinledim. Öldüğü hiç aklıma gelmedi. Ayakları kasılmıştı. O an anladım ve bıraktım. ‘Abi bu ölmüş galiba’ dedim. Yavuz’a ne olduğunu sordum. Olayı anlattı. Sedef’in uyuşturucu aldığını ve kolasına bir şeyler attığını söyledi. Ben ‘polis çağıralım’ dedim. ‘Yok, yeter artık sus’ dedi. Ambulansı ya da polisi aramama izin vermedi. Sonraki gün buluştuk. Cesedi nereye atacağımızla ilgili keşif yaptık. Sonra nalburdan zincirleri beraber aldık. Zincirleri maktulün vücudunu sardık. Sonra halıya sardık. Valiz vardı ona koyarız diye düşündük. Halıya sardık. Ben sadece denize atılacak sandım.” dedi.

Sedef Güler’in annesi Gülüzar Sezer ise duruşmadaki beyanında, “Kızımı kasten tasarlayarak ikisi birlikte katletti. Ben çocuğumun öldüğünü basından öğrendim.” şeklinde konuştu.

ARA KARAR AÇIKLANDI

Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, sanıkların tutukluluk halinin devamına karar vererek eksikliklerin giderilmesi için duruşmayı erteledi.

Öte yandan yakalanamayan sanık Yiğit Hüseyin Ayvalık hakkında çıkarılan yakalama kararının ise devamına hükmedildi.

Duruşma sonrası açıklama yapan Sedef Güler’in annesi Gülüzar Sezer, “Bir çocuğun hayatı, ölüm kokmuş bir halı ve siyah bir çöp torbası içine sığacak kadar basit değil. Benim çocuğumun hayatı bir çöp torbası değil. Sedef Güler’in adaleti siyah kokmuş bir çöp poşeti değil. Ben adalet istiyorum. Başka Sedef’ler gitmesin” dedi.

İDDİANAMEDE AYRINTILARA YER VERİLDİ

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, Fırat Baykara, Yavuz Güngör ve Yiğit Hüseyin Ayvalık şüpheli sıfatıyla yer aldı.

İddianamede denizde cansız bedeni bulunan Sedef Güler’in halıya sarıldığı, ellerinin koli bandı, ayaklarının ise zincir ve dambıl ile bağlandığının tespit edildiği belirtildi. Sedef Güler’in cansız bedeninin sarılı olduğu halı üzerinde halı yıkama fabrikası etiketi bulunduğu da iddianamede aktarıldı. Polis ekiplerince etiketteki firmaya gidildiğinde halının Zafer E. isimli kişi tarafından verildiği ifade edildi.

Emniyet güçleri tarafından ifadesi alınan Zafer E. emlak işi yaptığını söyleyerek halının bulunduğu evi Fırat Baykara’ya kiraladığını anlattı. Halının bulunduğu evin Baykara tarafından kiralandığı ve Yavuz Güngör isimli sanık ile beraber kullanıldığı da soruşturma aşamasında tespit edildi.

Yapılan incelemelerde 4 Haziran günü bir şahsın araç ile Sedef Güler’i Yavuz Güngör’ün kızı ile birlikte yaşadığı ikamete bıraktığı iddianamede belirtildi. Burada Sedef Güler ile Yavuz Güngör’ün kızı Y.H.G. arasında tartışma çıktığı ve Yavuz Güngör’ün Sedef Güler ile beraber Fırat Baykara adına kiralanan eve gittiği kaydedildi. Fırat Baykara’nın sonradan eve geldiği iddianamede açıklandı.

Yavuz Güngör ve Fırat Baykara’nın Sedef Güler’i tespit edilemeyen bir nedenden dolayı burada öldürdükleri, cesedi yok etmek için plan yaptıkları ve bir gün sonra buluşmak üzere evden ayrıldıkları iddianamede aktarıldı. Sanıkların 6 Haziran’da tekrar buluştukları ve maktulün cesedini koyacakları valizi, zinciri ve ağırlığı aldıkları da iddianamede ifade edildi. Yavuz Güngör ve Fırat Baykara’nın Sedef Güler’in ellerini koli bandı ile bağladığı, halıya sardığı, ayaklarını zincir ve dambıl ile bağlayıp Mimar Sinan Köprüsü’nden aşağıya attıkları da iddianamede kaydedildi.

Baykara’nın daha sonra polise giderek “Yavuz beni Gürpınar’da bulunan ikametine çağırdı. Eve gittiğimde hareketsiz yatan bir kadın gördüm, kontrol ettim, yaşam belirtisi yoktu. Polise haber vermek istediğimde Yavuz Güngör bana silah çekti. Nalburdan zincir ve ağırlık aldıktan sonra kadını halıya sardık. 7 Temmuz günü ise Büyükçekmece sahil tarafına gittik. Cesedi köprü üzerinden suya attık” dediği iddianamede ifade edildi.

ÖLÜM NEDENİ BELİRLENEMEDİ

İddianamede, Yavuz Güngör’ün Yiğit Hüseyin Ayvalık aracılığıyla Yunanistan’a gönderildiği ancak daha sonra bir şekilde ülkeye iadesi sağlandığı ve Güngör’ün Edirne’de yakalandığı belirtildi. Sedef Güler’in Adli Tıp Kurumu tarafından yapılan otopsi işleminin sonucunda ölüm nedeninin belirlenemediği belirtildi.

Öte yandan Adli Tıp Kurumu 1 İhtisas Dairesi’nin incelemesinde maktulün kanında uyuşturucu madde bulunduğu, ölümünün uyuşturucu, uyarıcı madde sonucu meydana gelmiş olabileceği ancak baş, boyun bölgesinde ileri derecede çürüme nedeniyle yumuşak dokularında ayrıntılı analiz yapılamadığı yönünde değerlendirme yapıldı.

İddianamede Fırat Baykara ve Yavuz Güngör’ün ‘nitelikli kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılması talep edildi. Yiğit Hüseyin Ayvalık’ın ise Yavuz Güngör’ün yurt dışına kaçmasına yardım etmesi gerekçesiyle ‘suçluyu kayırma’ suçundan 6 aydan 5 yıla kadar hapsi istendi.

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Gündem

TBMM’den Öğrenci Affına Onay: Üniversiteyle İlişiği Kesilenlere Geri Dönüş Yolu Açıldı

Yayımlandı

üzerinde

FatihDoğanMedya – Hızlı, Tarafsız, Güvenilir Haber

TBMM’den Öğrenci Affına Onay: Üniversiteyle İlişiği Kesilenlere Geri Dönüş Yolu Açıldı

Tarih: 30 Temmuz 2026
Saat: 23:20
 Okuma Süresi: 3 dakika

ANKA

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda, üniversitelerden ilişiği kesilen öğrencilere yeniden eğitim hakkı tanıyan “öğrenci affı” düzenlemesi kabul edildi. Yükseköğretim Kanunu’nda değişiklik öngören teklifin 15’inci maddesi, yoğun tartışmaların ardından Meclis’ten geçti. Peki bu düzenleme kimleri kapsıyor, hangi eleştiriler gündeme geldi? İşte detaylar…

Düzenleme Kimleri Kapsıyor?

Kabul edilen maddeyle birlikte, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’na geçici bir madde ekleniyor. Buna göre:

· Yükseköğretim kurumlarında öğrenim görmekteyken ilişiği kesilenler,
· Kayıt hakkı kazandığı halde çeşitli nedenlerle kayıt yaptıramayan öğrenciler,

yükseköğrenimlerine devam etme hakkına kavuşacak.

Ayrıca, daha önce farklı bir öğrenim düzeyinde (ön lisans, lisans, yüksek lisans veya doktora) bu kapsamda haklardan yararlanmış olmak, başka bir düzeyde aynı maddeden faydalanmaya engel teşkil etmeyecek.

Komisyon Sürecine Eleştiriler: “Sadece YÖK Vardı”

Teklifin görüşmeleri sırasında muhalefetten düzenlemeye yönelik sert eleştiriler geldi. Yeni Yol Grubu adına söz alan Hatay Milletvekili Necmettin Çalışkan, öğrenci affının aylardır beklendiğini ancak sürecin aceleye getirildiğini belirtti.

Çalışkan, komisyon görüşmelerinin kesintisiz şekilde bir gecede tamamlandığını hatırlatarak şu eleştirileri sıraladı:

“Komisyon kesintisiz, bir gece sabaha kadar görüştü, on beş saatlik müzakere sonucunda bir yasa çıktı. Kanunun hazırlanma sürecinde sendikalar, sivil toplum örgütleri, alanında uzmanlar yok. Kim var? Sadece YÖK var; o da zaten taraf.”

Çalışkan, yasanın yürürlüğe girmesinin ardından çok az sayıda öğrenci dışında kimsenin memnun olmayacağını savundu.

“Üniversiteler İşsiz Üreten Fabrika Haline Geldi”

Eğitim politikalarına yönelik eleştirilerini sürdüren Çalışkan, 12 yıllık zorunlu eğitimin mesleki eğitime zarar verdiğini öne sürdü. 28 Şubat sürecinde eğitimin 8 yıla çıkarıldığını hatırlatan Çalışkan, mevcut uygulamayı “28 Şubat’a level atlattınız” sözleriyle eleştirdi.

İstihdam sorununa da dikkat çeken Çalışkan, bazı fakültelerin mezunlarına iş olanağı sağlayamadığını belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Üniversiteler artık işsiz üreten fabrika haline geldi. Yapacağınız iş, eğer bir fakültenin mezunu bir yere atanamayacaksa kapatın, boşuna almayın, insanların duygusunu sömürüyorsunuz.”

“İltisak ve İrtibat” Tartışması

DEM Parti İstanbul Milletvekili Kezban Konukçu ise madde metninde yer alan “terör örgütlerine iltisakı yahut bunlarla irtibatı” ifadesinin hukuki belirsizlik yarattığını savundu.

Konukçu, bu kavramların geçmişte çok sayıda öğrenci açısından hak kayıplarına yol açtığını belirterek şunları söyledi:

“İltisak ve irtibat kavramları üzerinden pek çok sosyalist, devrimci ve muhalif öğrencinin eğitim hakkı göz göre göre gasbedilmiştir.”

Ayrıca, yakın geçmişte özellikle olağanüstü hal döneminde çok sayıda öğrenci hakkında kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunmaksızın idari işlemler tesis edildiğini hatırlatan Konukçu, bu durumun eğitim hakkı üzerinde kalıcı sonuçlar doğurduğunu ifade etti.

Madde Oylanarak Kabul Edildi

Verilen önergelerin reddedilmesinin ardından 15’inci madde oylanarak kabul edildi. Böylece üniversiteyle ilişiği kesilen veya kayıt yaptıramayan öğrencilere yükseköğrenimlerine devam etme hakkı tanıyan düzenleme resmiyet kazandı.

Okumaya Devam Et

Gündem

İçerik Başlığı: AHBAP Soruşturmasında 7 Kişi Tutuklandı! İşte Hüseyin Başaran’ın O İfadesi

Yayımlandı

üzerinde

FatihDoğanMedya – Hızlı, Tarafsız, Güvenilir Haber

İçerik Başlığı: AHBAP Soruşturmasında 7 Kişi Tutuklandı! İşte Hüseyin Başaran’ın O İfadesi

Tarih: 30 Temmuz 2026
Saat: 14:30
Okuma Süresi: 4 dakika

FatihDoğanMedya 


AHBAP Derneği’ne yönelik yürütülen ‘Ahbaplar Suç Örgütü’ soruşturmasında flaş bir gelişme yaşandı. 4’üncü dalga operasyon kapsamında gözaltına alınan 13 şüpheliden aralarında ünlü iş insanı Hüseyin Başaran’ın da bulunduğu 7 kişi tutuklandı. Başaran’ın savcılıkta verdiği ifade ise soruşturmanın boyutlarını gözler önüne serdi.

Soruşturmanın 4’üncü Dalgası: 13 Gözaltı, 7 Tutuklama

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma kapsamında İstanbul Emniyet Müdürlüğü ekipleri, 27 Temmuz Pazartesi sabahı 4’üncü dalga operasyonu gerçekleştirdi. Operasyonda 13 şüpheli gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen 12 şüpheliden 7’si tutuklanırken, 6 kişi hakkında adli kontrol tedbiri uygulandı.

Tutuklanan isimler şöyle: Hüseyin Başaran, Ayhan Çevik, Murat Yaren, Nejdet Kuy, Emin Arat, Muhammed Ali Yılmaz ve Deniz Şimşek.

Soruşturmanın 4 Ana Ayağı

Savcılık tarafından yürütülen soruşturmada 4 ana başlık altında inceleme yapıldığı ortaya çıktı:

· Konut ve Konteyner Alımları: Derneğin 2023 yılında konut yapımı için anlaşma sağladığı ve bağışlardan önemli miktarda para aktardığı halde taahhüt edilen konutların tamamlanmadığı iddia edilen şirket yetkilileri hakkında işlem başlatıldı.
· Şüpheli Taşınmaz Devirleri: Bazı kişi ve şirketler tarafından Yeliz Kaya’ya çok sayıda taşınmaz devredildiği tespit edildi.
· Dernek Çekleri: Dernek tarafından düzenlenen bazı çeklerin dolaşımı ve tahsil süreçleri inceleniyor.
· Haluk Levent ile Mali İlişkiler: Haluk Levent ile arasındaki mali ve ticari ilişkinin şüpheli nitelikte olduğu değerlendirilen Ali D. hakkında işlem başlatıldı.

Hüseyin Başaran’ın Savcılık İfadesi Ortaya Çıktı

Soruşturmanın en dikkat çeken ismi olan Başaran Holding’in sahibi Hüseyin Başaran’ın savcılık ifadesi, yaşananları tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi.

Haluk Levent ile Tanışma

Başaran ifadesinde Haluk Levent ile 4 sene önce Trabzon’da bir otelin lobisinde tanıştığını, ardından 4 sene boyunca kendisini görmediğini belirtti. 4 sene sonra bir mekanda karşılaştıklarında Levent’in kendisine daire satın almak istediğini söylediğini aktardı.

‘Uluslararası Fonlar’ İddiası

Levent’in kendisine toplu daire alımları yaptığını ve bu daireleri uluslararası yardım fonlarından gelen paralarla satın aldığını söylediğini iddia eden Başaran, Levent’in kendisine Yeliz Kaya’yı yurt dışındaki fonların temsilcisi olarak tanıttığını ve dairelerin onun üzerine tescil edilmesi gerektiğini söylediğini kaydetti.

‘Kızımın Adını Kullanarak Duygusal İstismar’

Başaran ifadesinin en çarpıcı bölümünde şu ifadeleri kullandı: *“Kızımın adını kullanarak sürekli duygusal bir istismar süreci yürüttü. Neredeyse her gün evime geliyordu. Bu şekilde peyderpey 21 daire ve 1 fabrika devrettik. Bunlara dair sözleşmeleri sunduk. Bunlar karşılığında hep şahsi senetlerini verdi. Bize verdiği senetlerden Ahbap Derneği’nin kefil olduğu senet yoktur.”

‘Taşınmazların Esin Önder Çağlayan’a Devredileceğini Bilmiyordum’

Başaran, 22 taşınmazın Esin Önder Çağlayan’a devredileceğinden haberinin olmadığını belirterek, taşınmazlar üzerinde şu anda ciddi ipotekler bulunduğunu ve Globus ile Kanat şirketlerinin bu taşınmazlar üzerine ipotek tesis ederek kredi çektiğini öne sürdü.

Başaran ayrıca devrettikleri taşınmazların parasını alamadıklarını, Levent’in kendisine Amerika’da bir iş insanından bahsederek tekne satabileceğini söylediğini ancak bu işin de sonuçsuz kaldığını ifade etti.

Soruşturma Derinleşiyor

AHBAP Derneği’ne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında daha önce Haluk Levent ve 13 kişi daha tutuklanmıştı. Yeni dalga operasyonla birlikte soruşturmanın kapsamı giderek genişliyor. Derneğin mali yapısı, bağışların kullanımı ve şüpheli taşınmaz devirleri mercek altına alınırken, önümüzdeki günlerde yeni gözaltı ve tutuklamaların yaşanması bekleniyor.

Ahbap Soruşturması’nda Yeni Dalga: Hüseyin Başaran Dahil 7 Kişi Tutuklama Talebiyle Hakimlikte

 

Okumaya Devam Et

Gündem

PKK’dan çerçeve yasa açıklaması: “Esas yaklaşımı yasayı gördükten sonra ortaya koyacağız”

Yayımlandı

üzerinde

FatihDoğanMedya – Hızlı, Tarafsız, Güvenilir Haber

PKK’dan çerçeve yasa açıklaması: “Esas yaklaşımı yasayı gördükten sonra ortaya koyacağız”

Tarih: 30 Temmuz 2026 | Saat: 22:15 | Okuma Süresi: 3 dakika

Kaynak: Anka Haber Ajansı / Ahmet Ün (Diyarbakır)

PKK’dan çerçeve yasaya ilişkin ilk açıklama: “Barış dilde başlar”

Terör örgütü PKK, İmralı’da bulunan Abdullah Öcalan’ın talimatıyla fesih kararını açıklamasının ardından, önümüzdeki hafta Meclis’ten geçmesi beklenen çerçeve yasaya dair dikkat çeken bir açıklama yaptı. Örgüt, yasanın içeriğini görmeden nihai tutumlarını belirlemeyeceklerini duyurdu.

Açıklamada, “Türkiye halklarının geleceğini ilgilendiren kök yasayla ilgili tartışmalar çeşitli biçimde sürmekte ve kamuoyuna yansımaktadır. Yapılan tartışmalar ve açık kaynaklardan yansıyanlara baktığımızda bu yasaya ne kadar ciddi yaklaşılıyor konusunda kuşkular oluşmaktadır” ifadeleri yer aldı.

Öcalan’ın 20 Temmuz tarihli görüşmesine atıf

PKK, açıklamasında Abdullah Öcalan’ın 20 Temmuz tarihli görüşmede çıkacak yasaya ilişkin görüşlerine de yer verdi. Örgüt, Öcalan’ın yasanın “basit, dar ve geleceğe hizmet etmeyen biçimde olmaması” gerektiğini vurguladığını aktardı.

Açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

“Bu yasanın Kürt halkıyla Türk devleti arasındaki yüz yıllık kopukluğu gidermede önemli bir adım olması beklenmektedir. Dolayısıyla barışı hedefleyen bir yasa özelliği taşıması önemli olmaktadır. Dünyanın her yerinde olduğu gibi barış en başta da dilde başlar.”

“Terör örgütü” tanımlamasına itiraz

Örgüt açıklamasının en dikkat çeken bölümlerinden birinde, kendileri için hâlâ “terör” ve “terör örgütü” kavramlarının kullanılmasına itiraz etti. PKK, fesih kararı sonrası bu tanımlamaların süreci sorunlu hale getireceğini savundu.

“Daha baştan hassasiyetlere dikkat etmemektir. Özcesi dil, tanımlama ve içeriğin amaca uygun olması sürecin ilerlemesi için çok önemlidir” denildi.

Öcalan’ın rolü vurgusu: “Devreye girmeden mümkün değil”

PKK açıklamasında, Abdullah Öcalan’ın süreçteki rolünün netleştirilmesi gerektiğini ısrarla vurguladı. “Abdullah Öcalan devreye girmeden ve bizzat bu süreci yönetmeden alınan kararların ve çıkan yasanın gereklerini yerine getirmek mümkün değildir” ifadeleri kullanıldı.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin daha önce dile getirdiği “Öcalan’ın barış ve siyasallaşma koordinatörü olması” görüşüne de atıfta bulunulan açıklamada, İmralı’da yapılan tartışmalarda bu konunun kabul edildiği iddia edildi.

“Muhatap ve baş müzakereci olan Abdullah Öcalan’ın konumunun netleştirilmesi önemli olmaktadır” denilerek, Öcalan’ın statüsünün yasada dikkate alınmaması durumunda yasanın pratikte uygulanmasının zorlaşacağı öne sürüldü.

“Esas tutumumuzu yasayı gördükten sonra ortaya koyacağız”

PKK, çerçeve yasaya ilişkin nihai değerlendirmesini henüz yapmadığını belirterek, “Daha önce de defalarca belirttiğimiz gibi esas yaklaşım ve tutumumuzu yasayı gördükten sonra ortaya koyacağız. Kuşkusuz yasa olumlu olduğunda teşvik edici olacağız ve üzerimize düşeni yapacağız” ifadelerini kullandı.

Örgüt ayrıca, barış sürecinin sadece silahsızlanmaya indirgenmemesi gerektiğini savunarak, “Kök ya da çerçeve yasadan söz etmek bu yasadan sonra başka yasaların çıkacağı ve adımların atılacağını kabul etmektir” görüşünü dile getirdi.

Gözler Meclis’te

PKK’nın bu açıklaması, önümüzdeki hafta Meclis gündemine gelmesi beklenen çerçeve yasa tartışmaları öncesinde önemli bir mesaj olarak değerlendiriliyor. Örgütün yasayı gördükten sonraki tutumunun nasıl şekilleneceği ve sürecin nasıl ilerleyeceği ise merak konusu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar