Politika
Putin ve Şi’nin “Organ Nakli ve Ölümsüzlük” Söyleşisi Pekin’de Açık Mikrofonla Yayımlandı — 150 Yıl Yaşamak Mümkün mü?

Yayın: 7 Eylül 2025 | Saat: 14:30 (Europe/Istanbul) · Okuma süresi: 5 dakika
Kaynak / Editör: FatihDoganMedya
Pekin’deki askeri geçit sırasında açık mikrofonla yayılan Putin–Şi diyalogu dünya gündemine oturdu. Organ nakliyle “150 yaş” ve “ölümsüzlük” iddiaları bilimsel gerçeklerle karşılaştırıldı. Uzman görüşleri ve güncel gelişmeler burada.
Ne oldu? Kısa özet
3 Eylül 2025’te (Pekin’de düzenlenen II. Dünya Savaşı sona ermesinin 80. yıldönümü töreni sırasında) canlı yayınlanan geçit töreninde, kameraların dışında kalan bir açık mikrofon (hot mic) kısa bir süreliğine Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Çin Devlet Başkanı Xi Jinping arasındaki konuşmayı verdi. Yayına yansıyan çeviri sesinde Putin’in biyoteknoloji ve “insan organlarının sürekli nakli”yle ilgili yorumları ve Şi’nin “Bu yüzyılda bazı tahminlere göre insanlar 150 yaşına kadar yaşayabilir” sözleri duyuldu. O anın görüntüleri ve ses kayıtları uluslararası haber ajanslarının gündemine girdi.
(Putin — 7 Ekim 1952 doğumlu; Şi Jinping — 15 Haziran 1953 doğumlu — her iki lider de 2025 yılı itibarıyla 72 yaşındadır.
Yayına yansıyan sözler (kısmen tercüme)
-
Haber kayıtlarına göre (çeviri üzerinden): Putin: “Biyoteknoloji sürekli gelişiyor. İnsan organları sürekli nakledilebilir; daha gençleşebiliriz, belki ölümsüzlüğe bile ulaşabiliriz.”
-
Xi: “Bazı tahminlere göre bu yüzyılda insanlar 150 yaşına kadar yaşayabilir.”
Kayıt kısa süre sonra geniş açıya geçildi; konuşmanın tamamı uzun süre canlı yayında kalmadı.
Olayın yankıları ve politik arka plan
Bu “açık mikrofon” anı, küresel medyada hem şaşkınlık hem de spekülasyon yarattı. Törene yüz milyonlarca, Çin yayınlarında milyarlarca izleyici aktığı; liderlerin kortejde birlikte yürümesinin ise Çin–Rusya ilişkilerinin sembolik bir göstergesi olduğu bildirildi. Bazı yorumlarda, liderlerin uzun ömre ilişkin söyleminin elitler arasında uzun zamandır gündemde olan “yaşlanmaya karşı bilimsel yatırım” eksenine işaret ettiği vurgulandı.
Bilim bunun neresinde? — 150 yaş ve “ölümsüzlük” mümkün mü?
Kısa cevap: Bugünkü bilimsel bilgi ve klinik gerçeklerle “organ nakilleriyle ölümsüzlük” veya düzenli organ değişimleriyle güvenli şekilde 150 yaşına ulaşmak gerçekçi bir beklenti değil. Ancak bazı teknolojiler organ yetmezliğini tedavi etme potansiyeli taşıyor; alan hızla ilerliyor.
Neden 150 — veya ölümsüzlük — hemen mümkün değil?
-
Aging (yaşlanma) çok sistemik bir süreçtir. Yaşlanma tek bir organun çöküşü değildir; genetik, hücresel, immün, vasküler ve metabolik sistemlerin eş zamanlı yıpranması söz konusudur. Sadece organ değiştirerek tüm bu süreçleri durdurmak veya tersine çevirmek bugünkü bilgilerle mümkün görünmüyor.
-
Nakil sonrası uzun dönem riskler: Organ nakli alıcıları yaşam boyu immünosupresif (bağışıklık baskılayıcı) ilaçlar kullanmak zorunda kalır; bu ilaçlar enfeksiyon, kanser ve diğer komplikasyon riskini artırır. Ayrıca ileri yaşta büyük cerrahi yükün kendisi risk oluşturur.
-
Doğrulanmış en uzun insan yaşamı: Bugüne kadar doğrulanmış en uzun yaşam, Jeanne Calment (122 yıl 164 gün) verisidir; 150 yaş henüz doğrulanmış veya yaygın olarak gözlemlenmiş bir gerçeklik değil.
Peki xenotransplantasyon (genetiği düzenlenmiş hayvan organları) umut veriyor mu?
Evet — xenotransplantasyon alanında son yıllarda önemli adımlar atıldı: genetiği düzenlenmiş domuz organlarının kısa dönemli başarıları, FDA onaylı insan denemelerinin başlaması, bazı merkezlerde domuz böbreği/kalp denemeleri gibi gelişmeler var. Ancak bu çalışmalar halen deneysel, uzun dönem güvenlik ve fonksiyon verileri sınırlı ve bağışıklık/yeni virüs aktarımı gibi riskler devam ediyor. Bu nedenle xenotransplantasyon insan ömrünü radikal biçimde uzatacak garantili bir teknoloji olarak henüz kabul edilmiyor.
Politika
Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanlığı’na Hasan Suver atandı
Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanlığı’na Hasan Suver atandı
Tarih: 31 Ocak 2026 — Saat: 00:38

Cumhurbaşkanlığı tarafından yayımlanan atama kararlarına göre Hasan Suver, Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanlığı görevine getirildi. Aynı karar kapsamında Suver, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nda Bakan Yardımcısı olarak da görevlendirildi. Bu atamalar Resmî Gazete’de yayımlanarak resmiyet kazandı.
Haber Detayları
-
Cumhurbaşkanlığı imzasıyla yayımlanan atama kararları arasında Hasan Suver’in başdanışmanlığa atanması yer aldı; Suver’e eş zamanlı olarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nda bakan yardımcılığı görevi verildi.
-
Resmî Gazete’de yayımlanan atama metinleriyle birlikte, Diyanet İşleri Başkanlığı taşra teşkilatında çok sayıda müftü değişikliği; bazı il müdürlüklerinde görevden almalar ve dış temsilciliklere yeni atamalar da duyuruldu. Örneğin Malta ve Papua Yeni Gine büyükelçilikleri için yeni atamalar yapıldı
Hasan Suver’in hem Cumhurbaşkanlığı’na yakın bir danışman konumunda hem de bakanlık tabanında yürütülecek icrai süreçlerde bakan yardımcısi olarak görev alması, merkezi politika ve uygulama hatları arasında hızla koordinasyon kurulabileceğinin işareti olarak değerlendiriliyor. Bu tür eş zamanlı görevlendirmeler, merkezi yönetim ile bakanlık mekanizmalarının entegrasyonunu güçlendirebilir.
Kısa Özgeçmiş
(Detaylı biyografi kaynak bildirilmedi; basında yer alan özet bilgiler Suver’in siyaset ve kamu yönetimi geçmişine işaret ediyor.) Bazı haber kaynakları Suver’in yerel yönetim ve kamu görevleri geçmişine dair bilgiler paylaşıyor; ilgilenenler Resmî Gazete ve DHA duyurularını takip edebilir.
Politika
Trump: “İran ile iş yapan ülkelere yüzde 25 gümrük vergisi” — ABD’den sert ekonomi hamlesi
Trump: “İran ile iş yapan ülkelere %25 gümrük vergisi” — ABD’den sert ekonomi hamlesi
01 Ocak 2026 – 01 20

ABD Başkanı Donald Trump, İran ile ticaret yapan tüm ülkelere karşı uygulanmak üzere %25 oranında tarifeye (gümrük vergisine) gidileceğini sosyal medya üzerinden duyurdu. Beyaz Saray’dan ya da ilgili kurumdan henüz ayrıntılı yasal gerekçe/uygulama talimatı paylaşılmadı; küresel ticaret ve diplomasi cephesinde güçlü tepki ve belirsizlik oluştu.
ABD Başkanı Donald Trump, kişisel sosyal medya hesabı üzerinden yayımladığı açıklamada “İran ile iş yapan her ülke, Amerika ile yapılan ticaretlerinde %25 tarifeye tabi tutulacaktır” dedi ve kararın “derhal yürürlüğe gireceğini” belirtti. Açıklamada tarifelerin hangi yasal çerçeve (ör. Ticaret Bakanlığı, Başkanlık kararnamesi, IEEPA veya 1962 Ticaret Genişletme Yasası) üzerinden uygulanacağına dair net bilgi verilmedi.
Trump’ın mesajında hedef ülkeler arasında Çin, Brezilya, Türkiye ve Rusya gibi büyük ticaret ortaklarının da isim bazında anıldığına dair haberler yer alıyor; ancak bu ülkelerin tepkileri ve ABD’ye karşı karşılık adımları hâlihazırda belirsiz. Uzmanlar, pratikte böyle bir tarifeyi uygulamanın hem hukuki hem de ticari zincirler açısından karmaşık sonuçlar doğuracağını belirtiyor.
Beyaz Saray ve uluslararası tepki
-
Beyaz Saray veya ABD Ticaret Bakanlığı’dan detaylı uygulama talimatı henüz paylaşılmadı; resmi metin bekleniyor. Reuters ve AP, yönetimin açıklamayı sosyal medyadan yaptığını ve uygulama/usul hakkında bilgi eksikliği olduğunu bildiriyor.
-
Uluslararası piyasalarda ilk tepkiler: döviz ve enerji piyasalarında oynaklık, küresel tedarik zincirlerinde belirsizlik sinyalleri. Finans çevreleri, yaptırımların küresel ticareti nasıl etkileyeceğine ilişkin acil değerlendirmeler yapıyor.
Hukuki ve ticari boyut (kısa değerlendirme)
Uzmanlar, bir ülkenin üçüncü ülkeye ticaret yaptığı gerekçesiyle ABD ile ticaretine karşı böyle tek taraflı bir vergi uygulamasının hem Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) kuralları hem de ABD iç hukuku açısından tartışmalı olacağını söylüyor. Ayrıca, uygulanacak ürün/ürün grubu, istisnalar ve muafiyetler gibi teknik ayrıntılar açıklanmadan pratik etki ölçülemiyor.
-
Resmi talimat gelirse: ABD gümrük idareleri hangi malları kapsadığına dair bildiriler yayımlayacak; dünya ticaret akışında hızlı değişim olabilir.
-
Uluslararası tepki: Hedef ülke hükümetleri misilleme tarifeleri veya hukuki itirazlar başlatabilir.
-
Diplomasi kanalları çalışır: Ticaret/enerji bağımlılığı yüksek ülkeler Washington’la pazarlık masasına oturabilir.
Politika
Ekrem İmamoğlu’nun “diploma iptali” davası: Mahkeme kararı en geç 15 gün içinde açıklayacak
Ekrem İmamoğlu’nun “diploma iptali” davası: Mahkeme kararı en geç 15 gün içinde açıklayacak
Tarih: 15 Ocak 2026 • Saat: 12:30

İstanbul 5. İdare Mahkemesi’nde görülen duruşmada, Ekrem İmamoğlu’nun İstanbul Üniversitesi tarafından iptal edilen diplomasına karşı açtığı davada tarafların beyanları alındı. Mahkeme heyeti, kararını en geç 15 iş günü içinde vermeyi bildirdi. Bu gelişme Silivri’deki duruşma salonunda takip edilirken taraf avukatları ve siyasi çevrelerden sert tepkiler geldi.
Duruşmada neler yaşandı?
Duruşma, Silivri Cezaevi yerleşkesinde (Marmara Cezaevi) kurulan duruşma salonunda gerçekleşti. Davacı avukatları, İstanbul Üniversitesi yönetim kurulunun 18 Mart 2025 tarihli diploma iptal kararının usul ve esas yönünden hukuka aykırı olduğunu savundu; üniversiteden iptal gerekçesine dayanak teşkil eden belgelerin istenmesi yönünde taleplerde bulundu. Mahkeme, söz konusu belgelerin İstanbul Üniversitesi’nden istenmesine karar verdi ve eksik-hatalı evrak iddialarını incelemek üzere karar ertelemesi yerine 15 gün içinde nihai karar vereceğini bildirdi.
İstanbul Üniversitesi, Mart 2025’te yaptığı inceleme sonucu İmamoğlu da dahil olmak üzere bazı öğrencilerin 1990’daki yatay geçiş işlemlerinde usulsüzlük olduğu iddiasıyla diplomaları iptal etti. Bu kararın ardından İmamoğlu hakkında yürütülen adli süreçler ve iddialar geniş yankı bulmuş, karar hem siyaset hem de üniversite idaresi cephesinde tartışma konusu olmuştu. Uluslararası ajansların da gündemine giren bu gelişme, İmamoğlu’nun olası siyaset takvimi açısından da önem taşıyor.
Tarafların pozisyonları
-
Davacı (İmamoğlu tarafı): Diplomaya ilişkin işlemin yetki, usul ve delil yönünden eksik ve hatalı olduğunu; iptal kararının geri alınması gerektiğini savundu. Avukatlar, üniversitenin kararını destekleyecek belgelerin şeffaf biçimde incelenmesini talep etti.
-
Üniversite/İlgili makamlar (haberlere göre): İptal kararını yatay geçiş işlemlerindeki usulsüzlüğe dayandırıyor; konu hakkında disiplin ve usul incelemelerinin sürdüğü bildirildi.
Neden “15 gün” vurgusu önemli?
İdari yargı süreçlerinde mahkemelerin sıklıkla ara karar veya yürütmeyi durdurma taleplerini değerlendirmesi uzun sürebilir. Ancak mahkemenin kararını en geç 15 gün içinde açıklayacağını belirtmesi, hem hukuki belirsizliği kısaltacak hem de siyasi gündemi doğrudan etkileyecek bir zaman aralığı sunuyor. Kararın içeriği, hem İmamoğlu’nun hukuki pozisyonunu hem de ileride ortaya çıkabilecek seçilme yeterlikleriyle ilgili hukuki sonuçları etkileyebilir.
-
Mahkeme iptali bozarsa: Üniversite kararı hukuka uygun bulunursa diploma iptali kalıcı hale gelebilir; bunun siyasi ve hukuki yansımaları geniş olur.
-
Mahkeme iptali iptal ederse (yürütmeyi durdurma veya iptal): İmamoğlu’nun diplomaya dayalı hakları yeniden tesis edilebilir; adli süreçlerle idari sürecin ilişkisi tartışılmaya devam eder.
-
Gündem1 hafta önceSalihli’de feci trafik kazası: Kontrolden çıkan otomobil elektrik direğine çarptı; 1 ölü, 2 yaralı
-
Gündem1 hafta önceTekirdağ’da teyze cinayeti: ‘Beni yönlendirdiler’ dediği iddia edilen sanık, cesedi kolonya döküp ateşe vermiş
-
Gündem6 gün önce3 aylık Şirin Alya, bakıcısının evinde ölü bulundu
-
Gündem1 hafta önceMaltepe’de denize giren 30 yaşındaki Murat Yayla boğularak yaşamını yitirdi
-
Ekonomi1 hafta önceMilyonlarca ev sahibi ve kiracıyı ilgilendiriyor. Aidatları yönetici belirleyemeyecek
-
Gündem2 gün önceMardin’de hastane önündeki silahlı kavganın güvenlik kamerası görüntüleri ortaya çıktı
-
Sanat1 hafta önceİstanbul’da Film ve Dizi Çekimlerine Yeni Düzenleme: 2026’da Kurallar Değişti!
-
Spor1 hafta önceFenerbahçe’nin Süper Kupa sevinci Ankara’ya taştı: Kızılay’da büyük coşku
