Nafaka düzenlemesinde yeni formül gündemde: Evlilik süresi ve gelir durumu esas alınabilir
28 Ekim 2026 | 16.10 | 4 dakika okuma
FatihDoğanMedya Haber Merkezi
Süresiz yoksulluk nafakasına ilişkin Anayasa Mahkemesi kararının ardından yeni düzenleme için çalışmalar genişletiliyor. Evlilik süresi, yaş, sağlık ve ekonomik koşulların dikkate alınacağı alternatif modeller tartışılırken, bazı durumlarda süresiz nafaka verilmesine olanak tanıyan seçenek de masada bulunuyor. Düzenlemenin 13. Yargı Paketi’ndeki durumu ise henüz kesinleşmedi.
Türkiye’de boşanma sonrası ödenen yoksulluk nafakasının süresine ilişkin yeni yasal düzenleme arayışında farklı seçenekler değerlendiriliyor. Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) Türk Medeni Kanunu’ndaki süresiz nafaka hükmünü iptal etmesinin ardından başlayan çalışmalarda, yalnızca evlilik süresine dayalı bir model yerine tarafların bireysel ve ekonomik koşullarını da dikkate alan bir sistem üzerinde duruluyor.
Cumhuriyet’in 28 Ekim 2026 tarihli haberine göre, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın düzenleme hazırlanırken farklı kesimlerin görüşlerinin daha kapsamlı biçimde alınmasını istediği belirtildi. AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler’in alternatif düzenleme önerilerini parti yönetimine sunduğu, bu görüşmelerin ardından çalışmanın kapsamının genişletilmesinin gündeme geldiği aktarıldı.
Yeni düzenlemenin 13. Yargı Paketi’nden çıkarıldığı yönünde bilgiler kamuoyuna yansısa da bu konuda henüz kesinleşmiş resmi bir açıklama bulunmuyor. Dolayısıyla tartışılan modellerin yürürlüğe girdiği veya nafaka sisteminin değiştiği yönünde bir durum söz konusu değil.
Nafaka süresi her boşanma davasında ayrı değerlendirilebilir
Hazırlık çalışmalarında öne çıkan seçeneklerden biri, yoksulluk nafakasının süresinin her boşanma dosyasının kendine özgü koşullarına göre belirlenmesi.
Bu yaklaşımda evliliğin ne kadar sürdüğünün yanı sıra nafaka talep eden kişinin yaşı, sağlık durumu, çalışma imkânları ve düzenli gelirinin bulunup bulunmadığı gibi unsurların değerlendirilmesi öngörülüyor.
Tarafların ekonomik durumları da karar sürecinde önem taşıyabilecek. Böylece nafaka süresinin yalnızca evlilik yılı üzerinden otomatik olarak hesaplanması yerine, mahkemenin somut olayın özelliklerini dikkate alabileceği bir çerçeve oluşturulması tartışılıyor.
Gündemdeki alternatifler arasında, koşulların gerektirdiği istisnai durumlarda süresiz nafakaya hükmedilebilmesine olanak sağlanması da yer alıyor. Ancak bu seçeneğin hangi şartlarla uygulanabileceği ve hazırlanacak kanun metninde nasıl düzenleneceği henüz belli değil.
Kadın dernekleri, akademisyenler ve aile mahkemesi hâkimlerinin görüşü alınacak
Nafaka düzenlemesine ilişkin çalışmaların genişletilmesi kapsamında farklı kurum ve uzmanların sürece dahil edilmesi planlanıyor.
Cumhuriyet’in aktardığı bilgilere göre kadın dernekleri, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın ilgili birimleri, akademisyenler ve aile mahkemelerinde görev yapan hâkimlerin görüşlerine başvurulması öngörülüyor.
Daha önce hazırlanan raporların yeniden değerlendirilmesi ve farklı uygulama seçeneklerinin karşılaştırılması da çalışma kapsamında yer alıyor.
Bu süreçte, boşanmanın ardından ekonomik desteğe ihtiyaç duyan kişilerin koşulları ile nafaka ödeme yükümlülüğü bulunan tarafın mali durumunun nasıl değerlendirileceği, hazırlanacak düzenlemenin temel başlıklarından biri olacak.
Anayasa Mahkemesi süresiz nafaka hükmünü neden iptal etti?
Yeni düzenleme ihtiyacının temelinde Anayasa Mahkemesi’nin 4 Haziran 2026 tarihinde aldığı karar bulunuyor.
AYM, Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinde yer alan ve boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek eşin süresiz olarak nafaka talep edebilmesine imkân sağlayan düzenlemedeki **“süresiz olarak”** ibaresini Anayasa’ya aykırı bularak iptal etti.
Yüksek Mahkemenin kararında, nafaka süresinin belirlenmesinde evlilik süresiyle birlikte kişinin yaşı, eğitimi, sağlık durumu ve ekonomik ihtiyaçlarını kendi imkânlarıyla karşılayabilme kapasitesi gibi ölçütlerin dikkate alınabileceği üzerinde duruldu.
Karar, her durumda uzun süreli nafaka verilmesini yasaklayan bir hüküm niteliği taşımıyor. Belirli koşullarda yaşam boyu nafakaya hükmedilmesine olanak tanınabileceği, ancak bu durumların kanunda açık ve öngörülebilir ölçütlerle düzenlenmesi gerektiği belirtiliyor.
30 Eylül 2026 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanan iptal kararının yürürlüğe girmesi dokuz ay ertelendi. Buna göre iptal hükmünün 30 Haziran 2027 tarihinde yürürlüğe girmesi öngörülüyor.
Daha önce gündeme gelen süre sınırı modeli yeniden değerlendiriliyor
Nafaka düzenlemesine ilişkin önceki hazırlıklarda, evlilik süresiyle bağlantılı bir üst sınır oluşturulması üzerinde çalışılmıştı.
Anadolu Ajansı’nın 16 Ekim 2026 tarihli haberinde aktarılan modele göre nafaka süresinin en az üç yıl olması, genel üst sınırın ise evlenme tarihi ile boşanma davasının açıldığı tarih arasında geçen sürenin yarısı üzerinden belirlenmesi planlanıyordu.
Söz konusu çalışmada nafaka alacaklısının yaşı, sağlık ve eğitim durumu ile ekonomik bağımsızlığını kazanma imkânları da dikkate alınacak ölçütler arasında gösterilmişti. Bazı özel koşullarda hâkimin daha uzun süreli nafakaya karar verebilmesi de öngörülüyordu.
Ancak 28 Ekim itibarıyla kamuoyuna yansıyan yeni bilgiler, önceki modelin nihai düzenleme olarak kabul edilmediğini ve alternatiflerin yeniden değerlendirildiğini ortaya koyuyor.
Bu nedenle daha önce açıklanan üç yıllık alt sınır veya evlilik süresinin yarısı şeklindeki hesaplama, bugün itibarıyla yürürlüğe girmiş bir nafaka kuralı olarak değerlendirilemez.
Mevcut yasaya göre kimler yoksulluk nafakası alabiliyor?
Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesine göre boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek olan taraf, kusurunun diğer eşten daha ağır olmaması şartıyla diğer taraftan mali gücü oranında yoksulluk nafakası talep edebiliyor.
Mevcut sistemde yoksulluk nafakası için kanunda başlangıçtan itibaren belirlenmiş genel bir süre sınırı bulunmuyor. Ancak bu durum, bağlanan nafakanın mutlaka ömür boyu ödeneceği anlamına gelmiyor.
Türk Medeni Kanunu’nun 176. maddesi uyarınca nafaka alan kişinin yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölümü halinde irat biçiminde ödenen yoksulluk nafakası kendiliğinden sona eriyor.
Nafaka alan kişinin yoksulluğunun ortadan kalkması, evlenmeden fiilen evliymiş gibi yaşaması veya haysiyetsiz hayat sürmesi gibi kanunda belirtilen durumlarda ise mahkeme kararıyla nafakanın kaldırılması mümkün olabiliyor.
Tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği durumlarda nafaka miktarının artırılması ya da azaltılması da mahkemeden talep edilebiliyor.
Çocuklar için ödenen iştirak nafakası farklı bir düzenleme
Kamuoyunda tartışılan süresiz nafaka konusu, boşanma sonrasında eski eşe ödenen yoksulluk nafakasıyla ilgili.
Çocukların bakım ve eğitim giderlerine katkı amacıyla ödenen iştirak nafakası ise farklı hukuki kurallara tabi bulunuyor.
Türk Medeni Kanunu’na göre çocuğun bakımına yönelik nafaka yükümlülüğü kural olarak erginliğe kadar devam ediyor. Çocuğun eğitimini sürdürmesi halinde, kanuni koşulların oluşmasına bağlı olarak erginlik sonrasında da eğitim giderlerine katkı yükümlülüğü gündeme gelebiliyor.
Bu nedenle yoksulluk nafakasının süresine ilişkin tartışılan değişikliklerin, çocuklar için ödenen iştirak nafakasını kendiliğinden ortadan kaldırması söz konusu değil.
13. Yargı Paketi’nde nafaka düzenlemesi yer alacak mı?
Nafaka konusunda hazırlanan düzenlemenin 13. Yargı Paketi’ne dahil edilip edilmeyeceği henüz netlik kazanmadı.
16 Ekim’de Anadolu Ajansı tarafından yayımlanan haberde nafakaya ilişkin hükümlerin pakette yer almasının beklendiği aktarılmıştı. Ancak 28 Ekim’de Cumhuriyet’in yayımladığı yeni haberde, çalışmaların genişletilmesi nedeniyle düzenlemenin paketten çıkarıldığı yönündeki bilgilere yer verildi.
Bu iki haber, hazırlık sürecinde değişiklik yaşandığına işaret ediyor. Bununla birlikte düzenlemenin paket dışında bırakıldığına ilişkin kesinleşmiş resmi bir karar açıklanmış değil.
Yoksulluk nafakasının süresinin hangi ölçütlerle belirleneceği, hâkimlere ne ölçüde takdir yetkisi tanınacağı ve istisnai durumlarda süresiz nafaka uygulanıp uygulanamayacağı, hazırlanacak kanun teklifinin nihai metniyle açıklığa kavuşacak.











