Daha fazla hava durumu tahmini: 15 günlük hava durumu İstanbul
Bizimle İletişimde Kalın

Gündem

Savcıyı tehdit eden sanık Zengin: “Ben cinnet noktasına geldiğinde neler yapabileceklerini söyledim”

Yayımlandı

üzerinde

Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nde adliyenin konferans salonunda görülen duruşma bugün saat 11.00 sıralarında başladı.

Duruşmaya doktor Fırat Sarı’nın da aralarında bulunduğu 30 tutuklu sanıkla bazı tutuksuz sanıklar, müştekiler ve avukatlar katıldı.

SAVCIYI TEHDİT EDEN ZENGİN SAVUNMA YAPTI

Duruşmada, soruşturmayı yürüten cumhuriyet savcısı Yavuz Engin’i makamında tehdit ettiği gerekçesiyle tutuklanan ve birleştirilmesine karar verilen iddianamede, “suç işlemek amacıyla kurulan örgüte yardım etmek” suçlaması yöneltilen sanık Mustafa Kemal Zengin ilk kez savunma yaptı.

Zengin, salonda bulunan sanıklardan kimsenin kendisini tanımadığını, bu dosyaya nasıl girdiğini anlamadığını, sanıklardan da 1 kişi hariç kimseyi tanımadığını öne sürdü.

Zengin, Savcı Yavuz Engin’in makamına gitme gerekçesini, “Bir gün arkadaşım Yavuz Çelik, üvey kızı olan Tuğçe Toptemel’in tutuklandığını ve tanıdık avukat olup olmadığını sordu. Ben de durumu Aylin hanıma söyledim. Aylin dosyaya baktıktan sonra, ‘Soruşturma savcısı benim arkadaşım. O yüzden dosyayı almam etik olmaz.’ dedi. Ben de kendi imkanlarımla yaptığım araştırmalar sonucu korkunç şeyler öğrendim.” sözleriyle açıklamaya çalıştı.

Savcıyı tehdit etmediğini öne süren Zengin, “Aylin bana ‘Savcı beyin yanına gidelim.’ dedi. Çikolatamızı alıp gittik. Çayımızı içip konuştuk. Ben Tuğçe’yi serbest bırak demedim. Bu kadar bebek ölürken hastaneleri neden kapatmıyorsun? Hastane yöneticilerini, doktorları neden tutuklamıyorsun? dedim. Sonra odadan çıktığımızda Aylin’e, ‘Bu adam senin arkadaşın değil bizi kayda aldı.’ dedim. Görüntülerin tamamı izlendiğinde ne olduğu anlaşılacaktır.” iddiasında bulundu.

Zengin, “Herkes bana ‘Neden gittin?’ diyor. Ben vicdanımın sesini dinleyip gittim. O ölen çocukların illa benim çocuğum olmasına gerek yok. Ortada bir tehdit yok. Ben cinnet noktasına geldiğinde neler yapabileceklerini söyledim.” ifadelerini kullandı.

Zengin, şunları kaydetti:

“Şu anda burada olduğum dava ‘nin en büyük utanç davasıdır. Burada bir iki tane gariban hemşireye ceza verip Türkiye’deki sağlık sorununu çözeceksek vay halimize. Bebekler ölürken sen 18 ay nasıl seyredebilirsin. Hastaneler kapandığı için mutlu oldum ama dediğim gibi bunlar isim değiştirip yeniden açılacak. Ben paramı kaybederim ama bir insanın itibarını kaybetmesi bu kadar basit bir şey mi? Benim uzaktan yakından alakam yok. Videonun tamamını seyredin. Ben bu suçtan anamın ak sütü gibi çıkacağımı biliyorum.”

Mahkeme heyeti, 23 Nisan’ın resmi tatil olması dolayısıyla duruşmaya 24 Nisan perşembe günü devam edilmesine karar verdi.

Savcıyı tehdit eden sanık Zengin: "Ben cinnet noktasına geldiğinde neler yapabileceklerini söyledim" - 1 Yenidoğan Çetesi’ne ilişkin dava Bakırköy Adliyesi’nde görülüyor

HEMŞİRE NİGAR SAVUNMA YAPTI

Davada tutuklu sanıklardan hemşire Nigar Kubilay savunma yaptı. Başhemşire olarak çalıştığı dönemde Fırat Sarı ile çalıştıklarını ancak anlaşamadıklarını söyleyen Kubilay, “Fırat Sarı ile anlaşamadık beni yönetime şikayet etmiş. Yönetim bana ‘Fırat Bey ile aynı ortamda bulunma’ dedi. Bir süre sonra da kovuldum. Yönetime gidip ‘Ya ben Ya Nigar’ demiş.” ifadelerini kullandı.

“BANA ‘SORUN YOK’ DEDİLER

Bu işten ayrıldıktan sonra çalışmaya başladığı yeni hastanenin yenidoğan biriminde de Fırat Sarı’nın ilgilendiğini söyleyen Nigar Kubilay, Hatta yönetime gidip daha önce yaşadığımız olayları anlattım. ‘Sorun yok’ dediler.” şeklinde konuştu.

Savcıyı tehdit eden sanık Zengin: "Ben cinnet noktasına geldiğinde neler yapabileceklerini söyledim" - 2 Davanın tutuklularından Fırat Sarı

Kubilay şöyle devam etti:

“Ben epikriz yazmadım hemşirenin sorumluluğunda değildir. Hasta öldüğünde epikriz yazılması gerekir ama sistemde yazılmamış görünüyordu. Ben de yazılması gerektiğini hatırlattım.”

FIRAT SARI’NIN ESKİ MESAJI SORULDU

Fırat Sarı’nın mesaj geçmişinde Nigar Kubilay hakkında “İşine geleni yapıyor. Buna niye yüz veriyorsun. Kanlı Nigar” dediği öğrenildi. Bunun üzerine Nigar Kubilay, “Aramızda husumet vardı böyle demeleri çok normal. Ancak ben epikriz yazmadım.” dedi.

“BANA HASTA BULUN” SÖZÜ SORULDU

Mahkeme başkanının, “Konuşma kayıtlarında ‘Bana hasta bulun’ dediğiniz görüyor bunun hakkındaki savunmanız ne?” sorusu üzerine Kubilay şu yanıtı verdi:

“Hastane yönetimi bizden hasta bulmamızı istiyordu bu nedenle ben de hasta bulmamız gerektiğini söyledim.

Sanık Nigar Kubilay’ın savunmasının devamında, mesul müdürün ve başhekimin ayrı ayrı kişiler olduğunu ve görevlerinin farklı olduğunu belirtmesi üzerine, mahkeme başkanı, “Bu bilgiyi ilk kez sizden duyuyorum. Kaç celsedir böyle bir bilgiyi kimse söylemedi.” dedi.

Savcıyı tehdit eden sanık Zengin: "Ben cinnet noktasına geldiğinde neler yapabileceklerini söyledim" - 3 Yenidoğan Çetesi soruşturması kapsamında İstanbul’da çok sayıda özel hastane kapatıldı

YENİDOĞAN ÇETESİ NEYLE SUÇLANIYOR?
 
112 sevk zincirinin dışına çıkarak bebekleri yoğun bakım ünitelerine sevk etmek, SGK’dan fazla para alabilmek için yatış sürelerini uzatmak, ihmal sonucu ölümlerine neden olmak, hastanede kullanılması gereken ilaçları satmak…

47 sanığın yargılandığı Yenidoğan Çetesi davası kapsamında kan donduran suçlamalar var.

Dava geçen yıl 18 Kasım’da görülmeye başladı. İlerleyen haftalarda da tüm sanıklar ve avukatlar savunmalarını tamamladı.

Sanıkların büyük bölümü bebek ölümleri ile ilgili suçlamaları reddetti. Zaman zaman suçu birbirlerinin üzerine attılar. Duruşmalarda tape kayıtları ve şüpheli ifadeleri de önemli bir yer tuttu.

Yoğun bakımda nöbetçi doktor bulundurulmadığı, işlerin hemşirelere kaldığı, sahte epikiriz raporları yazıldığı tespit edildi.

Savcıyı tehdit eden sanık Zengin: "Ben cinnet noktasına geldiğinde neler yapabileceklerini söyledim" - 4 Soruşturma kapsamında kapatılan hastane

“FIRAT HOCA BİZE ‘SİZE PRİM VERECEĞİM’ DEDİ”

Duruşmada tutuklu sanıklardan idari amir Remzi Karaca da savunma yaptı. Karaca hakkındaki suçlamaları kabul etmedi.

Görevinin 112 Acil Servis aracılığıyla gelen hastaların bilgilerini doktorlara iletmek olduğunu söyleyen Karaca, “Doktorun hasta kabul etme ya da etmeme kararı sonrası bunu 112 servisine iletmektir. Bazen bazı hastalar bize ait ambulansla gelmek istiyordu hastaneye. O durumda biz hastadan para alıyoruz; ama sevkle gelecekse 112 ile geliyor ve ücret alınmıyor. Eğer bizim ambulans hizmetimizi kullanacaksa 112’yi arayıp haber veriyorduk.” diye konuştu.

Ayrıca sanık savunmasının devamında, “Fırat hoca bize, ‘Size prim vereceğim’ dedi. Bu nedenle Mert üzerinden bize düzenli olarak ufak miktarlarda motivasyon parası gönderirdi.” dedi.

AİLESİNE EL SALLADI

Duruşmaya saat 13.15’te ara verildi. Verilen 45 dakikalık aranın ardından duruşma saat 14.30 sıralarında yeniden başladı.

Suç örgütü lideri olduğu iddia edilen Fırat Sarı’nın duruşma salonunda ara sıra arkasına dönüp izleyici kısmındaki ailesine gülümseyerek el sallaması dikkat çekti.

“YENİDOĞAN BEBEKLERE BİR ŞEY YAPMADIM”

Duruşmaya tutuklu sanık doktor Zeki Ötünç savunmasıyla devam edildi.
Ötünç savunmasında şunları söyledi:

“2019’da beyin kanaması geçirip 10 gün yoğun bakımda kaldım. Uzun süre işsiz kaldım. 2 yılın sonunda daha önce aynı iş yerinde çalıştığım Cansel hemşire bana bir iş teklifi bulundu. Sadece gündüz çalışacaktım. 2022 sonunda Bağcılar’da işe başladım. Orası satılınca Beylikdüzü Medilife Hastanesi’ne başladım. 2024’ün başında istifa ettim çünkü birşeylerin ters gittiğini hissettim.

Ben SGK’yı dolandırmadım. Yenidoğan bebeklere birşey yapmadım. Hastane bana maaşımın bir kısmını elden verdi. Ödemenin bir kısmını hastaneden bir kısmını anlaşmalı oldukları sağlık şirketinden ödüyorlar. O şirket de Fırat Sarı’nın şirketiydi. Bize herkes ‘Bebek katili’ diyor ama bir insan bebek öldürerek nasıl para kazanır anlamıyorum. Basın yüzünden zor durumdayım.

Normalde sizin benim suçluluğumu kanıtlamanız lazımken ben burada suçsuzluğumu ispatlamaya çalışıyorum.”

NTV uygulamasını indirin, gelişmelerden haberdar olun

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Gündem

SON DAKİKA: Türkiye’den ABD’ye Net Cevap! Üsler Kullanılmayacak

Yayımlandı

üzerinde

SON DAKİKA: Türkiye’den ABD’ye Net Cevap! Üsler Kullanılmayacak

Tarih: 18 Mart 2026 05:45


Ortadoğu’da savaşın 20. gününe yaklaşılırken Ankara’dan kritik bir hamle geldi. Edinilen bilgilere göre, Türkiye, ABD’nin İran’a yönelik olası geniş çaplı operasyonları için kendi topraklarındaki üsleri (İncirlik ve Kürecik) kullanma yönündeki yoğun baskıyı geri çevirdi.

Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgiyi derinlemesine analiz eden Fatih Doğan Medya, yaşananların perde arkasını ve bölgesel yansımalarını derledi.

 SICAK GELİŞME: Ankara’nın Duruşu Değişmiyor

ABD’nin İran’a yönelik son saldırıları sonrası Washington yönetimi, müttefiklerinden artan oranda lojistik destek talep ediyor. Ancak Türkiye’den bu taleplere yanıt gecikmedi. Cumhurbaşkanlığı Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu’na yakın kaynaklar, Türkiye’nin “savaşın bir parçası” olmayacağını net bir dille ifade ettiğini belirtiyor.

Özellikle İncirlik Hava Üssü ve Kürecik Radar Üssü’nün aktif olarak kullanılması talebi, Ankara tarafından “kabul edilemez” bulundu.

“Türkiye, barış ve istikrar için çaba gösteren bir ülkedir. Herhangi bir saldırı operasyonuna üslerini açarak alet olması beklenemez.” (Diplomatik Kaynak)

Bu gelişme, ABD Başkanı Donald Trump’ın “NATO’nun yardımına ihtiyacımız yok” açıklamalarının hemen ardından geldi. Trump’ın bu sözleri ittifak içinde soğuk rüzgarlar estirirken, Türkiye’nin bu kararı Washington’da şaşkınlıkla karşılandı .

 İncirlik’in Statüsü: “Türkiye’nin Kontrolünde”

Son günlerde İncirlik Üssü’nün durumuyla ilgili çeşitli spekülasyonlar ortaya atılmıştı. TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı Hulusi Akar, daha önce yaptığı açıklamada bu spekülasyonlara son noktayı koymuştu.

Akar, Kayseri’de düzenlenen bir konferansta yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullanmıştı:
“İran tarafından ‘Amerikan üssü’ denilerek İncirlik’e bir saldırı olabilir ancak bu yanlış biliniyor. İncirlik Üssü’nün A’dan Z’ye, kapısından penceresine, tavanından bacasına kadar her şey Türkiye’nin kontrolünde, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin kontrolündedir. Oranın sahibi Türkiye Cumhuriyeti Devleti’dir.”

Bu açıklama, Türkiye’nin egemenlik haklarına verdiği önemi bir kez daha gözler önüne serdi. Uzmanlara göre Akar’ın bu sözleri, hem İran’a hem de ABD’ye açık bir mesaj niteliği taşıyor.

 Bölgesel Riskler ve Türkiye’nin Stratejisi

Ortadoğu’da yangın yerine dönen bölgede Türkiye, iki ateş arasında kalmamak için hassas bir denge politikası yürütüyor.

Uzmanlar, Türkiye’nin bu kararının ardında yatan nedenleri şöyle sıralıyor:

1. Sınır Güvenliği: Olası bir İran misillemesinde İncirlik gibi üslerin hedef haline gelmesi, Türkiye’yi doğrudan savaşın içine çekebilir.
2. Enerji Güvenliği: Bölgede artan gerilim, enerji taşımacılığı ve ticaret yollarını tehdit ediyor .
3. Yeni Göç Dalgası Riski: Çatışmaların büyümesi, Türkiye’nin güney sınırında yeni bir insanlık dramına yol açabilir.
4. NATO Gerilimi: Trump’ın NATO’ya yönelik eleştirileri ve ittifaktan bağımsız hareket etme sinyalleri, Türkiye’yi daha temkinli olmaya itiyor .

 Trump’tan NATO’ya Sert Sözler

ABD Başkanı Donald Trump, son açıklamasında NATO müttefiklerini hedef alarak, “NATO üyelerinin çoğu, İran’a karşı operasyona katılmak istemiyor. Artık onların yardımına ihtiyacımız yok. NATO konusunda hayal kırıklığına uğradım” ifadelerini kullanmıştı .

Bu açıklamalar, ittifakın geleceğine dair soru işaretlerini artırırken, Türkiye’nin “sadece misafir” bulundurduğu üsleri savaşın bir parçası haline getirmeme kararı, uluslararası hukuk çerçevesinde egemen bir devletin en doğal hakkı olarak yorumlanıyor.

Sonuç

Fatih Doğan Medya olarak edindiğimiz bilgilere göre, kriz devam ettiği sürece Türkiye’nin bu tavrı net bir şekilde devam edecek

Gelişmeleri anbean aktarmaya devam edeceğiz.

Okumaya Devam Et

Gündem

Dünya Gıda Programı’ndan Korkutan Uyarı: İran Savaşı Haziran’a Kadar 45 Milyon Kişiyi Açlığa İtebilir

Yayımlandı

üzerinde

Dünya Gıda Programı’ndan Korkutan Uyarı: İran Savaşı Haziran’a Kadar 45 Milyon Kişiyi Açlığa İtebilir

Tarih: 17 Mart 2026, Salı 23: 30
Kaynak: Reuters / fatihdoganmedya.com


GENEL MERKEZ – Dünya Gıda Programı (WFP), 28 Şubat’ta başlayan ABD-İsrail ortak askeri harekatının devam etmesi halinde, küresel gıda krizinin daha önce görülmemiş boyutlara ulaşacağı uyarısında bulundu. Örgütün yeni analizine göre, savaşın Haziran ayına kadar sürmesi, 45 milyon insanı daha akut açlıkla karşı karşıya bırakabilir.

WFP İcra Direktör Yardımcısı Carl Skau, Cenevre’de düzenlediği basın toplantısında, “Bu, küresel açlık seviyelerini tüm zamanların rekoruna taşıyacak ve bu korkunç bir olasılık” dedi. Skau, gıda, petrol ve nakliye maliyetlerindeki artışın, halihazırda rekor seviye olan 319 milyon olan akut açlık çeken insan sayısına 45 milyon kişi daha ekleyeceğini belirtti.

İnsani Yardım Koridorları Tıkandı

WFP yetkilisi, savaşın yalnızca bölgesel bir kriz olmadığını, küresel tedarik zincirlerini de vurduğunu vurguladı. 28 Şubat’tan bu yana örgütün nakliye maliyetlerinin yüzde 18 arttığını ve bazı yardım gemilerinin rotalarının değişmek zorunda kaldığını açıkladı. Bu durum, özellikle Yemen, Suriye ve Afrika Boynuzu gibi halihazırda kırılgan durumdaki bölgelere yönelik hayati yardım malzemelerinin ulaştırılmasını geciktiriyor.

Skau, “Zaten bu savaştan önce de mükemmel bir fırtınanın içindeydik. Açlık, sayılar ve derinlik açısından hiç bu kadar şiddetli olmamıştı” diyerek durumun vahametine dikkat çekti.

Bütçe Kısıntıları Krizin Derinleştiriyor

Artan maliyetlerin, bağışçı ülkelerin savunma harcamalarına öncelik vermesi nedeniyle WFP’nin uyguladığı derin bütçe kesintilerinin üzerine geldiğini belirten Skau, bu durumun örgütün müdahale kapasitesini daha da zayıflattığını ifade etti.

Uzmanlar, İran’daki çatışmaların uzamasının, küresel gıda fiyatlarında yeni bir şok dalgası yaratabileceği ve bunun en çok net gıda ithalatçısı olan gelişmekte olan ülkeleri vuracağı konusunda uyarıyor.

 

Okumaya Devam Et

Gündem

SON DAKİKA: ABD-İsrail-İran Savaşı 18. Günde! İsrail: Ali Laricani öldürüldü – İran’dan el yazılı not geldi

Yayımlandı

üzerinde

SON DAKİKA: ABD-İsrail-İran Savaşı 18. Günde! İsrail: Ali Laricani öldürüldü – İran’dan el yazılı not geldi

Tarih: 17.03.2026 – 22:45

SAVAŞTA 18. GÜN: TAHran’DA SUİKAST DALGASI

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik operasyonları 18. gününde kritik bir eşiğe taşındı. İsrail yönetimi, İran Ulusal Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani’nin öldürüldüğünü duyururken, Tahran yönetiminden iddiayı ne doğrulayan ne de yalanlayan ancak kafa karıştıran bir hamle geldi: Laricani’nin el yazısı notu yayınlandı.

İşte Körfez’i ateşe veren savaşta son 24 saatte yaşananlar…

LARİCANİ SUİKASTI: İSRAİL “ÖLDÜ” DİYOR, İRAN “NOT” YAYINLIYOR

İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, sabah saatlerinde yaptığı açıklamada, İran Ulusal Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani ve Besic Güçleri Komutanı Gulam Rıza Süleymani’nin etkisiz hale getirildiğini öne sürdü.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu da konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “İran halkına rejimi devirme şansı verdik. Kararlı olursak İran halkı kaderini ellerine alacak” ifadelerini kullandı.

Ancak Tahran’dan gelen ilk tepki şaşkınlık yarattı. İran resmi kanalları, Laricani’nin bir gün öncesine ait olduğu belirtilen el yazısı bir notunu paylaştı. Notun, ABD saldırılarında hayatını kaybeden İranlı denizciler anısına yazıldığı belirtildi. İran yönetimi, Laricani’nin durumuna ilişkin henüz resmi bir açıklama yapmadı.

ANINDA ANALİZ: İran’ın el yazısı notu yayınlaması, suikast iddialarını dolaylı yoldan çürütme çabası olarak yorumlanırken, İsrail’in net “öldürüldü” açıklaması ortada ciddi bir istihbarat çelişkisi olduğunu gösteriyor. Laricani’nin akıbeti önümüzdeki saatlerde netleşecek.

 İRAN MEDYASI DOĞRULADI: SÜLEYMANİ ÖLDÜ

Laricani iddiası tartışılırken, İran medyası Besic Güçleri Komutanı Gulam Rıza Süleymani’nin hayatını kaybettiğini doğruladı. Devrim Muhafızları’na bağlı güçlerin komutanı olan Süleymani’nin, İsrail saldırılarında hedef alındığı belirtiliyor.

 HAMANEY’DEN ‘BARIŞ’ VETOSU: DOĞRU ZAMAN DEĞİL

İran’ın yeni dini lideri Mücteba Hamaney, üst düzey bir yetkiliye göre dış politika toplantısında net konuştu: “Barış için doğru zaman değil.” Hamaney’in, ABD ve İsrail’in yenilmesi ve tazminat ödenmesi gerektiğini söylediği aktarıldı.

Öte yandan İsrail ordusu, sosyal medya üzerinden Hamaney’i hedef alan bir paylaşım yaparak “Hamaney’i takip edeceğiz, bulacağız ve etkisiz hale getireceğiz” tehdidinde bulundu

 HÜRMÜZ’DE SON DURUM: 3 GÜNDE SADECE 15 GEMİ GEÇTİ

Hürmüz Boğazı’nda tansiyon düşmüyor. MarineTraffic verilerine göre, son 3 günde boğazdan sadece 15 gemi geçiş yapabildi. Bunların:

· 8’i kuru yük gemisi
· 5’i tanker
· 2’si LPG taşıyıcısı

Dikkat çekici detay: Geçişlerin yüzde 87’si Körfez’den çıkış yönünde gerçekleşti. Yani boğaza giriş yapan gemi sayısı yok denecek kadar az.

Uluslararası Denizcilik Örgütü Başkanı Arsenio Dominguez ise çarpıcı bir uyarıda bulundu: “Hürmüz’den geçiş yapacak gemilerin güvenliğini yüzde 100 garanti edemeyiz.”

 KÖRFEZ SARSILIYOR: DUBAl, DOHA VE ABU DABİ HEDEFTE

İran’ın misilleme saldırıları Körfez ülkelerini vurmaya devam ediyor:

· Dubai: Gece boyunca patlama sesleri duyuldu.
· Abu Dabi: Engellenen İran füzesinin enkazı Bani Yas bölgesine düştü, 1 kişi öldü.
· Doha: Sanayi bölgesine füze enkazı düştü, yangın çıktı. Ölen ya da yaralanan olmadı.
· Füceyra: Bir tankere bilinmeyen bir mermi isabet etti, maddi hasar oluştu.

 ABD’NİN BAĞDAT BÜYÜKELÇİLİĞİ’NE İHA’LI SALDIRI

Irak’ın başkenti Bağdat’ta bulunan ABD Büyükelçiliği, 3 kamikaze İHA ile hedef alındı. Büyükelçilikteki hava savunma sistemleri 2 İHA’yı düşürürken, bir İHA büyükelçilik duvarına isabet etti ve yangın çıktı. Saldırıyı henüz üstlenen olmadı.

ABD’DE SAVAŞA İLK TEPKİ İSTİFASI

ABD Ulusal Terörle Mücadele Merkezi Başkanı Joseph Kent, Trump yönetiminin İran politikasını protesto ederek istifa etti. Trump’a yazdığı mektupta Kent, “İran, ulusumuz için yakın bir tehdit oluşturmuyordu. Bu savaşı İsrail’in ve güçlü Amerikan lobisinin baskısı nedeniyle başlattığımız açıktır” ifadelerini kullandı.

Bu istifa, savaşın başından bu yana gerçekleşen ilk üst düzey tepki istifası olarak kayıtlara geçti.

SAVAŞIN BİLANÇOSU (İran Sağlık Bakanlığı Verileri)

· Yaralı: 18.000+
· Hayatını kaybeden çocuk: En az 204
· Hayatını kaybeden kadın: En az 226
· Toplam sivil kayıp: Açıklanmadı

NETANYAHU’DAN YAPAY ZEKA TARTIŞMASINA FOTOĞRAFLI YANIT

Geçtiğimiz günlerde paylaştığı videoların yapay zeka ile üretildiği iddia edilen Netanyahu, bu kez yeni bir fotoğrafını paylaştı. Başbakanlık Ofisi, fotoğrafı “Başbakan Binyamin Netanyahu, İran rejiminin üst düzey yetkililerinin ortadan kaldırılması emrini veriyor” notuyla duyurdu.

ALİ LARİCANİ KİMDİR?

· Doğum: Necef, Irak (Şii kutsal kentinde doğdu)
· Eğitim: Kum’da medrese, üniversitede matematik ve bilgisayar bilimleri, Batı felsefesi doktorası
· Akademik: Kant, Kripke ve David Lewis üzerine kitaplar yazdı
· 1980’ler: Devrim Muhafızları komutanlığı
· 1996: Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi üyeliği
· 2004: Ali Hamaney’in ulusal güvenlik danışmanı
· 2021-2024: Cumhurbaşkanlığına aday oldu, Uzmanlar Konseyi tarafından veto edildi
· 2025: Hamaney tarafından yeniden Ulusal Güvenlik Konseyi başkanlığına getirildi

Son dönemde İran’ın savunma stratejisini belirleyen ve nükleer müzakerelere yön veren Laricani, Hamaney’in gölgesinde ülkeyi yöneten asıl isim olarak biliniyordu.

 ULUSLARARASI YANKILAR

· Beyaz Saray Ekonomi Danışmanı Kevin Hassett: “Savaş haftalar içinde bitecek. İran ABD ekonomisine zarar veremiyor.”
· İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa’ar: “İran rejimini ancak İranlılar devirebilir. Savaşı kazandık.”
· İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi: “Hürmüz’deki durum, dayatılan savaştan ayrı değerlendirilemez.”

 NE OLMUŞTU?

ABD ve İsrail, 28 Şubat 2026’da İran’a yönelik geniş çaplı askeri operasyon başlatmıştı. İran da füze ve insansız hava araçlarıyla misillemede bulunmuş, Hürmüz Boğazı’nı ABD ve İsrail bağlantılı gemilere kapatmıştı. Körfez ülkeleri de hedef alınırken, savaş küresel enerji piyasalarında büyük dalgalanmaya yol açtı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar