Daha fazla hava durumu tahmini: 15 günlük hava durumu İstanbul
Bizimle İletişimde Kalın

Politika

Suriye Yönetimi ile Terör Örgütü SDG Masaya Oturmuştu: Türkiye’den İlk Açıklama GELDİ!

Yayımlandı

üzerinde

Türkiye, Suriye’de yaşanan son gelişmeler çerçevesinde, geçiş dönemi yönetimi ile SDG arasında imzalanan anlaşmanın ardından ilk açıklamasını yaparak bölgedeki dengelerin yeniden tartışılmasına yol açtı. Bu gelişme, hem Suriye’nin geleceği hem de bölgedeki terörle mücadelenin şekillenmesi açısından büyük önem taşıyor.

Olayın Arka Planı

Suriye’de son günlerde yaşanan siyasi ve askeri gelişmeler, ülkenin geçiş dönemi yönetimi ile SDG (Suriye Demokratik Güçleri) arasında varılan anlaşmayla birlikte yeni bir boyut kazandı. Suriye yönetiminin, ülkenin toprak bütünlüğünü koruyarak devlet kurumlarına entegrasyonu sağlama amacıyla imzalamış olduğu bu anlaşma, SDG’nin ülke içerisindeki rolünü ve varlığını yeniden yapılandırma yönünde bir adım olarak değerlendiriliyor.

SDG ve Suriye Yönetimi Masaya Oturdu

Geçiş dönemi yönetiminin lideri Ahmed eş-Şara ile SDG lideri Mazlum Abdi’nin katılımıyla gerçekleşen imza töreni, Suriye’deki siyasi dengeleri değiştirecek nitelikte. Anlaşmanın temel maddeleri arasında; sınır kapılarının, havalimanlarının, petrol ve doğalgaz sahalarının devlete entegrasyonu gibi stratejik kararlar yer alıyor. Bu kapsamda, Suriye’nin ulusal birliğini pekiştirerek, çatışmaların sona erdirilmesi ve ülke içindeki farklı grupların temsil edilmesi hedefleniyor.

Türkiye’nin İlk Açıklaması: İhtiyatlı İyimserlik mi, Şartlı Destek mi?

Türkiye, Suriye’de gerçekleşen bu anlaşmayı yakından takip ediyor. İlk açıklamalarda, özellikle SDG’nin terör örgütü olarak nitelendirilmesi ve Suriye toprak bütünlüğünün korunması hususunda net bir duruş sergileniyor.

  • İhtiyatlı Yaklaşım: Türkiye, anlaşmanın Suriye’de kalıcı barış ve istikrar sağlayıp sağlamayacağı konusunda ihtiyatlı bir iyimserlikle yaklaşırken, uygulamanın eksiksiz hayata geçirilmesinin önemine vurgu yapıyor.
  • Şartlı Destek: Özellikle Ankara, SDG’nin Suriye ordusuna entegrasyonu ve devlet kurumlarının kontrolüne geçiş sürecinde yaşanacak aksaklıkların önüne geçilmesi gerektiğini belirtiyor.

Bu açıklamalara göre, Türkiye’nin yaklaşımı, hem Suriye’deki çatışmaların sona erdirilmesi hem de terör örgütlerinin bölgeden tamamen uzaklaştırılması hedefiyle uyumlu görünüyor.

Bölgedeki Etkiler ve Siyasi Yansımalar

Anlaşmanın uygulanması, sadece Suriye iç siyasetiyle sınırlı kalmayıp, bölgedeki güç dengelerini de etkileyebilir. Özellikle şu hususlar dikkat çekiyor:

  • Terörle Mücadele: Türkiye’nin, SDG gibi terör örgütlerini tanımaması ve bu örgütlerin Suriye’deki varlığını sınırlandırma yönündeki kararlılığı, bölgedeki terörle mücadele stratejilerini yeniden şekillendirebilir.
  • Bölgesel İstikrar: Anlaşma, Suriye’nin toprak bütünlüğünü koruma hedefiyle birlikte, uluslararası toplumun da desteğini alarak daha kapsayıcı ve demokratik bir yapı oluşturulması yönünde önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.
  • Siyasi İlişkiler: Hem Suriye’deki iç dinamikler hem de Türkiye’nin dış politikasında belirleyici olacak bu gelişme, ilerleyen günlerde siyasi tartışmaların odağı haline gelebilir.

Uzman Görüşleri ve Gelecek Beklentileri

Siyasi yorumcular, bu anlaşmanın Suriye’de çatışmaların sona erdirilmesi ve tüm grupların yönetime dahil edilmesi açısından umut vaat ettiğini belirtirken, aynı zamanda uygulama sürecindeki aksaklıkların bölgedeki istikrarı tehlikeye atabileceği uyarısında bulunuyorlar. Türkiye’nin, özellikle terör örgütlerinin etkisinin azaltılması konusunda titiz bir uygulama süreci talep etmesi, gelecekteki gelişmelerin belirleyici unsuru olarak görülüyor.

  • Demokratik Süreç: Uzmanlar, anlaşmanın Suriye’nin demokratik yapısının temellerini atacak adımlar arasında yer aldığını ifade ediyor.
  • Bölgesel İşbirliği: Türkiye’nin bu süreçte uluslararası aktörlerle işbirliğini artırma yönündeki çabalarının, bölgesel barışa katkı sağlayabileceği düşünülüyor.
  • Uygulama Süreci: Anlaşmanın eksiksiz uygulanması, hem Suriye’deki farklı grupların uzlaşması hem de terör unsurlarının bölgede varlık göstermesinin engellenmesi açısından kritik önem taşıyor.

Sonuç

Suriye yönetimi ile SDG arasında masaya oturulan bu tarihi anlaşma, bölgedeki siyasi dengeleri ve ulusal bütünlüğü yeniden tanımlayacak nitelikte. Türkiye’nin ilk açıklaması, hem anlaşmanın getireceği potansiyel faydaları hem de ortaya çıkabilecek riskleri gözler önüne seriyor. Önümüzdeki süreçte, anlaşmanın uygulama aşamasındaki gelişmeler ve uluslararası toplumun bu sürece vereceği destek, Suriye’de kalıcı barışın sağlanması açısından belirleyici olacaktır.

Politika

Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanlığı’na Hasan Suver atandı

Yayımlandı

üzerinde

Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanlığı’na Hasan Suver atandı

Tarih: 31 Ocak 2026 — Saat: 00:38

Cumhurbaşkanlığı tarafından yayımlanan atama kararlarına göre Hasan Suver, Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanlığı görevine getirildi. Aynı karar kapsamında Suver, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nda Bakan Yardımcısı olarak da görevlendirildi. Bu atamalar Resmî Gazete’de yayımlanarak resmiyet kazandı.

Haber Detayları

  • Cumhurbaşkanlığı imzasıyla yayımlanan atama kararları arasında Hasan Suver’in başdanışmanlığa atanması yer aldı; Suver’e eş zamanlı olarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nda bakan yardımcılığı görevi verildi.

  • Resmî Gazete’de yayımlanan atama metinleriyle birlikte, Diyanet İşleri Başkanlığı taşra teşkilatında çok sayıda müftü değişikliği; bazı il müdürlüklerinde görevden almalar ve dış temsilciliklere yeni atamalar da duyuruldu. Örneğin Malta ve Papua Yeni Gine büyükelçilikleri için yeni atamalar yapıldı

Hasan Suver’in hem Cumhurbaşkanlığı’na yakın bir danışman konumunda hem de bakanlık tabanında yürütülecek icrai süreçlerde bakan yardımcısi olarak görev alması, merkezi politika ve uygulama hatları arasında hızla koordinasyon kurulabileceğinin işareti olarak değerlendiriliyor. Bu tür eş zamanlı görevlendirmeler, merkezi yönetim ile bakanlık mekanizmalarının entegrasyonunu güçlendirebilir.

Kısa Özgeçmiş

(Detaylı biyografi kaynak bildirilmedi; basında yer alan özet bilgiler Suver’in siyaset ve kamu yönetimi geçmişine işaret ediyor.) Bazı haber kaynakları Suver’in yerel yönetim ve kamu görevleri geçmişine dair bilgiler paylaşıyor; ilgilenenler Resmî Gazete ve DHA duyurularını takip edebilir.

Okumaya Devam Et

Politika

Trump: “İran ile iş yapan ülkelere yüzde 25 gümrük vergisi” — ABD’den sert ekonomi hamlesi

Yayımlandı

üzerinde

Trump: “İran ile iş yapan ülkelere %25 gümrük vergisi” — ABD’den sert ekonomi hamlesi

01 Ocak 2026 – 01 20

ABD Başkanı Donald Trump, İran ile ticaret yapan tüm ülkelere karşı uygulanmak üzere %25 oranında tarifeye (gümrük vergisine) gidileceğini sosyal medya üzerinden duyurdu. Beyaz Saray’dan ya da ilgili kurumdan henüz ayrıntılı yasal gerekçe/uygulama talimatı paylaşılmadı; küresel ticaret ve diplomasi cephesinde güçlü tepki ve belirsizlik oluştu.

ABD Başkanı Donald Trump, kişisel sosyal medya hesabı üzerinden yayımladığı açıklamada “İran ile iş yapan her ülke, Amerika ile yapılan ticaretlerinde %25 tarifeye tabi tutulacaktır” dedi ve kararın “derhal yürürlüğe gireceğini” belirtti. Açıklamada tarifelerin hangi yasal çerçeve (ör. Ticaret Bakanlığı, Başkanlık kararnamesi, IEEPA veya 1962 Ticaret Genişletme Yasası) üzerinden uygulanacağına dair net bilgi verilmedi.

Trump’ın mesajında hedef ülkeler arasında Çin, Brezilya, Türkiye ve Rusya gibi büyük ticaret ortaklarının da isim bazında anıldığına dair haberler yer alıyor; ancak bu ülkelerin tepkileri ve ABD’ye karşı karşılık adımları hâlihazırda belirsiz. Uzmanlar, pratikte böyle bir tarifeyi uygulamanın hem hukuki hem de ticari zincirler açısından karmaşık sonuçlar doğuracağını belirtiyor.

Beyaz Saray ve uluslararası tepki

  • Beyaz Saray veya ABD Ticaret Bakanlığı’dan detaylı uygulama talimatı henüz paylaşılmadı; resmi metin bekleniyor. Reuters ve AP, yönetimin açıklamayı sosyal medyadan yaptığını ve uygulama/usul hakkında bilgi eksikliği olduğunu bildiriyor.

  • Uluslararası piyasalarda ilk tepkiler: döviz ve enerji piyasalarında oynaklık, küresel tedarik zincirlerinde belirsizlik sinyalleri. Finans çevreleri, yaptırımların küresel ticareti nasıl etkileyeceğine ilişkin acil değerlendirmeler yapıyor.

Hukuki ve ticari boyut (kısa değerlendirme)

Uzmanlar, bir ülkenin üçüncü ülkeye ticaret yaptığı gerekçesiyle ABD ile ticaretine karşı böyle tek taraflı bir vergi uygulamasının hem Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) kuralları hem de ABD iç hukuku açısından tartışmalı olacağını söylüyor. Ayrıca, uygulanacak ürün/ürün grubu, istisnalar ve muafiyetler gibi teknik ayrıntılar açıklanmadan pratik etki ölçülemiyor.

  1. Resmi talimat gelirse: ABD gümrük idareleri hangi malları kapsadığına dair bildiriler yayımlayacak; dünya ticaret akışında hızlı değişim olabilir.

  2. Uluslararası tepki: Hedef ülke hükümetleri misilleme tarifeleri veya hukuki itirazlar başlatabilir.

  3. Diplomasi kanalları çalışır: Ticaret/enerji bağımlılığı yüksek ülkeler Washington’la pazarlık masasına oturabilir.

Okumaya Devam Et

Politika

Ekrem İmamoğlu’nun “diploma iptali” davası: Mahkeme kararı en geç 15 gün içinde açıklayacak

Yayımlandı

üzerinde

Ekrem İmamoğlu’nun “diploma iptali” davası: Mahkeme kararı en geç 15 gün içinde açıklayacak

Tarih: 15 Ocak 2026 • Saat: 12:30

İstanbul 5. İdare Mahkemesi’nde görülen duruşmada, Ekrem İmamoğlu’nun İstanbul Üniversitesi tarafından iptal edilen diplomasına karşı açtığı davada tarafların beyanları alındı. Mahkeme heyeti, kararını en geç 15 iş günü içinde vermeyi bildirdi. Bu gelişme Silivri’deki duruşma salonunda takip edilirken taraf avukatları ve siyasi çevrelerden sert tepkiler geldi.

Duruşmada neler yaşandı?

Duruşma, Silivri Cezaevi yerleşkesinde (Marmara Cezaevi) kurulan duruşma salonunda gerçekleşti. Davacı avukatları, İstanbul Üniversitesi yönetim kurulunun 18 Mart 2025 tarihli diploma iptal kararının usul ve esas yönünden hukuka aykırı olduğunu savundu; üniversiteden iptal gerekçesine dayanak teşkil eden belgelerin istenmesi yönünde taleplerde bulundu. Mahkeme, söz konusu belgelerin İstanbul Üniversitesi’nden istenmesine karar verdi ve eksik-hatalı evrak iddialarını incelemek üzere karar ertelemesi yerine 15 gün içinde nihai karar vereceğini bildirdi.

İstanbul Üniversitesi, Mart 2025’te yaptığı inceleme sonucu İmamoğlu da dahil olmak üzere bazı öğrencilerin 1990’daki yatay geçiş işlemlerinde usulsüzlük olduğu iddiasıyla diplomaları iptal etti. Bu kararın ardından İmamoğlu hakkında yürütülen adli süreçler ve iddialar geniş yankı bulmuş, karar hem siyaset hem de üniversite idaresi cephesinde tartışma konusu olmuştu. Uluslararası ajansların da gündemine giren bu gelişme, İmamoğlu’nun olası siyaset takvimi açısından da önem taşıyor.

Tarafların pozisyonları

  • Davacı (İmamoğlu tarafı): Diplomaya ilişkin işlemin yetki, usul ve delil yönünden eksik ve hatalı olduğunu; iptal kararının geri alınması gerektiğini savundu. Avukatlar, üniversitenin kararını destekleyecek belgelerin şeffaf biçimde incelenmesini talep etti.

  • Üniversite/İlgili makamlar (haberlere göre): İptal kararını yatay geçiş işlemlerindeki usulsüzlüğe dayandırıyor; konu hakkında disiplin ve usul incelemelerinin sürdüğü bildirildi.

Neden “15 gün” vurgusu önemli?

İdari yargı süreçlerinde mahkemelerin sıklıkla ara karar veya yürütmeyi durdurma taleplerini değerlendirmesi uzun sürebilir. Ancak mahkemenin kararını en geç 15 gün içinde açıklayacağını belirtmesi, hem hukuki belirsizliği kısaltacak hem de siyasi gündemi doğrudan etkileyecek bir zaman aralığı sunuyor. Kararın içeriği, hem İmamoğlu’nun hukuki pozisyonunu hem de ileride ortaya çıkabilecek seçilme yeterlikleriyle ilgili hukuki sonuçları etkileyebilir.

  1. Mahkeme iptali bozarsa: Üniversite kararı hukuka uygun bulunursa diploma iptali kalıcı hale gelebilir; bunun siyasi ve hukuki yansımaları geniş olur.

  2. Mahkeme iptali iptal ederse (yürütmeyi durdurma veya iptal): İmamoğlu’nun diplomaya dayalı hakları yeniden tesis edilebilir; adli süreçlerle idari sürecin ilişkisi tartışılmaya devam eder.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar