Daha fazla hava durumu tahmini: 15 günlük hava durumu İstanbul
Bizimle İletişimde Kalın

Gündem

Bakan Yerlikaya Duyurdu: Mattia Ahmet Minguzzi’nin Ailesini Tehdit Edenler Yakalandı!

Yayımlandı

üzerinde

FatihDoğanMedya – Hızlı, Tarafsız, Güvenilir Haber

Açıklama:
İstanbul Kadıköy’de yaşanan elim hadise sonrası, 15 yaşındaki Mattia Ahmet Minguzzi’nin ailesini sosyal medyada tehdit eden şahıslar gözaltına alındı. Bakan Yerlikaya’nın yaptığı açıklama, güvenlik operasyonları ve duruşma süreciyle ilgili tüm detaylar makalemizde.

Giriş

İstanbul Kadıköy’de meydana gelen üzücü olay, ülkemizi derinden sarsmış durumda. 24 Ocak 2025 tarihinde, tarihi Salı Pazarı’nda bıçaklı saldırıya uğrayan 15 yaşındaki Mattia Ahmet Minguzzi’nin hayatını kaybetmesi sonrası, failleri öven ve ailesine ölüm tehdidinde bulunan sosyal medya paylaşımları, kamuoyunda tartışma yarattı. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın yaptığı açıklamada, söz konusu tehdit mesajlarını gönderen 5 şahsın güvenlik güçlerimizce yakalandığı bildirildi. Bu makalede, olayın ayrıntıları, hukuki süreç ve aileye yönelik tehditlerin etkileri ele alınmaktadır.


Olayın Özeti

Mattia Ahmet Minguzzi’nin Hayatı ve Olayın Gerçekleşme Anı

15 yaşındaki Mattia Ahmet Minguzzi, İstanbul Kadıköy’de, ailesinin sevilen üyesi olarak ön plana çıkmıştı. Ne yazık ki, 24 Ocak’ta gerçekleşen pazardaki saldırı sonucu, genç Minguzzi ciddi yaralanmalar aldı. Yapılan iddialara göre;

  • İlk aşamada, 15 yaşındaki sanık B.A. tarafından beş kez bıçaklanarak yaralandı.

  • Ardından, olay yerinde 16 yaşındaki sanık U.B.’nin attığı tekmelerle yaraları ağırlaştı.

Hastaneye kaldırılan Mattia, yoğun bakımda geçirdiği 14 günlük yaşam mücadelesinin ardından 9 Şubat’ta yaşamını yitirdi. Bu trajik olay, ülke genelinde ve sosyal medyada büyük yankı uyandırdı.


Ailenin Tehdit Altında Olduğu İddiaları

Sosyal Medyada Yaygın Olarak Gözlemlenen Tehdit Mesajları

Minguzzi’nin ölümünün ardından, sosyal medya üzerinden ailesini öven ve aynı zamanda tehdit içeren mesajlar paylaşılmaya başlandı. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın resmi X (eski Twitter) hesabından yaptığı açıklamada, bu paylaşımların failleri öven ve aileye yönelik ölüm tehditleri barındırdığı belirtildi. Bakan yerli ifade etti:

“15 yaşındaki Mattia Ahmet Minguzzi, İstanbul Kadıköy’de bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybetmişti. Bu elim hadise sonrası sosyal medya hesaplarından failleri öven ve aileye tehdit içerikli mesajları veren 5 şüpheli şahıs, güvenlik güçlerimizce yakalandı.”

Paylaşımlarda, şahısların kullandığı dil ve gönderilen görseller, ailenin yaşadığı acının üzerine ek bir zulüm olarak görülürken; bu tür davranışlar, kamu vicdanı tarafından şiddetle kınandı.


Güvenlik Operasyonu ve Gözaltı İşlemleri

Operasyonun Yürütülmesi ve Yakalanan Şahıslar

Olayın hemen ardından, emniyet güçleri ve jandarma birimleri devreye girerek sosyal medya platformlarında yayılan tehdit mesajlarının izini sürdü. Yapılan operasyon sonucunda toplam 5 şüpheli gözaltına alındı. Açıklamalara göre, bu şahıslar arasında 4’ü “Suça Sürüklenen Çocuk” (SSÇ) kategorisine giriyor; isimleri B.A., H.E.A., K.G., E.K. ve A.S.D. olarak belirlendi. Operasyon, sosyal medya üzerinden yapılan bu paylaşımların izini sürme ve ilgili şüphelilerin tespiti konusunda örnek teşkil eden bir çalışma olarak değerlendirildi.

Siber Suç Operasyonları ile İlgili Gelişmeler

Bunun yanı sıra, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın açıklamalarına paralel olarak, ülke genelinde siber suç operasyonları kapsamında 27 ilde gerçekleştirilen operasyonlar sonucu 118 şüphelinin tutuklanması da kamuoyuna duyuruldu. Bu bilgiler, dijital ortamda işlenen suçların ne denli geniş kapsamlı ve örgütlü bir hal aldığını gözler önüne seriyor.


Hukuki Süreç ve Duruşma Gelişmeleri

Davanın Görülmeye Başlanması

Minguzzi cinayetiyle ilgili dava kapsamında, 15 ve 16 yaşındaki sanıkların yargılandığı duruşmanın ilk aşamaları başladı. İstanbul Anadolu 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi’nde gerçekleştirilen ilk duruşma, sanıkların savunmalarının alınması ve tanık ifadelerinin dinlenmesiyle devam etti. Ancak, önemli bir noktada mahkeme heyeti, ek tanık ifadelerinin alınması amacıyla duruşmayı 8 Mayıs’a erteledi.

Ailenin Hukuki Mücadele Süreci

Minguzzi ailesinin avukatı Rezan Epözdemir, duruşma sırasında yaptığı açıklamalarda; “Mezarı yıkarak bize verilmek istenen mesajı aldık. Ancak, ailemizi ve adalet talebimizi hiçbir şekilde korkutamayacaklar. Hukuk devleti gereği hakkımızı sonuna kadar arayacağız” ifadelerini kullandı. Bu açıklamalar, ailenin yaşadığı travmanın yanı sıra, adaletin tecellisi için yürütülen hukuki sürecin ne kadar hassas ve kritik olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.


Toplumsal ve Kamuoyu Tepkileri

Aileye Destek ve Ünlü İsimlerin Müdahalesi

Olayın duyulmasının ardından, ünlü isimlerden ve kamuoyundan gelen destek mesajları da yaşandı. Hem sosyal medyada hem de çeşitli platformlarda, “Adalet” ve “Hukuk Devleti” vurgusu yapılarak, benzer acıların tekrarlanmaması için güçlü adımlar atılması çağrısı yapıldı. Bazı ünlü sanatçıların ve siyasetçilerin adliyeye gelerek aileye destek mesajlarında bulunması, kamuoyunun olayın ciddiyetine verdiği önemi yansıtıyor.

Hukuki Düzenlemeler ve Meclis Tartışmaları

Olayın etkisi sadece bireysel acı ile sınırlı kalmayıp, meclis gündemine kadar taşındı. Bazı milletvekilleri ve siyasi partiler, çocuk suçluluğu ve suç işleyen çocukların cezaları konusunda kapsamlı bir yasal düzenlemenin gerekliliğini dile getirirken; özellikle Minguzzi cinayeti örneği üzerinden mevcut yasalarda yaş küçüklüğü nedeniyle indirim uygulanmasının eleştirildiği belirtildi. Bu bağlamda, adaletin tecellisi ve benzer vakaların önüne geçilmesi için somut değişikliklerin yapılması yönünde çağrılar yapıldı.


Gelecek Adımlar ve Sonuç

Adalet Beklentisi

Minguzzi ailesi, acı kayıplarının yerine adaletin tecelli etmesini beklerken; yaşanan bu olay, ülkemizdeki dijital ortam suçlarının ve çocuk suçluluğunun boyutunu da gözler önüne seriyor. Aile, tehdit mesajlarına ve mezarın tahrip edilmesi gibi olaylara rağmen, hukuki mücadelesini sürdürme kararlılığını defalarca dile getirmiştir. “Mesajı aldık, korkmuyoruz” ifadesi, ailenin adalete olan inancını ve kararlılığını simgeliyor.

Toplumsal Hassasiyetin Artırılması

Bu tür olaylar, sadece bireysel aile acısı değil, aynı zamanda toplumun genelinde yarattığı derin endişe ve hassasiyet nedeniyle, hukuki ve sosyal düzen açısından önemli bir dönemeçtir. Yetkililerin siber suç operasyonlarını artırması, güvenlik önlemlerini sıkılaştırması ve yargı sürecinde adaleti sağlama yönündeki çabaları, benzer vakaların tekrarının önlenmesi için elzemdir.


Sonuç

Bakan Ali Yerlikaya’nın açıklamaları, Minguzzi ailesine yönelik tehditlerin ve sosyal medyada yayılan nefret içerikli paylaşımların ne kadar ciddi boyutlara ulaştığını gösteriyor. Operasyonlarla yakalanan 5 şahsın gözaltına alınması, hem siber suçların hem de toplumsal huzursuzluğun giderilmesi açısından önemli bir adım olarak değerlendirilirken; davanın hukuki süreçleri, adaletin tecellisi için kritik önem taşımaktadır. Minguzzi ailesi ve kamuoyu, adaletin tecelli etmesi için atılacak her adımı yakından takip ediyor.

Bu makale, olayın detaylarına ışık tutarken, kamuoyunun bilinçlenmesi ve benzer acıların tekrar yaşanmaması için alınacak önlemlerin önemine vurgu yapmaktadır.

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Gündem

TBMM’den Öğrenci Affına Onay: Üniversiteyle İlişiği Kesilenlere Geri Dönüş Yolu Açıldı

Yayımlandı

üzerinde

FatihDoğanMedya – Hızlı, Tarafsız, Güvenilir Haber

TBMM’den Öğrenci Affına Onay: Üniversiteyle İlişiği Kesilenlere Geri Dönüş Yolu Açıldı

Tarih: 30 Temmuz 2026
Saat: 23:20
 Okuma Süresi: 3 dakika

ANKA

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda, üniversitelerden ilişiği kesilen öğrencilere yeniden eğitim hakkı tanıyan “öğrenci affı” düzenlemesi kabul edildi. Yükseköğretim Kanunu’nda değişiklik öngören teklifin 15’inci maddesi, yoğun tartışmaların ardından Meclis’ten geçti. Peki bu düzenleme kimleri kapsıyor, hangi eleştiriler gündeme geldi? İşte detaylar…

Düzenleme Kimleri Kapsıyor?

Kabul edilen maddeyle birlikte, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’na geçici bir madde ekleniyor. Buna göre:

· Yükseköğretim kurumlarında öğrenim görmekteyken ilişiği kesilenler,
· Kayıt hakkı kazandığı halde çeşitli nedenlerle kayıt yaptıramayan öğrenciler,

yükseköğrenimlerine devam etme hakkına kavuşacak.

Ayrıca, daha önce farklı bir öğrenim düzeyinde (ön lisans, lisans, yüksek lisans veya doktora) bu kapsamda haklardan yararlanmış olmak, başka bir düzeyde aynı maddeden faydalanmaya engel teşkil etmeyecek.

Komisyon Sürecine Eleştiriler: “Sadece YÖK Vardı”

Teklifin görüşmeleri sırasında muhalefetten düzenlemeye yönelik sert eleştiriler geldi. Yeni Yol Grubu adına söz alan Hatay Milletvekili Necmettin Çalışkan, öğrenci affının aylardır beklendiğini ancak sürecin aceleye getirildiğini belirtti.

Çalışkan, komisyon görüşmelerinin kesintisiz şekilde bir gecede tamamlandığını hatırlatarak şu eleştirileri sıraladı:

“Komisyon kesintisiz, bir gece sabaha kadar görüştü, on beş saatlik müzakere sonucunda bir yasa çıktı. Kanunun hazırlanma sürecinde sendikalar, sivil toplum örgütleri, alanında uzmanlar yok. Kim var? Sadece YÖK var; o da zaten taraf.”

Çalışkan, yasanın yürürlüğe girmesinin ardından çok az sayıda öğrenci dışında kimsenin memnun olmayacağını savundu.

“Üniversiteler İşsiz Üreten Fabrika Haline Geldi”

Eğitim politikalarına yönelik eleştirilerini sürdüren Çalışkan, 12 yıllık zorunlu eğitimin mesleki eğitime zarar verdiğini öne sürdü. 28 Şubat sürecinde eğitimin 8 yıla çıkarıldığını hatırlatan Çalışkan, mevcut uygulamayı “28 Şubat’a level atlattınız” sözleriyle eleştirdi.

İstihdam sorununa da dikkat çeken Çalışkan, bazı fakültelerin mezunlarına iş olanağı sağlayamadığını belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Üniversiteler artık işsiz üreten fabrika haline geldi. Yapacağınız iş, eğer bir fakültenin mezunu bir yere atanamayacaksa kapatın, boşuna almayın, insanların duygusunu sömürüyorsunuz.”

“İltisak ve İrtibat” Tartışması

DEM Parti İstanbul Milletvekili Kezban Konukçu ise madde metninde yer alan “terör örgütlerine iltisakı yahut bunlarla irtibatı” ifadesinin hukuki belirsizlik yarattığını savundu.

Konukçu, bu kavramların geçmişte çok sayıda öğrenci açısından hak kayıplarına yol açtığını belirterek şunları söyledi:

“İltisak ve irtibat kavramları üzerinden pek çok sosyalist, devrimci ve muhalif öğrencinin eğitim hakkı göz göre göre gasbedilmiştir.”

Ayrıca, yakın geçmişte özellikle olağanüstü hal döneminde çok sayıda öğrenci hakkında kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunmaksızın idari işlemler tesis edildiğini hatırlatan Konukçu, bu durumun eğitim hakkı üzerinde kalıcı sonuçlar doğurduğunu ifade etti.

Madde Oylanarak Kabul Edildi

Verilen önergelerin reddedilmesinin ardından 15’inci madde oylanarak kabul edildi. Böylece üniversiteyle ilişiği kesilen veya kayıt yaptıramayan öğrencilere yükseköğrenimlerine devam etme hakkı tanıyan düzenleme resmiyet kazandı.

Okumaya Devam Et

Gündem

İçerik Başlığı: AHBAP Soruşturmasında 7 Kişi Tutuklandı! İşte Hüseyin Başaran’ın O İfadesi

Yayımlandı

üzerinde

FatihDoğanMedya – Hızlı, Tarafsız, Güvenilir Haber

İçerik Başlığı: AHBAP Soruşturmasında 7 Kişi Tutuklandı! İşte Hüseyin Başaran’ın O İfadesi

Tarih: 30 Temmuz 2026
Saat: 14:30
Okuma Süresi: 4 dakika

FatihDoğanMedya 


AHBAP Derneği’ne yönelik yürütülen ‘Ahbaplar Suç Örgütü’ soruşturmasında flaş bir gelişme yaşandı. 4’üncü dalga operasyon kapsamında gözaltına alınan 13 şüpheliden aralarında ünlü iş insanı Hüseyin Başaran’ın da bulunduğu 7 kişi tutuklandı. Başaran’ın savcılıkta verdiği ifade ise soruşturmanın boyutlarını gözler önüne serdi.

Soruşturmanın 4’üncü Dalgası: 13 Gözaltı, 7 Tutuklama

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma kapsamında İstanbul Emniyet Müdürlüğü ekipleri, 27 Temmuz Pazartesi sabahı 4’üncü dalga operasyonu gerçekleştirdi. Operasyonda 13 şüpheli gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen 12 şüpheliden 7’si tutuklanırken, 6 kişi hakkında adli kontrol tedbiri uygulandı.

Tutuklanan isimler şöyle: Hüseyin Başaran, Ayhan Çevik, Murat Yaren, Nejdet Kuy, Emin Arat, Muhammed Ali Yılmaz ve Deniz Şimşek.

Soruşturmanın 4 Ana Ayağı

Savcılık tarafından yürütülen soruşturmada 4 ana başlık altında inceleme yapıldığı ortaya çıktı:

· Konut ve Konteyner Alımları: Derneğin 2023 yılında konut yapımı için anlaşma sağladığı ve bağışlardan önemli miktarda para aktardığı halde taahhüt edilen konutların tamamlanmadığı iddia edilen şirket yetkilileri hakkında işlem başlatıldı.
· Şüpheli Taşınmaz Devirleri: Bazı kişi ve şirketler tarafından Yeliz Kaya’ya çok sayıda taşınmaz devredildiği tespit edildi.
· Dernek Çekleri: Dernek tarafından düzenlenen bazı çeklerin dolaşımı ve tahsil süreçleri inceleniyor.
· Haluk Levent ile Mali İlişkiler: Haluk Levent ile arasındaki mali ve ticari ilişkinin şüpheli nitelikte olduğu değerlendirilen Ali D. hakkında işlem başlatıldı.

Hüseyin Başaran’ın Savcılık İfadesi Ortaya Çıktı

Soruşturmanın en dikkat çeken ismi olan Başaran Holding’in sahibi Hüseyin Başaran’ın savcılık ifadesi, yaşananları tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi.

Haluk Levent ile Tanışma

Başaran ifadesinde Haluk Levent ile 4 sene önce Trabzon’da bir otelin lobisinde tanıştığını, ardından 4 sene boyunca kendisini görmediğini belirtti. 4 sene sonra bir mekanda karşılaştıklarında Levent’in kendisine daire satın almak istediğini söylediğini aktardı.

‘Uluslararası Fonlar’ İddiası

Levent’in kendisine toplu daire alımları yaptığını ve bu daireleri uluslararası yardım fonlarından gelen paralarla satın aldığını söylediğini iddia eden Başaran, Levent’in kendisine Yeliz Kaya’yı yurt dışındaki fonların temsilcisi olarak tanıttığını ve dairelerin onun üzerine tescil edilmesi gerektiğini söylediğini kaydetti.

‘Kızımın Adını Kullanarak Duygusal İstismar’

Başaran ifadesinin en çarpıcı bölümünde şu ifadeleri kullandı: *“Kızımın adını kullanarak sürekli duygusal bir istismar süreci yürüttü. Neredeyse her gün evime geliyordu. Bu şekilde peyderpey 21 daire ve 1 fabrika devrettik. Bunlara dair sözleşmeleri sunduk. Bunlar karşılığında hep şahsi senetlerini verdi. Bize verdiği senetlerden Ahbap Derneği’nin kefil olduğu senet yoktur.”

‘Taşınmazların Esin Önder Çağlayan’a Devredileceğini Bilmiyordum’

Başaran, 22 taşınmazın Esin Önder Çağlayan’a devredileceğinden haberinin olmadığını belirterek, taşınmazlar üzerinde şu anda ciddi ipotekler bulunduğunu ve Globus ile Kanat şirketlerinin bu taşınmazlar üzerine ipotek tesis ederek kredi çektiğini öne sürdü.

Başaran ayrıca devrettikleri taşınmazların parasını alamadıklarını, Levent’in kendisine Amerika’da bir iş insanından bahsederek tekne satabileceğini söylediğini ancak bu işin de sonuçsuz kaldığını ifade etti.

Soruşturma Derinleşiyor

AHBAP Derneği’ne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında daha önce Haluk Levent ve 13 kişi daha tutuklanmıştı. Yeni dalga operasyonla birlikte soruşturmanın kapsamı giderek genişliyor. Derneğin mali yapısı, bağışların kullanımı ve şüpheli taşınmaz devirleri mercek altına alınırken, önümüzdeki günlerde yeni gözaltı ve tutuklamaların yaşanması bekleniyor.

Ahbap Soruşturması’nda Yeni Dalga: Hüseyin Başaran Dahil 7 Kişi Tutuklama Talebiyle Hakimlikte

 

Okumaya Devam Et

Gündem

PKK’dan çerçeve yasa açıklaması: “Esas yaklaşımı yasayı gördükten sonra ortaya koyacağız”

Yayımlandı

üzerinde

FatihDoğanMedya – Hızlı, Tarafsız, Güvenilir Haber

PKK’dan çerçeve yasa açıklaması: “Esas yaklaşımı yasayı gördükten sonra ortaya koyacağız”

Tarih: 30 Temmuz 2026 | Saat: 22:15 | Okuma Süresi: 3 dakika

Kaynak: Anka Haber Ajansı / Ahmet Ün (Diyarbakır)

PKK’dan çerçeve yasaya ilişkin ilk açıklama: “Barış dilde başlar”

Terör örgütü PKK, İmralı’da bulunan Abdullah Öcalan’ın talimatıyla fesih kararını açıklamasının ardından, önümüzdeki hafta Meclis’ten geçmesi beklenen çerçeve yasaya dair dikkat çeken bir açıklama yaptı. Örgüt, yasanın içeriğini görmeden nihai tutumlarını belirlemeyeceklerini duyurdu.

Açıklamada, “Türkiye halklarının geleceğini ilgilendiren kök yasayla ilgili tartışmalar çeşitli biçimde sürmekte ve kamuoyuna yansımaktadır. Yapılan tartışmalar ve açık kaynaklardan yansıyanlara baktığımızda bu yasaya ne kadar ciddi yaklaşılıyor konusunda kuşkular oluşmaktadır” ifadeleri yer aldı.

Öcalan’ın 20 Temmuz tarihli görüşmesine atıf

PKK, açıklamasında Abdullah Öcalan’ın 20 Temmuz tarihli görüşmede çıkacak yasaya ilişkin görüşlerine de yer verdi. Örgüt, Öcalan’ın yasanın “basit, dar ve geleceğe hizmet etmeyen biçimde olmaması” gerektiğini vurguladığını aktardı.

Açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

“Bu yasanın Kürt halkıyla Türk devleti arasındaki yüz yıllık kopukluğu gidermede önemli bir adım olması beklenmektedir. Dolayısıyla barışı hedefleyen bir yasa özelliği taşıması önemli olmaktadır. Dünyanın her yerinde olduğu gibi barış en başta da dilde başlar.”

“Terör örgütü” tanımlamasına itiraz

Örgüt açıklamasının en dikkat çeken bölümlerinden birinde, kendileri için hâlâ “terör” ve “terör örgütü” kavramlarının kullanılmasına itiraz etti. PKK, fesih kararı sonrası bu tanımlamaların süreci sorunlu hale getireceğini savundu.

“Daha baştan hassasiyetlere dikkat etmemektir. Özcesi dil, tanımlama ve içeriğin amaca uygun olması sürecin ilerlemesi için çok önemlidir” denildi.

Öcalan’ın rolü vurgusu: “Devreye girmeden mümkün değil”

PKK açıklamasında, Abdullah Öcalan’ın süreçteki rolünün netleştirilmesi gerektiğini ısrarla vurguladı. “Abdullah Öcalan devreye girmeden ve bizzat bu süreci yönetmeden alınan kararların ve çıkan yasanın gereklerini yerine getirmek mümkün değildir” ifadeleri kullanıldı.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin daha önce dile getirdiği “Öcalan’ın barış ve siyasallaşma koordinatörü olması” görüşüne de atıfta bulunulan açıklamada, İmralı’da yapılan tartışmalarda bu konunun kabul edildiği iddia edildi.

“Muhatap ve baş müzakereci olan Abdullah Öcalan’ın konumunun netleştirilmesi önemli olmaktadır” denilerek, Öcalan’ın statüsünün yasada dikkate alınmaması durumunda yasanın pratikte uygulanmasının zorlaşacağı öne sürüldü.

“Esas tutumumuzu yasayı gördükten sonra ortaya koyacağız”

PKK, çerçeve yasaya ilişkin nihai değerlendirmesini henüz yapmadığını belirterek, “Daha önce de defalarca belirttiğimiz gibi esas yaklaşım ve tutumumuzu yasayı gördükten sonra ortaya koyacağız. Kuşkusuz yasa olumlu olduğunda teşvik edici olacağız ve üzerimize düşeni yapacağız” ifadelerini kullandı.

Örgüt ayrıca, barış sürecinin sadece silahsızlanmaya indirgenmemesi gerektiğini savunarak, “Kök ya da çerçeve yasadan söz etmek bu yasadan sonra başka yasaların çıkacağı ve adımların atılacağını kabul etmektir” görüşünü dile getirdi.

Gözler Meclis’te

PKK’nın bu açıklaması, önümüzdeki hafta Meclis gündemine gelmesi beklenen çerçeve yasa tartışmaları öncesinde önemli bir mesaj olarak değerlendiriliyor. Örgütün yasayı gördükten sonraki tutumunun nasıl şekilleneceği ve sürecin nasıl ilerleyeceği ise merak konusu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar