Daha fazla hava durumu tahmini: 15 günlük hava durumu İstanbul
Bizimle İletişimde Kalın

Teknoloji

Togg, Almanya’da ilk teslimatlarını gerçekleştirdi

Yayımlandı

üzerinde

Avrupa’daki ilk pazarı olan ’da eylül ayı itibarıyla satışa başlayan Togg, ilk akıllı cihazlarının teslimatını gerçekleştirdi.

Hem T10X hem de T10F modelleri ile pazarına giriş yapan Togg, Alman otomotiv sektörünün başkenti Stuttgart’ta yapılan ilk teslimatlarla önemli bir kilometre taşını daha geride bıraktı.

Stuttgart’ta Togg merkezinin bulunduğu alanda düzenlenen etkinlikte T10X ve T10F kullanıcılarıyla buluştu. Böylece Türkiye’de tasarlanıp geliştirilen ve üretilen akıllı cihazlar ilk kez Almanya yollarına çıkmış oldu.

8 Eylül 2025’te Münih’te düzenlenen IAA Mobility fuarında Almanya tanıtımı gerçekleştirilen, T10X ve T10F, 29 Eylül’de ön siparişe açılmıştı.

Reklam
Togg, Almanya’da ilk teslimatlarını gerçekleştirdi - 1 Togg’un T10X ve T10F modelleri, 29 Eylül’de Almanya’da ön siparişe açılmıştı.

“GURUR VERİCİ VE FİYATI UYGUN”

Bugün aracını teslim alan Ali Aydoğan da duygularını anlatmakta zorlandığını belirterek, “Heyecanlıyız, çok heyecanlıyız, çok mutluyuz.” dedi.

’da ön siparişlerin başladığı 29 Eylül’de Togg aracını sipariş verdiğini belirten Aydoğan, “Kendi arabamızı gibi bir Avrupa ülkesinde kullanmak bizim için çok gurur verici şeydi ve mutluyuz. Bugün burada olmaktan, arabamı teslim almaktan, Türk arabasını, kendi yerli malımızı kullanabilmekten çok mutluyuz.” diye konuştu.

Aydoğmuş, ”Ben Alman arabası olarak Porsche kullanıyorum. O da elektrik. Şimdiki Togg’da fiyat olarak ve de kıyaslanınca içindeki bütün uygulamaları hani bence çok üstün bir kalitede ve de daha fazlası aksesuar olarak da çok çok daha fazla. Fiyatı da benim için fevkalade uygun bir şey yani. Avrupa pazarında tutması gereken bir fiyat.” diye konuştu.

Hasan Aygüneş de Almanya’da Togg sahibi olmaktan dolayı çok gururlu olduğunu dile getirerek, “Mercedes’imi Togg’u alabilmek için geri verdim. Togg’u, sürdüm ve çok beğendim. Gerçekten de diğerlerinden hiç arkada kalmamışız. Ve hiç düşünmedim. Yani hem Türkiye’mizi destek olarak hem de arabanın gerçekten de çok güzel olması bizi hiç ürküttürmedi.” değerlendirmesinde bulundu.

Reklam
Togg, Almanya’da ilk teslimatlarını gerçekleştirdi - 2 Togg’un iki modeli de Euro NCAP testlerinden en yüksek derece olan 5 yıldız aldı. 

ALMANYA’DA TESLİMAT, SERVİS VE DENEYİM ALANLARI GENİŞLİYOR

Alınan bilgiye göre, “Bir otomobilden fazlası için” yola çıkan Togg, bağımsız Euro NCAP programının tüm testlerinden en yüksek derece olan 5 yıldızı alan T10X ve T10F ile Avrupalı kullanıcılarla buluşmaya devam edecek.

’daki ilk teslimatlarını yapan Togg, ülkede kullanıcılarla buluşma noktalarını da hızla genişletiyor. İlk teslimat noktası olarak Kelheim’i belirleyen marka, kısa süre içinde Neuss’ta da yeni bir teslimat noktasını devreye alacak.

Berlin, Essen ve Nürnberg’de aktif servis noktaları hizmet verirken, Münih başta olmak üzere yeni şehirlerde de servis altyapısının devreye alınması için çalışmalar sürüyor.

Kullanıcı deneyimini merkeze alan Togg,  genelinde genişleyen test sürüşü ve deneyim noktalarıyla da sahada. Köln, Berlin, Frankfurt, Münih ve Hamburg’da test sürüşleri Trumore uygulaması üzerinden randevu ile gerçekleştiriliyor. Ayrıca Köln, Hamburg ve Frankfurt’ta pop-up mağazalar kullanıcılara hizmet veriyor. Önümüzdeki dönemde farklı şehirlerde de yeni deneyim alanları açılacak.

Reklam
Togg, Almanya’da ilk teslimatlarını gerçekleştirdi - 3 Araçlar için oluşturulan dijital sevisler Almanya’da da devrede. 

DİJİTAL EKOSİSTEM ALMANYA’DA DA DEVREDE

Bu arada Togg’un dijital platformu Trumore, ’daki kullanıcılar için de siparişten teslimata, ödeme çözümlerinden araç yönetimine kadar tüm süreçleri uçtan uca dijital olarak sunuyor.

Araç içi dijital servisler, rota ve şarj planlama özellikleri ile kişiselleştirilebilir deneyimler ’da da devreye alındı. Yakın dönemde eklenmesi planlanan enerji çözümleri de Togg’un Almanya’da kurduğu mobilite ekosisteminin önemli bir parçası olacak.

Okumaya Devam Et
Reklam
Yorum yapmak için tıklayın

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ekonomi

Delli Hisseleri Çakılırken Zirveye Fırladı! Zuckerberg, Dell’i Tarihinde İlk Kez Geride Bıraktı

Yayımlandı

üzerinde

Delli Hisseleri Çakılırken Zirveye Fırladı! Zuckerberg, Dell’i Tarihinde İlk Kez Geride Bıraktı

Tarih: 20 Temmuz 2026
Saat: 23:18

FORBES 

Meta’nın patlayan yapay zeka hamlesiyle servetine servet katan Mark Zuckerberg, Dell hisselerindeki sert düşüşün ortasında Michael Dell’i geride bırakarak dünyanın en zengin 5. kişisi oldu. İşte yeni milyarderler sıralaması ve şaşırtan ayrıntılar..

İSTANBUL  – Teknoloji devlerinin servet yarışında nefes kesen bir değişim yaşandı. Dün itibarıyla Forbes milyarderler listesinde Mark Zuckerberg, Dell Technologies’in kurucusu Michael Dell’i geride bırakarak dünyanın en zengin 5. ismi konumuna yükseldi. Bu değişimin temelinde ise Dell hisselerinde yaşanan sert düşüş ve Meta hisselerindeki yükseliş yatıyor.

Reklam

Forbes’un canlı servet takibine göre Zuckerberg’in net serveti 222,1 milyar dolara ulaşırken, Michael Dell’in serveti 221,1 milyar dolara geriledi. Aradaki fark sadece 1 milyar dolar! Bu ince çizgi, iki teknoloji milyarderi arasındaki en kritik güç gösterisine sahne oldu.

Dell Hisseleri Neden Düşüyor?

Dell Technologies hisseleri, haziran ayında 469 dolar ile tüm zamanların en yüksek seviyesini görmüştü. Ancak son haftalarda rüzgar tam tersine döndü. Hisseler, geçen hafta %8,8 değer kaybederken, bu hafta da düşüş devam etti ve hisse başına kayıp %3,3’ü buldu. Böylece Dell, zirveden bu yana %18’in üzerinde bir gerileme yaşadı.

Uzmanlara göre bu düşüşün ardında yapay zeka donanımına yönelik aşırı iyimserliğin azalması ve yatırımcıların bu alandaki şişen değerlemelerden çıkışa geçmesi yatıyor. Özellikle Foxconn’un Dell’i devre dışı bırakarak 52 milyar dolarlık dev bir AI sunucu anlaşmasına imza attığı iddiaları piyasayı sarstı. Dell’in önümüzdeki ay açıklayacağı ikinci çeyrek bilançosu ise merakla bekleniyor.

Zuckerberg’i Zirveye Taşıyan AI Rüzgarı

Zuckerberg’in bu sıçramasının ardında ise Meta’nın yapay zeka stratejisi yatıyor. Meta hisseleri son günlerde 540 dolardan 669 dolara kadar yükseldi. Şirketin veri merkezlerinden fazla kapasite satmayı değerlendirmesi ve kendi AI çipini piyasaya sürmeye hazırlanması, yatırımcı güvenini tazeledi.

Reklam

Analistlerin Meta için ortalama hedef fiyatı 827 dolar olarak belirlenirken, Rosenblatt’ın hedefi 1.015 dolar gibi oldukça iddialı bir seviyede. Meta’nın 29 Temmuz’da açıklayacağı bilançoda 60,23 milyar dolar gelir bekleniyor; bu geçen yılın aynı dönemine göre %27’lik bir artış anlamına geliyor.

Yılın En Büyük Servet Kaybı Yaşandı

Bu gelişmeler, Michael Dell için yılın en büyük servet kayıplarından birine işaret ediyor. Oysa Dell’in serveti yıla 141 milyar dolar ile dünya sıralamasında 13. sırada başlamıştı. Yapay zeka rüzgarıyla Dell hisseleri yıl içinde üç katından fazla değer kazanmış, şirketin AI sunucu gelirleri geçen yıla göre %757 patlamıştı. Ancak son düşüş, bu görkemli yükselişin gölgesinde kaldı.

Yeni Sıralama: Dünyanın En Zenginleri

Forbes’un güncel sıralamasına göre dünyanın en zengin 5 ismi şu şekilde:

1. Elon Musk (Tesla, SpaceX)
2. Larry Ellison (Oracle)
3. Sergey Brin (Google)
4. Jeff Bezos (Amazon)
5. Mark Zuckerberg (Meta) – 222,1 milyar dolar
6. Michael Dell (Dell Technologies) – 221,1 milyar dolar

Reklam
Okumaya Devam Et

Teknoloji

AB’den Instagram ve Facebook’a ‘Bağımlılık’ Uyarısı: Değişiklik Yapılmazsa Dev Ceza Geliyor

Yayımlandı

üzerinde

AB’den Instagram ve Facebook’a ‘Bağımlılık’ Uyarısı: Değişiklik Yapılmazsa Dev Ceza Geliyor

Tarih: 10 Temmuz 2026
Saat: 14:30

FatihDoğanMedya

Avrupa Birliği, Meta’nın Instagram ve Facebook platformlarında kullanıcıları ekrana bağımlı hale getiren tasarımları değiştirmesini istedi. Şirket, uyarılara uymaması halinde küresel cirosunun yüzde 6’sına kadar para cezasıyla karşı karşıya kalabilir.

BRÜKSEL (FatihDoğanMedya) – Avrupa Birliği, sosyal medya devi Meta’ya sert bir uyarıda bulundu. AB Komisyonu, Instagram ve Facebook’un kullanıcıları ekrana bağlayan “bağımlılık yaratan” tasarım özelliklerini değiştirmesi gerektiğini, aksi takdirde şirkete ağır para cezaları uygulanacağını açıkladı.

Reklam

Komisyon’un Cuma günü duyurduğu ön bulgulara göre Meta, AB’nin katı dijital kurallarını içeren Dijital Hizmetler Yasası’nı (Digital Services Act – DSA) ihlal etti. İki yıldır süren soruşturma sonucunda, Facebook ve Instagram’ın özellikle genç kullanıcılar üzerinde ciddi fiziksel ve zihinsel sağlık riskleri oluşturduğu tespit edildi.

 Hangi Özellikler Bağımlılık Yapıyor?

AB Komisyonu’nun mercek altına aldığı başlıca özellikler şunlar:

· Sonsuz Kaydırma (Infinite Scroll): Kullanıcıların akışta sürekli aşağı kaydırarak durmadan içerik tüketmesine neden olan sistem.
· Otomatik Oynatma (Autoplay): Videoların kullanıcı müdahalesi olmadan ardı ardına oynatılması.
· Kişiselleştirilmiş İçerik Önerileri: Algoritmaların kullanıcıyı ekranda tutmak için tasarlanmış öneriler sunması.
· Bildirimler (Push Notifications): Sürekli gelen uyarılarla kullanıcının dikkatinin dağılması ve uygulamaya geri dönmesinin teşvik edilmesi.

Komisyon, bu özelliklerin kullanıcıların beynini “otopilot moduna” soktuğunu ve sağlıksız alışkanlıklar ile kompulsif kullanıma yol açtığını vurguladı.

Reklam

 Meta’nın Aldığı Önlemler Yetersiz Bulundu

Meta’nın sorunu çözmek için devreye aldığı “Genç Hesapları” (Teen Accounts) uygulaması da AB tarafından yetersiz görüldü. Komisyon’a göre:

· Zaman yönetimi araçları kolayca kapatılabiliyor ve anlamlı bir azalma sağlamıyor.
· Ebeveyn kontrolleri, etkin bir şekilde kullanılabilmek için teknik bilgi ve çaba gerektiriyor.
· Genç Hesapları’nın varsayılan ayarları kolayca atlatılabiliyor.

AB Komisyonu Başkan Yardımcısı Henna Virkkunen, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Avrupalıların fiziksel ve zihinsel sağlığını korumak sosyal medya platformları için bir öncelik olmalı” dedi. Virkkunen ayrıca, “Bulgularımıza göre bu tasarım çok bağımlılık yapıcı ve değişiklik yapılması gerekiyor. Bir sonraki adım ya Meta’nın tasarımını değiştirmesi ya da uyumsuzluk kararının alınması olacak” ifadelerini kullandı.

 Meta’ya Ne Kadar Ceza Gelebilir?

Meta, AB’nin nihai kararına kadar itiraz hakkına sahip. Ancak şirketin savunması yetersiz bulunursa, küresel yıllık cirosunun yüzde 6’sına kadar para cezasıyla karşı karşıya kalabilir. Meta’nın 2025 yılı cirosu göz önüne alındığında bu rakamın milyarlarca dolar seviyesinde olması bekleniyor.

Reklam

 Meta’dan İlk Tepki: “Gençleri Korumak İçin Adımlar Attık”

Meta Sözcüsü Ben Walters, AB’nin ön bulgularına ilişkin yaptığı açıklamada şirketin iddialara katılmadığını belirtti:

“Bu ön bulgulara katılmıyoruz. Gençleri korumak için attığımız önemli adımları doğru şekilde yansıtmıyor. Soruşturma başladığından bu yana, gençleri otomatik olarak koruyan ve ebeveynlere kontrol imkanı tanıyan Genç Hesapları’nı kullanıma sunduk. Ebeveynler artık Instagram’a gece erişimi engelleyebiliyor ve günlük ekran süresini sadece 15 dakika ile sınırlayabiliyor.”

Meta, AB düzenleyicileriyle yapıcı bir şekilde görüşmeye devam edeceğini de sözlerine ekledi.

 Dünya Genelinde Sosyal Medyaya Baskı Artıyor

AB’nin bu hamlesi, sosyal medya platformlarına yönelik küresel baskının bir parçası olarak değerlendiriliyor:

Reklam

· Şubat 2026’da AB, benzer gerekçelerle TikTok’a da uyarıda bulunmuştu.
· ABD’de 40’tan fazla eyalet başsavcısı Meta’ya karşı dava açtı ve toplam 1,4 trilyon dolarlık tazminat talep ediliyor.
· Nisan 2026’da AB, Meta’nın 13 yaş altı çocukların platformlara kaydolmasını engellemede yetersiz kaldığını belirtmişti.

Önümüzdeki Pazartesi günü uzmanlardan gelecek raporun, AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in Eylül ayında açıklaması beklenen Avrupa genelinde sosyal medya yasağı önerisine zemin hazırlaması bekleniyor.

Ne Olacak?

Meta’nın önümüzdeki aylarda AB Komisyonu’na sunacağı savunma, sürecin kaderini belirleyecek. Komisyon, nihai kararını verdikten sonra Meta’nın ya platformlarında köklü değişikliklere gitmesi ya da rekor düzeyde bir cezayla karşı karşıya kalması söz konusu.

 

Reklam

FatihDoğanMedya – Hızlı, Tarafsız, Güvenilir Haber

Okumaya Devam Et

Teknoloji

Android’i Sırtlayan Samsung mu, Yoksa Rehin Tutan mı? İşte Google’ın Kâbusu

Yayımlandı

üzerinde

Android’i Sırtlayan Samsung mu, Yoksa Rehin Tutan mı? İşte Google’ın Kâbusu

TARİH-SAAT: 06 Temmuz 2026 Pazar – 05:18

FatihDoğanMedya Haber Merkezi

Yazar : Fatih Doğan

Samsung ve Google arasındaki ilişki, teknoloji tarihinin en ilginç “zoraki evliliklerinden” biri. Kimi uzmanlar Samsung’u Android’in en sadık askeri olarak görürken, kimileri onu Google’ı rehin alan kurnaz bir stratejist olarak tanımlıyor. Peki gerçekte ne oluyor? Samsung, Android ekosistemini sırtlıyor mu, yoksa onu bir pazarlık kozu olarak mı kullanıyor? İşte perde arkasındaki gerçekler…

Reklam

 GİRİŞ: BİR ZORAKİ EVLİLİĞİN HİKÂYESİ

Samsung ve Google arasındaki ittifak, görünürde “Android’in yükselişi” için atılmış sağlam bir adım gibi dursa da, arka planda sert pazarlıklar, milyarlarca dolarlık transferler ve bitmeyen bir güç mücadelesi yatıyor. Güney Koreli teknoloji devi Samsung, dünya genelinde her 5 akıllı telefondan birini satıyor. Google ise bu telefonların neredeyse tamamında varsayılan arama motoru, harita ve asistan olarak yer alıyor. Ancak bu tablo, “mükemmel uyum”dan çok, “karşılıklı bağımlılığın” bir ürünü.

Eğer Samsung bir gün Android’den vazgeçip kendi yoluna gitseydi ne olurdu? Bu soru, Google yöneticilerinin en karanlık senaryoları arasında ilk sırada yer alıyor. Ama gerçek şu ki Samsung şu an çekilmiyor; aksine Google’a daha sıkı bağlanıyor. Peki bu bağlanma, bir teslimiyet mi, yoksa zekice bir rehin alma taktiği mi? Gelin, bu sorunun cevabını üç keskin argüman ve bir kırılma noktasıyla analiz edelim.

ARGÜMAN 1: SAMSUNG, ANDROİD’İN “PREMIUM YÜZÜ”DÜR (ALGIYI SIRTLAR)

Android, açık kaynak kodlu bir işletim sistemi olarak her üreticiye eşit şans tanır. Ancak bu eşitlik, bir dezavantajı da beraberinde getirir: Android, uzun yıllar “ucuz telefonların işletim sistemi” olarak damgalanmıştır. İşte Samsung, bu algıyı kıran en önemli oyuncudur.

Samsung olmasaydı, Android’in “lüks” bir alternatifi olmazdı. Apple’ın iPhone’u ile yarışabilecek donanım kalitesine, ekran teknolojisine ve kamera performansına sahip tek Android üreticisi Samsung’dur. Batı pazarlarında (ABD, Avrupa) bir tüketici “Samsung almıyorum” dediğinde, premium Android alternatifi neredeyse yoktur. Google Pixel, mütevazı satış rakamlarıyla niş bir oyuncu olarak kalırken, OnePlus eski ihtişamını yitirmiştir.

Reklam

Özgün çıkarım: Samsung, Android’e “prestij” kazandırarak, onu Çinli üreticilerin (Xiaomi, Oppo, Vivo) “ucuz işçi sınıfı” imajından kurtarır. Eğer Samsung bu rolü üstlenmeseydi, Android bugün yalnızca fiyat-performans odaklı bir sistem olarak anılır ve Apple’ın üst segmentteki egemenliği tartışmasız olurdu. Samsung, Android’i sırtlıyor, evet, ama bu bir fedakârlık değil, aynı zamanda kendi pazar konumunu güçlendiren bir zorunluluk.

 

ARGÜMAN 2: ANDROİD, SAMSUNG’UN “CAN SİMİDİ”DİR (ASLINDA SAMSUNG ANDROİD’E MUHTAÇ)

Her ne kadar Samsung, Android’in kurtarıcısı gibi görünse de, gerçekte Android, Samsung’un vazgeçilmez can simididir. Samsung’un kendi işletim sistemi Tizen ile yaşadığı başarısızlık, bu bağımlılığın en net kanıtıdır.

Tizen’in hüsranı: Samsung, uzun yıllar Tizen’i akıllı telefonlara uyarlamaya çalıştı, ancak uygulama ekosisteminin zayıflığı nedeniyle bu girişim başarısız oldu. Tizen bugün yalnızca akıllı televizyonlarda ve bazı giyilebilir cihazlarda hayat buluyor. Telefonlarda ise Samsung, Google Play’in milyonlarca uygulamasına, güvenlik yamalarına ve güncelleme takvimine tamamen bağımlı.

Reklam

Nokia ve BlackBerry sendromu: Tarih, kendi işletim sisteminde ısrar edip yok olan markalarla dolu. Nokia’nın Symbian’ı, BlackBerry’nin kendi işletim sistemi, uygulama eksikliği ve geliştirici ilgisizliği yüzünden çöktü. Samsung bu dersi çok iyi okudu ve Tizen’i telefonlarda denemekten vazgeçti.

Özgün çıkarım: Samsung, Android’i sırtlamıyor; tam tersine, Android’in koltuk değneği üzerinde yürüyor. İki dev arasında “karşılıklı bağımlılık” (codependency) var. Kimse kimseyi tek başına taşımıyor. Bu nedenle “Samsung çekilirse” senaryosu, Samsung’un kendi intiharı olur. Çünkü o gün, Samsung’un en büyük rakibi Apple’a karşı elindeki tek silahı da kaybeder.

ARGÜMAN 3: SAMSUNG AYRILIRSA, ANDROİD “ÇİN MAHALLESİ”NE DÖNER (VE BU SAMSUNG’UN SUÇU OLUR)

İşte en çarpıcı senaryo: Samsung çekilirse ne olur? Batı pazarında Android, tamamen Xiaomi, Oppo ve Vivo gibi Çinli üreticilere kalır. Ancak bu markaların ABD’de operatör anlaşmaları yok denecek kadar azdır; Avrupa’da ise Samsung kadar itibar görmezler. Bu durumda Android, Batı’da adeta “Çin pazarına hapsolmuş” bir sistem haline gelir.

Ama bu ölüm, Samsung’un ihanetinden değil, Samsung’un Google’dan çok şey talep edip masadan kalkmasından kaynaklanır. Yani Samsung, Android’i sırtladığını iddia ederken aslında onu rehine almıştır. Google’a “Ben gidersem sen batarsın” mesajını veren Samsung, her yeni pazarlıkta daha fazla reklam geliri payı, özel yapay zeka entegrasyonu ve yazılım ayrıcalıkları koparır.

Reklam

Özgün çıkarım: Samsung, kendi çıkarı için Android’i bir pazarlık kozu olarak kullanıyor. Ama bu kozu oynadığı an, sadece Google değil, Samsung da dahil herkes kaybeder. Çünkü Samsung’un alternatifi yoktur. Bu yüzden Samsung, “çekilme” tehdidini sürekli canlı tutarak, gerçekte hiç çekilmeden Google’ı sömürmeye devam eder.

 KIRILMA NOKTASI: SAMSUNG, ANDROİD’İ SIRTLIYOR MU, YOKSA OMZUNDA TARTIYOR MU?

Kilit soruya dönelim: Samsung, Android’i sırtlamak zorunda mı, yoksa bunu bilinçli bir stratejiyle mi yapıyor?

Cevap: Stratejik sırtlama. Samsung, Android’i sırtlıyor gibi görünür, ama aslında onu omzunda tartıyor. Ne kadar ağırlaşırsa, Google o kadar çok fedakârlık yapmak zorunda kalıyor. Örneğin:

· Google Messages anlaşması: Samsung kendi mesajlaşma uygulamasını kapatıp Google Messages’ı varsayılan yaptı. Bu, Samsung’un Google’a bir iyiliği değil, Google’ın Samsung’a ödediği milyarlarca doların karşılığıydı.
· Gemini ortaklığı: Samsung, yapay zeka asistanı olarak Google’ın Gemini’sini seçti. Ancak bu seçim, Samsung’un kendi yapay zekasını geliştirecek bütçeyi Google’dan almasıyla mümkün oldu. Google, Samsung’a hem nakit hem de teknoloji desteği vererek, onu rakip ekosistemlere (örneğin Microsoft veya OpenAI) kaptırmamaya çalışıyor.
· Reklam gelirleri: Google, Samsung cihazlarında varsayılan arama motoru olarak kalmak için tahmini olarak yılda 8-10 milyar dolar ödüyor. Bu rakam, Samsung’un toplam kârının önemli bir bölümünü oluşturuyor.

Reklam

Samsung, bu avantajları korumak için sürekli olarak “alternatif” senaryoları gündemde tutuyor. Tizen’i canlandıracağına dair söylentiler, özel işletim sistemi çalışmaları hep bu pazarlık masasının bir parçası.

TÜRKİYE’YE ETKİSİ: SAMSUNG’SUZ BİR TÜRKİYE OLUR MU?

Türkiye, Samsung’un en önemli pazarlarından biri. Android pazar payı %75’in üzerinde ve Samsung bu pastanın en büyük dilimine sahip. Olası bir çekilme veya işletim sistemi değişikliği, Türkiye’de milyonlarca kullanıcıyı mağdur eder.

· Servis ağı çöker, yedek parça bulmak imkânsız hale gelir.
· İkinci el telefon piyasası altüst olur.
· Kullanıcılar ya iPhone’a geçmek zorunda kalır ya da Çinli markaların cihazlarına yönelir, ancak bu markaların Türkiye’deki servis ve yazılım desteği Samsung kadar güçlü değildir.

Neyse ki Samsung’un böyle bir niyeti yok. Aksine, Google ile ilişkisini derinleştirerek Türkiye’deki kullanıcılarına daha hızlı güncellemeler ve yapay zeka yenilikleri sunmayı hedefliyor.

Reklam

SONUÇ: BİR GÜÇ GÖSTERİSİ OLARAK SIRTLAMA

Samsung, Android’i sırtlıyor ama bu sırtlama bir aşk veya sadakat değil, bir güç gösterisi. Ne zaman sırtından atacağına dair tehdidi saklı tutarak, Android’in sahibi Google’a kendi kurallarını oynatıyor. Google ise bu oyunda kaybetmemek için her hamleye katlanıyor.

Teknoloji dünyasının bu en büyük ikilisi, birbirine muhtaç olduğu sürece dengeler korunacak. Ancak unutmayalım: Samsung’un elindeki koz, bir gün patlayabilir. O gün gelirse, ne Samsung ne Google ne de biz tüketiciler kazançlı çıkarız. Tek kazanan, sahnede kahkahayla izleyen Apple olur…

 EDITÖRÜN NOTU:

Bu içerik, FatihDoğanMedya özel analiz ekibi tarafından sektör raporları, pazar verileri ve kulis bilgileri ışığında hazırlanmıştır. Amacımız okuyucuyu objektif bir dille bilgilendirmek ve derinlemesine bir perspektif sunmaktır. Yazıda yer alan senaryo analizleri, olasılık değerlendirmesi olup kesin öngörü değildir .

Reklam
Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar