Daha fazla hava durumu tahmini: 15 günlük hava durumu İstanbul
Bizimle İletişimde Kalın

Gündem

Ekrem İmamoğlu Hakim Karşısında: 7 Yıl 4 Aya Kadar Hapis İstemiyle İddianame Detayları

Yayımlandı

üzerinde

FatihDoğanMedya – Hızlı, Tarafsız, Güvenilir Haber

Giriş

İstanbul Büyükşehir Belediyesi eski başkanı Ekrem İmamoğlu, başsavcı Akın Gürlek ve ailesine yönelik açıklamaları nedeniyle açılan dava kapsamında bugün Silivri’de hakim karşısına çıktı. İddianamede; “kamu görevlisine karşı görevinden dolayı alenen hakaret”, “tehdit” ve “terörle mücadelede görev almış kişileri hedef göstermek” suçlarından 2 yıl 8 aydan 7 yıl 4 aya kadar hapis cezası istemi öne sürülüyor. Bu durum, siyasi ve hukuki çevrelerde tartışmalara yol açarken, kamuoyunun ve medya organlarının yakından takip ettiği bir dava halini almış durumda


Dava Sürecinin Arka Planı

İddianamenin Hazırlanması ve Suçlamalar

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından hazırlanan iddianamede, Ekrem İmamoğlu’nun katıldığı bir panelde; İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek ve ailesine yönelik kullandığı ifadeler nedeniyle suç içerikli sözler söylemekle suçlandığı bildiriliyor. İddianamede suçlamalar şu başlıklar altında toplanıyor:

  • Kamu Görevlisine Karşı Alenen Hakaret: İmamoğlu’nun, görevde bulunan başsavcının itibarını zedeleyecek ifadeler kullandığının belirtildiği.

  • Tehdit: İddia edilen ifadelerin, başsavcı Gürlek ve ailesi üzerinde korku yaratmaya yönelik olduğu öne sürülüyor.

  • Terörle Mücadelede Görev Alanları Hedef Gösterme: Söylemlerin, terörle mücadelede görev almış kişilere yönelik yapıcı olmayan ve caydırıcı nitelikte olduğu savunuluyor.

Buna ek olarak, iddianamede İmamoğlu’nun memuriyet hizmetlerinden yoksun bırakılması talebi de yer almakta; yani, işlediği suç nedeniyle kamu görevlerinde çalışmasının engellenmesi isteniyor.


Mahkeme Görüşmeleri ve Duruşma Detayları

İlk Duruşma ve Güvenlik Önlemleri

Duruşmanın Silivri Cezaevi yakınlarındaki Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi içinde bulunan duruşma salonunda gerçekleşti. Duruşma öncesinde alınan güvenlik önlemleri kapsamında, jandarma köpekleri ve sıkı giriş kontrolleri ile salon çevresi dikkatle denetlendi. Bu önlemler, davanın yüksek öneme sahip olması ve olası protesto ya da gerginlik durumlarının engellenmesi amacıyla hayata geçirildi.

Suçlamaların Ayrıntılı İncelenmesi

Mahkemede, iddianamedeki suç tanımlamalarının detaylı bir şekilde tartışıldığı belirtildi. Savcılar, İmamoğlu’nun:

  • “Kamu Görevlisine Karşı Alenen Hakaret” ifadesinin, mağdur sıfatıyla bildirilen başsavcı Akın Gürlek’in kişisel ve mesleki itibarını zedelemeyi hedef aldığını,

  • “Tehdit” suçlaması kapsamında, kullanılan ifadelerin, mağdur üzerinde korku yaratabilecek nitelikte olduğunu,

  • “Terörle Mücadelede Görev Alanları Hedef Gösterme” suçuyla ilgili olarak ise, söz konusu konuşmanın terörle mücadele kapsamındaki görevli kişilere yönelik sistematik bir küçümseme ve tehdit içerdiği ileri sürüldü.

Mahkemenin sonunda, İmamoğlu’nun 2 yıl 8 aydan 7 yıl 4 aya kadar hapis cezasıyla cezalandırılması, seçme ve seçilme ehliyetinden yoksun bırakılması ve memuriyet hizmetlerinden men edilmesi isteniyor.


İddianamenin İçeriği ve Hukuki Tartışmalar

Dili Aşan İfadeler ve Hukuki Değerlendirme

İddianamede, Ekrem İmamoğlu’nun kamuoyunda konuştuğu panelde kullandığı ifadelerin, düşünceyi açıklama özgürlüğünün ötesine geçerek saldırgan ve küçültücü bir nitelik taşıdığı değerlendiriliyor. Savcılar, kullanılan ifadelerin yalnızca eleştiri sınırlarını aşmakla kalmadığını, aynı zamanda kişilerin saygınlığını hedef aldığını ve bu nedenle ifade hürriyeti kapsamında hukuki koruma altına alınamayacağını savunuyor.

Politik ve Siyasi Sonuçlar

Dava, yalnızca hukuki anlamda değil, aynı zamanda siyasi arenada da büyük yankı uyandırdı. İmamoğlu’nun daha önceki görevden uzaklaştırılması ve tutuklanma süreçleri ışığında, bu dava; muhalefetin iddiasına göre, siyasi baskı ve yargı bağımsızlığının sorgulanması yönündeki tartışmaları yeniden alevlendirdi. İmamoğlu’nun açıklamalarında, davanın “başsavcının yardımcısı” tarafından hazırlandığının belirtilmesi, sürecin siyasi etkilendiği yönündeki eleştirileri beraberinde getirdi.


Davanın Güncel Seyri ve İlgili Diğer Dava Süreçleri

Ek İdari ve Hukuki Süreçler

İmamoğlu hakkında yürütülen dava, yalnızca Akın Gürlek’e yönelik açıklamalarla sınırlı kalmayıp, aynı zamanda geçmişteki belediye başkanlığı dönemindeki diğer davalarla paralel seyrediyor. Özellikle, Beylikdüzü Belediye Başkanlığı dönemine ilişkin ihale davası ve CHP İstanbul İl Başkanlığı’nda kaydedilen “para sayma” görüntüleriyle ilgili davalar da aynı gün hukuk sahnesinde yer alıyor. Bu durum, kamuoyunda İmamoğlu’nun üzerine kurulan hukuki baskının sistematik olduğuna dair tartışmaları beraberinde getiriyor.

Siyasi Yasak ve Memuriyet Hizmetlerinden Men

İddianamede, yalnızca hapis cezası değil, aynı zamanda İmamoğlu’nun siyasi hayatta ve kamu görevlerinde bulunmasının engellenmesi talep ediliyor. Bu tür yaptırımlar, hem ceza infazı hem de gelecekteki siyasi faaliyetler açısından önemli sonuçlar doğurabilir. Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesi uyarınca, suç işleyen kişilerin kamu görevlerinden men edilmesi talep ediliyor.


Halk ve Siyasi Çevrelerden Gelen Tepkiler

Kamuoyu ve Medya Yaklaşımları

Dava hakkında yayınlanan haberler, hem destekleyen hem de eleştiren görüşlerin yoğunlukta olduğunu gösteriyor. Bazı siyasi çevreler, davayı siyasi bir baskı olarak nitelendirirken; muhalefet ve bazı sivil toplum kuruluşları ise, yargı bağımsızlığının zedelendiğini ve bu davanın demokrasiye zarar verdiğini savunuyor. Sosyal medya platformlarında İmamoğlu’nun savunması, ifade özgürlüğü ve siyaset üzerindeki etkiler konusunda geniş çaplı tartışmalara yol açtı.

Uluslararası Tepkiler

Uluslararası arenada, özellikle Avrupa’daki bazı siyasetçiler ve sivil toplum kuruluşları, davanın siyasi motivasyonlu olduğunu belirterek eleştirilerini dile getiriyor. Avrupa’daki bazı büyükşehir belediye başkanları, İmamoğlu’ya destek çağrıları yaparken, davanın adil bir yargılamaya tabi tutulması gerektiğini vurguluyorlar.


Son Gelişmeler ve Gelecek Beklentileri

Duruşma Sonrası İfade ve Açıklamalar

Mahkeme salonundan çıkan İmamoğlu, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada; “Başsavcı incindi diye hakkımda hazırlanan iddianame, iktidar medyasının panik yaratma çabalarının bir yansımasıdır” ifadelerini kullandı. Bu açıklama, hem destekçileri hem de eleştirmenler arasında geniş yankı uyandırdı.

Geleceğe Yönelik Hukuki Süreç

İmamoğlu, mahkemenin vermiş olduğu kararın temyiz aşamasına götürüleceğini belirterek, davanın siyasi yansımalarını da göz önünde bulundurduğunu söyledi. Şu an itibariyle, ceza ve siyasi yasak kararının kesinleşmemiş olması, İmamoğlu’nun savunma sürecine ve gelecekteki siyasi faaliyetlerine etkisini sürdürecek.

Siyasi Arenada Beklentiler

Bu davanın siyasi arenada yaşattığı çalkantılar, Türkiye’de seçmen davranışları ve siyasi kutuplaşma üzerinde uzun vadeli etkiler yapabilir. Özellikle yaklaşan yerel ve genel seçimler öncesinde, davayla ilgili gelişmelerin siyasi kampanyalara yön verecek nitelikte olması bekleniyor.


Sonuç

Ekrem İmamoğlu’nun hakim karşısına çıkışı, sadece kişisel bir dava olmanın ötesinde, Türkiye’de ifade özgürlüğü, siyasi baskı ve yargı bağımsızlığı konularında geniş çaplı tartışmalara yol açan önemli bir süreç olarak değerlendiriliyor. İddianamede öne sürülen 7 yıl 4 aya kadar hapis cezası, siyasi yasak ve kamu görevlerinden men talepleri, davanın yalnızca hukuki yönünü değil, aynı zamanda siyasi arenadaki yansımalarını da gözler önüne seriyor.

Bu gelişmeler ışığında, davanın temyiz süreci ve ilerleyen aşamalarının, Türk siyasi hayatı ve demokrasi tartışmaları üzerinde belirleyici etkiler yapması bekleniyor. Hem ulusal hem de uluslararası kamuoyu, bu süreci yakından takip etmeye devam ederken, adil ve bağımsız bir yargılamanın teminat altına alınması gerekliliği üzerine vurgu yapılıyor.


Ek Bilgiler ve Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

Soru: İmamoğlu’nun hangi suçlamalarla yargılanıyor?
Cevap: İmamoğlu, “kamu görevlisine karşı alenen hakaret”, “tehdit” ve “terörle mücadelede görev almış kişileri hedef göstermek” suçlamalarıyla yargılanıyor.

Soru: Hangi cezalar isteniyor?
Cevap: İddianamede, İmamoğlu’nun 2 yıl 8 aydan 7 yıl 4 aya kadar hapis cezası alması, seçme ve seçilme ehliyetinden yoksun bırakılması ve memuriyet hizmetlerinden men edilmesi talep ediliyor.

Soru: Duruşma nerede gerçekleşiyor?
Cevap: Duruşma, Silivri Cezaevi yakınlarındaki Marmara Ceza İnfaz Kurumları yerleşkesindeki duruşma salonunda yapılıyor.

Soru: Bu dava ne gibi siyasi sonuçlar doğurabilir?
Cevap: Dava, Türkiye’de ifade özgürlüğü, siyasi baskı ve yargı bağımsızlığı konularında geniş tartışmalara yol açarken, yaklaşan seçimler öncesinde siyasi kutuplaşmayı da artırabilecek potansiyele sahip.


Son Söz

Ekrem İmamoğlu davası, hukuk ve siyaset kesişiminde yaşanan gelişmelerin ne kadar çetin ve tartışmalı olduğunu gözler önüne seriyor. Gerek mahkeme süreci gerekse kamuoyundaki tartışmalar, Türkiye’de demokrasinin ve ifade özgürlüğünün korunması noktasında önemli bir sınav olarak değerlendirilebilir. Gelişmeleri yakından takip etmek, hem siyasi hem de hukuki perspektiften kritik önem taşımaktadır.

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Gündem

TBMM’den Öğrenci Affına Onay: Üniversiteyle İlişiği Kesilenlere Geri Dönüş Yolu Açıldı

Yayımlandı

üzerinde

FatihDoğanMedya – Hızlı, Tarafsız, Güvenilir Haber

TBMM’den Öğrenci Affına Onay: Üniversiteyle İlişiği Kesilenlere Geri Dönüş Yolu Açıldı

Tarih: 30 Temmuz 2026
Saat: 23:20
 Okuma Süresi: 3 dakika

ANKA

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda, üniversitelerden ilişiği kesilen öğrencilere yeniden eğitim hakkı tanıyan “öğrenci affı” düzenlemesi kabul edildi. Yükseköğretim Kanunu’nda değişiklik öngören teklifin 15’inci maddesi, yoğun tartışmaların ardından Meclis’ten geçti. Peki bu düzenleme kimleri kapsıyor, hangi eleştiriler gündeme geldi? İşte detaylar…

Düzenleme Kimleri Kapsıyor?

Kabul edilen maddeyle birlikte, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’na geçici bir madde ekleniyor. Buna göre:

· Yükseköğretim kurumlarında öğrenim görmekteyken ilişiği kesilenler,
· Kayıt hakkı kazandığı halde çeşitli nedenlerle kayıt yaptıramayan öğrenciler,

yükseköğrenimlerine devam etme hakkına kavuşacak.

Ayrıca, daha önce farklı bir öğrenim düzeyinde (ön lisans, lisans, yüksek lisans veya doktora) bu kapsamda haklardan yararlanmış olmak, başka bir düzeyde aynı maddeden faydalanmaya engel teşkil etmeyecek.

Komisyon Sürecine Eleştiriler: “Sadece YÖK Vardı”

Teklifin görüşmeleri sırasında muhalefetten düzenlemeye yönelik sert eleştiriler geldi. Yeni Yol Grubu adına söz alan Hatay Milletvekili Necmettin Çalışkan, öğrenci affının aylardır beklendiğini ancak sürecin aceleye getirildiğini belirtti.

Çalışkan, komisyon görüşmelerinin kesintisiz şekilde bir gecede tamamlandığını hatırlatarak şu eleştirileri sıraladı:

“Komisyon kesintisiz, bir gece sabaha kadar görüştü, on beş saatlik müzakere sonucunda bir yasa çıktı. Kanunun hazırlanma sürecinde sendikalar, sivil toplum örgütleri, alanında uzmanlar yok. Kim var? Sadece YÖK var; o da zaten taraf.”

Çalışkan, yasanın yürürlüğe girmesinin ardından çok az sayıda öğrenci dışında kimsenin memnun olmayacağını savundu.

“Üniversiteler İşsiz Üreten Fabrika Haline Geldi”

Eğitim politikalarına yönelik eleştirilerini sürdüren Çalışkan, 12 yıllık zorunlu eğitimin mesleki eğitime zarar verdiğini öne sürdü. 28 Şubat sürecinde eğitimin 8 yıla çıkarıldığını hatırlatan Çalışkan, mevcut uygulamayı “28 Şubat’a level atlattınız” sözleriyle eleştirdi.

İstihdam sorununa da dikkat çeken Çalışkan, bazı fakültelerin mezunlarına iş olanağı sağlayamadığını belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Üniversiteler artık işsiz üreten fabrika haline geldi. Yapacağınız iş, eğer bir fakültenin mezunu bir yere atanamayacaksa kapatın, boşuna almayın, insanların duygusunu sömürüyorsunuz.”

“İltisak ve İrtibat” Tartışması

DEM Parti İstanbul Milletvekili Kezban Konukçu ise madde metninde yer alan “terör örgütlerine iltisakı yahut bunlarla irtibatı” ifadesinin hukuki belirsizlik yarattığını savundu.

Konukçu, bu kavramların geçmişte çok sayıda öğrenci açısından hak kayıplarına yol açtığını belirterek şunları söyledi:

“İltisak ve irtibat kavramları üzerinden pek çok sosyalist, devrimci ve muhalif öğrencinin eğitim hakkı göz göre göre gasbedilmiştir.”

Ayrıca, yakın geçmişte özellikle olağanüstü hal döneminde çok sayıda öğrenci hakkında kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunmaksızın idari işlemler tesis edildiğini hatırlatan Konukçu, bu durumun eğitim hakkı üzerinde kalıcı sonuçlar doğurduğunu ifade etti.

Madde Oylanarak Kabul Edildi

Verilen önergelerin reddedilmesinin ardından 15’inci madde oylanarak kabul edildi. Böylece üniversiteyle ilişiği kesilen veya kayıt yaptıramayan öğrencilere yükseköğrenimlerine devam etme hakkı tanıyan düzenleme resmiyet kazandı.

Okumaya Devam Et

Gündem

İçerik Başlığı: AHBAP Soruşturmasında 7 Kişi Tutuklandı! İşte Hüseyin Başaran’ın O İfadesi

Yayımlandı

üzerinde

FatihDoğanMedya – Hızlı, Tarafsız, Güvenilir Haber

İçerik Başlığı: AHBAP Soruşturmasında 7 Kişi Tutuklandı! İşte Hüseyin Başaran’ın O İfadesi

Tarih: 30 Temmuz 2026
Saat: 14:30
Okuma Süresi: 4 dakika

FatihDoğanMedya 


AHBAP Derneği’ne yönelik yürütülen ‘Ahbaplar Suç Örgütü’ soruşturmasında flaş bir gelişme yaşandı. 4’üncü dalga operasyon kapsamında gözaltına alınan 13 şüpheliden aralarında ünlü iş insanı Hüseyin Başaran’ın da bulunduğu 7 kişi tutuklandı. Başaran’ın savcılıkta verdiği ifade ise soruşturmanın boyutlarını gözler önüne serdi.

Soruşturmanın 4’üncü Dalgası: 13 Gözaltı, 7 Tutuklama

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma kapsamında İstanbul Emniyet Müdürlüğü ekipleri, 27 Temmuz Pazartesi sabahı 4’üncü dalga operasyonu gerçekleştirdi. Operasyonda 13 şüpheli gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen 12 şüpheliden 7’si tutuklanırken, 6 kişi hakkında adli kontrol tedbiri uygulandı.

Tutuklanan isimler şöyle: Hüseyin Başaran, Ayhan Çevik, Murat Yaren, Nejdet Kuy, Emin Arat, Muhammed Ali Yılmaz ve Deniz Şimşek.

Soruşturmanın 4 Ana Ayağı

Savcılık tarafından yürütülen soruşturmada 4 ana başlık altında inceleme yapıldığı ortaya çıktı:

· Konut ve Konteyner Alımları: Derneğin 2023 yılında konut yapımı için anlaşma sağladığı ve bağışlardan önemli miktarda para aktardığı halde taahhüt edilen konutların tamamlanmadığı iddia edilen şirket yetkilileri hakkında işlem başlatıldı.
· Şüpheli Taşınmaz Devirleri: Bazı kişi ve şirketler tarafından Yeliz Kaya’ya çok sayıda taşınmaz devredildiği tespit edildi.
· Dernek Çekleri: Dernek tarafından düzenlenen bazı çeklerin dolaşımı ve tahsil süreçleri inceleniyor.
· Haluk Levent ile Mali İlişkiler: Haluk Levent ile arasındaki mali ve ticari ilişkinin şüpheli nitelikte olduğu değerlendirilen Ali D. hakkında işlem başlatıldı.

Hüseyin Başaran’ın Savcılık İfadesi Ortaya Çıktı

Soruşturmanın en dikkat çeken ismi olan Başaran Holding’in sahibi Hüseyin Başaran’ın savcılık ifadesi, yaşananları tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi.

Haluk Levent ile Tanışma

Başaran ifadesinde Haluk Levent ile 4 sene önce Trabzon’da bir otelin lobisinde tanıştığını, ardından 4 sene boyunca kendisini görmediğini belirtti. 4 sene sonra bir mekanda karşılaştıklarında Levent’in kendisine daire satın almak istediğini söylediğini aktardı.

‘Uluslararası Fonlar’ İddiası

Levent’in kendisine toplu daire alımları yaptığını ve bu daireleri uluslararası yardım fonlarından gelen paralarla satın aldığını söylediğini iddia eden Başaran, Levent’in kendisine Yeliz Kaya’yı yurt dışındaki fonların temsilcisi olarak tanıttığını ve dairelerin onun üzerine tescil edilmesi gerektiğini söylediğini kaydetti.

‘Kızımın Adını Kullanarak Duygusal İstismar’

Başaran ifadesinin en çarpıcı bölümünde şu ifadeleri kullandı: *“Kızımın adını kullanarak sürekli duygusal bir istismar süreci yürüttü. Neredeyse her gün evime geliyordu. Bu şekilde peyderpey 21 daire ve 1 fabrika devrettik. Bunlara dair sözleşmeleri sunduk. Bunlar karşılığında hep şahsi senetlerini verdi. Bize verdiği senetlerden Ahbap Derneği’nin kefil olduğu senet yoktur.”

‘Taşınmazların Esin Önder Çağlayan’a Devredileceğini Bilmiyordum’

Başaran, 22 taşınmazın Esin Önder Çağlayan’a devredileceğinden haberinin olmadığını belirterek, taşınmazlar üzerinde şu anda ciddi ipotekler bulunduğunu ve Globus ile Kanat şirketlerinin bu taşınmazlar üzerine ipotek tesis ederek kredi çektiğini öne sürdü.

Başaran ayrıca devrettikleri taşınmazların parasını alamadıklarını, Levent’in kendisine Amerika’da bir iş insanından bahsederek tekne satabileceğini söylediğini ancak bu işin de sonuçsuz kaldığını ifade etti.

Soruşturma Derinleşiyor

AHBAP Derneği’ne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında daha önce Haluk Levent ve 13 kişi daha tutuklanmıştı. Yeni dalga operasyonla birlikte soruşturmanın kapsamı giderek genişliyor. Derneğin mali yapısı, bağışların kullanımı ve şüpheli taşınmaz devirleri mercek altına alınırken, önümüzdeki günlerde yeni gözaltı ve tutuklamaların yaşanması bekleniyor.

Ahbap Soruşturması’nda Yeni Dalga: Hüseyin Başaran Dahil 7 Kişi Tutuklama Talebiyle Hakimlikte

 

Okumaya Devam Et

Gündem

PKK’dan çerçeve yasa açıklaması: “Esas yaklaşımı yasayı gördükten sonra ortaya koyacağız”

Yayımlandı

üzerinde

FatihDoğanMedya – Hızlı, Tarafsız, Güvenilir Haber

PKK’dan çerçeve yasa açıklaması: “Esas yaklaşımı yasayı gördükten sonra ortaya koyacağız”

Tarih: 30 Temmuz 2026 | Saat: 22:15 | Okuma Süresi: 3 dakika

Kaynak: Anka Haber Ajansı / Ahmet Ün (Diyarbakır)

PKK’dan çerçeve yasaya ilişkin ilk açıklama: “Barış dilde başlar”

Terör örgütü PKK, İmralı’da bulunan Abdullah Öcalan’ın talimatıyla fesih kararını açıklamasının ardından, önümüzdeki hafta Meclis’ten geçmesi beklenen çerçeve yasaya dair dikkat çeken bir açıklama yaptı. Örgüt, yasanın içeriğini görmeden nihai tutumlarını belirlemeyeceklerini duyurdu.

Açıklamada, “Türkiye halklarının geleceğini ilgilendiren kök yasayla ilgili tartışmalar çeşitli biçimde sürmekte ve kamuoyuna yansımaktadır. Yapılan tartışmalar ve açık kaynaklardan yansıyanlara baktığımızda bu yasaya ne kadar ciddi yaklaşılıyor konusunda kuşkular oluşmaktadır” ifadeleri yer aldı.

Öcalan’ın 20 Temmuz tarihli görüşmesine atıf

PKK, açıklamasında Abdullah Öcalan’ın 20 Temmuz tarihli görüşmede çıkacak yasaya ilişkin görüşlerine de yer verdi. Örgüt, Öcalan’ın yasanın “basit, dar ve geleceğe hizmet etmeyen biçimde olmaması” gerektiğini vurguladığını aktardı.

Açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

“Bu yasanın Kürt halkıyla Türk devleti arasındaki yüz yıllık kopukluğu gidermede önemli bir adım olması beklenmektedir. Dolayısıyla barışı hedefleyen bir yasa özelliği taşıması önemli olmaktadır. Dünyanın her yerinde olduğu gibi barış en başta da dilde başlar.”

“Terör örgütü” tanımlamasına itiraz

Örgüt açıklamasının en dikkat çeken bölümlerinden birinde, kendileri için hâlâ “terör” ve “terör örgütü” kavramlarının kullanılmasına itiraz etti. PKK, fesih kararı sonrası bu tanımlamaların süreci sorunlu hale getireceğini savundu.

“Daha baştan hassasiyetlere dikkat etmemektir. Özcesi dil, tanımlama ve içeriğin amaca uygun olması sürecin ilerlemesi için çok önemlidir” denildi.

Öcalan’ın rolü vurgusu: “Devreye girmeden mümkün değil”

PKK açıklamasında, Abdullah Öcalan’ın süreçteki rolünün netleştirilmesi gerektiğini ısrarla vurguladı. “Abdullah Öcalan devreye girmeden ve bizzat bu süreci yönetmeden alınan kararların ve çıkan yasanın gereklerini yerine getirmek mümkün değildir” ifadeleri kullanıldı.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin daha önce dile getirdiği “Öcalan’ın barış ve siyasallaşma koordinatörü olması” görüşüne de atıfta bulunulan açıklamada, İmralı’da yapılan tartışmalarda bu konunun kabul edildiği iddia edildi.

“Muhatap ve baş müzakereci olan Abdullah Öcalan’ın konumunun netleştirilmesi önemli olmaktadır” denilerek, Öcalan’ın statüsünün yasada dikkate alınmaması durumunda yasanın pratikte uygulanmasının zorlaşacağı öne sürüldü.

“Esas tutumumuzu yasayı gördükten sonra ortaya koyacağız”

PKK, çerçeve yasaya ilişkin nihai değerlendirmesini henüz yapmadığını belirterek, “Daha önce de defalarca belirttiğimiz gibi esas yaklaşım ve tutumumuzu yasayı gördükten sonra ortaya koyacağız. Kuşkusuz yasa olumlu olduğunda teşvik edici olacağız ve üzerimize düşeni yapacağız” ifadelerini kullandı.

Örgüt ayrıca, barış sürecinin sadece silahsızlanmaya indirgenmemesi gerektiğini savunarak, “Kök ya da çerçeve yasadan söz etmek bu yasadan sonra başka yasaların çıkacağı ve adımların atılacağını kabul etmektir” görüşünü dile getirdi.

Gözler Meclis’te

PKK’nın bu açıklaması, önümüzdeki hafta Meclis gündemine gelmesi beklenen çerçeve yasa tartışmaları öncesinde önemli bir mesaj olarak değerlendiriliyor. Örgütün yasayı gördükten sonraki tutumunun nasıl şekilleneceği ve sürecin nasıl ilerleyeceği ise merak konusu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar