Daha fazla hava durumu tahmini: 15 günlük hava durumu İstanbul
Bizimle İletişimde Kalın

Gündem

İSRAİL’DEN LÜBNAN’A TARİHİN EN BÜYÜK SALDIRISI! Ateşkes ilan edildi ama Hizbullah’a göz açtırılmıyor

Yayımlandı

üzerinde

İSRAİL’DEN LÜBNAN’A TARİHİN EN BÜYÜK SALDIRISI! Ateşkes ilan edildi ama Hizbullah’a göz açtırılmıyor

Tarih: 8 Nisan 2026
Saat: 22:45


İsrail, 7 Ekim sonrası başlattığı operasyonlarda bugüne kadar Lübnan’a yönelik en kapsamlı kara ve hava saldırısını düzenledi. ABD’nin “geniş çaplı çatışmada ateşkes” ilan etmesine rağmen İsrail ordusu, İran destekli Hizbullah’a karşı kampanyasını tırmandırdı. Beyrut’un güneyinde patlamalar duyulurken, sivil kayıpların arttığı bildiriliyor.

Gelişmeler

İsrail ordusundan yapılan açıklamada, “Lübnan topraklarındaki terör hedeflerine yönelik en geniş çaplı operasyon başlatılmıştır” ifadeleri kullanıldı. Saldırılarda Hizbullah’a ait askeri altyapı, roket rampaları ve komuta merkezleri hedef alındı.

Beyrut’tan gelen görüntülerde şehir merkezinde yoğun dumanlar yükselirken, Lübnan hükümeti acil toplanma kararı aldı. İlk belirlemelere göre 30’dan fazla kişi hayatını kaybetti, yüzlerce kişi yaralandı.

ABD ise dün gece “Ortadoğu’da tansiyonun düşürülmesi için ateşkes ilan edildi” açıklamasını yapmıştı. Ancak İsrail Başbakanı Netanyahu’nun talimatıyla saldırıların sürdüğü öğrenildi.

Askeri uzmanlar, bu saldırının İsrail’in kuzey sınırındaki güvenlik endişelerini kalıcı olarak çözmeye yönelik olduğunu belirtiyor. Aynı zamanda ABD’nin ateşkes çağrısına rağmen İsrail’in hareket özgürlüğünü koruması, Washington’un bölgedeki caydırıcılığını sorgulatıyor.

Bölgeden Son Durum

· Hizbullah’tan yapılan ilk açıklamada, “İsrail kanlı bir sınırı aştı, misilleme kaçınılmaz” dendi.
· İran: “İsrail’in bu vahşeti karşılıksız kalmayacak” açıklaması yaptı.
· Birleşmiş Milletler acil toplantı kararı aldı.
· Lübnan Başbakanı Mikati, “Uluslararası toplumu sorumluluk almaya çağırıyorum” dedi.

 Detaylı İnceleme – Fatih Doğan Medya Özel

Saldırılar özellikle Beyrut’un güney banliyöleri, Bekaa Vadisi ve sınır hattındaki kasabalarda yoğunlaştı. İsrail ordusu, “Hizbullah’ın İsrail’e yönelik roket tehdidini tamamen ortadan kaldırmayı hedefliyoruz” açıklamasını yaptı.

Lübnan resmi ajansı NNA’nın aktardığına göre, çok sayıda ambulans ve sivil savunma ekibi enkaz altındakilere ulaşmaya çalışıyor. Elektrik ve iletişim hatlarının büyük bölümü kesildi.

Gündem

Afganistan’da Kız Çocuklarının Eğitimi Yasak, 19 Yaşındaki Alia Taksiyle Kaçarak Hayatını Değiştirdi

Yayımlandı

üzerinde

Afganistan’da Kız Çocuklarının Eğitimi Yasak, 19 Yaşındaki Alia Taksiyle Kaçarak Hayatını Değiştirdi

Tarih: s25 Mayıs 2026, Pazartesi
Saat: 03:30

Afganistan’da Taliban yönetiminin kız çocuklarının eğitimini yasaklaması, milyonlarca gencin hayatını karartmaya devam ediyor. 19 yaşındaki Alia (gerçek adı değil), ailesinin evlenmesi yönündeki baskısına dayanamayarak bir taksiye binip yüzlerce kilometre uzaktaki başkent Kabil’e kaçtı. BBC’nin haberine göre, Alia’nın bu cesur kaçışı, ülkedeki kadınların içinde bulunduğu çaresizliği gözler önüne seriyor.

Alia, Daykundi vilayetindeki köyünde, ailesinin kendisini evlendirmek istemesi üzerine kaçmaya karar verdi. Kuzeniyle birlikte, Taliban’ın kadınların uzun mesafe seyahat etmesini yasaklayan kurallarına rağmen, baştan aşağı kapalı bir şekilde taksiye bindi. Yolculuk sırasında Taliban kontrol noktalarına takılmamaları büyük bir şanstı. Alia, ailesine arkadaşlarını ziyaret edeceğini söyleyerek Kabil’e ulaştı ve burada bir İngilizce kursuna kaydoldu.

Ancak Alia’nın hikayesi, ailesinin maddi durumunun iyi olması sayesinde mümkün oldu. Birleşmiş Milletler verilerine göre, Afganistan’da her dört kişiden üçü temel ihtiyaçlarını karşılayamıyor. Alia’nın ailesi, onun Kabil’de kalmasına ve kurs masraflarını karşılamasına razı olsa da, evlilik baskısı sürüyor. Alia, “Yasaktan önce ailem pilot olma hayalimi destekliyordu. Şimdi ise evlenmem gerektiğini söylüyorlar” diyor.

Diğer Mağdurlar:

Kabil’in batısında yaşayan Shama (18) ise dört yıl önce annesinin baskısıyla evlendirildi. Annesi Kamila, “Taliban’ın kızımı neden evlendirmediğimizi sorgulamasından korktum” diyor. Shama, doktor olma hayalini gerçekleştiremediği için büyük üzüntü duyuyor ve kendini evinde hapsolmuş hissediyor.

BM’nin uyarısına göre, yasak 2030’a kadar sürerse 2 milyondan fazla kız çocuğu ortaokul ve lise eğitimi alamayacak. Afganistan, zaten dünyanın en düşük kadın okuryazarlık oranlarından birine sahip.

Taliban’ın Tutumu:

Taliban sözcüsü Hamdullah Fitrat, 7 milyon erkek ve 5 milyon kız çocuğunun eğitim gördüğünü iddia etse de, altıncı sınıftan sonra kızların eğitimine getirilen kısıtlamayı “ayrı bir konu” olarak nitelendiriyor. Ancak Taliban yönetimi içindeki bölünmelere rağmen, liderlik kademesi yasağı daha da sertleştiriyor.

Alia, “Eğer ailem beni zorlamazsa, son nefesime kadar evliliğe direneceğim” diyor. Ancak Taliban’ın geçen hafta çocuk yaşta evliliğe yasal zemin hazırlayan düzenlemeleri, durumun daha da kötüleşeceğini gösteriyor. Afgan kadınları, dünyanın kendilerini unuttuğunu düşünüyor. Nora (18), “Neden Afganistan’da doğduk?” diye sorarken, annesi Kamila dünya annelerine sesleniyor: “Kızlarınızın okumasına ve çalışmasına izin verin. Burada bizim için her şey bitti.”

Okumaya Devam Et

Gündem

CHP’de “İhraç Listesi” Depremi: Kulislerde Konuşulan 10 İsim ve Sert Tepkiler

Yayımlandı

üzerinde

CHP’de “İhraç Listesi” Depremi: Kulislerde Konuşulan 10 İsim ve Sert Tepkiler

Tarih: 25 Mayıs 2026
Saat: 01:30

 

İktidara yakın gazeteci Sinan Burhan’ın ortaya attığı iddia Ankara kulislerini sarstı. Kemal Kılıçdaroğlu’nun, aralarında Ali Mahir Başarır, Veli Ağbaba ve Burhanettin Bulut’un da bulunduğu 10 milletvekilinin ihracını istediği öne sürüldü. Listede adı geçen isimlerden Kılıçdaroğlu’na çok sert yanıtlar geldi.

Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) “mutlak butlan” tartışmalarıyla başlayan gerilim, yerini doğrudan bir “ihraç listesi” krizine bıraktı. Mahkeme kararıyla genel başkanlık koltuğuna dönen Kemal Kılıçdaroğlu’nun, parti içinde kapsamlı bir tasfiye operasyonuna hazırlandığı iddiaları siyasi gündemin zirvesine oturdu.

İktidara yakınlığıyla bilinen gazeteci Sinan Burhan’ın TV100 canlı yayınında aktardığı kulis bilgisine göre, Kılıçdaroğlu ve ekibi partiden ihraç edilecek ve disipline verilecek milletvekillerinin listesini hazırlamış durumda. Burhan’ın iddiası şu: “Farklı bir tartışma olacağını düşünüyorum; adı yolsuzluk, usulsüzlük, hakaret ve küfür ile anılan milletvekilleri olacak. Benim aldığım kulis bilgisi bu yönde.”

İşte Sinan Burhan’ın açıkladığı o liste:

# İsim Görevi
1 Ali Mahir Başarır CHP Grup Başkanvekili
2 Veli Ağbaba CHP Malatya Milletvekili
3 Burhanettin Bulut CHP Genel Başkan Yardımcısı
4 Umut Akdoğan CHP Ankara Milletvekili
5 Taşkın Özer CHP Milletvekili
6 Özgür Karabat CHP Milletvekili
7 Adnan Beker CHP Milletvekili
8 Cemal Enginyurt CHP İstanbul Milletvekili
9 Gökhan Zeybek CHP Milletvekili
10 Ümit Dikbayır CHP Sakarya Milletvekili

Listenin gerekçesi olarak “yolsuzluk, usulsüzlük, hakaret ve küfür iddiaları” gösteriliyor. Bu isimlerin ortak özelliği ise geçmiş dönemde Kılıçdaroğlu’na yönelik sert eleştirileriyle ve mevcut Genel Başkan Özgür Özel’e yakınlıklarıyla tanınmaları.

“Kayyum” ve “Etmezsen Hatırım Kalır” Çıkışları

Listenin açıklanmasının ardından adı geçen isimlerden peş peşe sert açıklamalar geldi.

CHP Sakarya Milletvekili Ümit Dikbayır, iddialara adeta ateş püskürdü. Kemal Kılıçdaroğlu’nu genel başkan olarak tanımadığını belirten Dikbayır, partinin başında bir “kayyum” olduğunu öne sürerek Özgür Özel’e olan desteğini yineledi.

CHP İstanbul Milletvekili Cemal Enginyurt ise daha da ileri giderek Kılıçdaroğlu’na meydan okudu: “Kemal Kılıçdaroğlu beni ve bazı milletvekili arkadaşlarımı ihraç edecekmiş. Etmezsen hatırım kalır Kemal Bey!” sözleriyle sosyal medyada gündem oldu.

“Mutlak Butlan” Süreci Nasıl Buraya Geldi?

Yaşananların fitilini ateşleyen gelişme, CHP’nin 4-5 Kasım 2023’te gerçekleştirdiği 38. Olağan Kurultayı’nın iptali için açılan davaydı. Davacılar bu kurultayın “mutlak butlan” (yok hükmünde) sayılarak Özgür Özel ve ekibinin görevden uzaklaştırılmasını, eski genel başkan Kılıçdaroğlu yönetiminin görevine iade edilmesini talep etmişti.

Ancak hukuki süreçte mahkeme, “mutlak butlan” koşullarının oluşmadığına hükmederek kurultayın iptali talebini reddetti. Yine de bu süreç, parti içindeki fay hatlarını daha da derinleştirdi. CHP Sözcüsü Deniz Yücel, “Karşımızdakiler CHP’li değil iktidar aparatları” diyerek davanın arkasında iktidarın olduğunu ima etmişti.

Partide Ayrı Bir Tasfiye Hattı Daha Var

Öte yandan CHP’deki “ihraç” tartışmaları yalnızca Kılıçdaroğlu’nun listesiyle sınırlı değil. Geçtiğimiz aylarda Özgür Özel yönetimi de, Kılıçdaroğlu’na yakın isimlerin tasfiyesi için düğmeye basmıştı. Yüksek Disiplin Kurulu’na (YDK) sevk edilen ve aralarında eski milletvekilleri Barış Yarkadaş, Berhan Şimşek ve Gürsel Tekin’in de bulunduğu 16 ismin ihracı gündeme gelmişti.

Bu karşılıklı hamleler, CHP’deki iç savaşın iki cepheli bir karakter kazandığını gösteriyor: Bir tarafta Özgür Özel yönetiminin Kılıçdaroğlu’na yakın isimleri tasfiyesi, diğer tarafta Kılıçdaroğlu’nun Özel’e yakın isimleri hedef alan ihraç listesi.

Ne Olacak?

Şu an için ortada resmi bir disiplin sevk kararı bulunmuyor. Sinan Burhan’ın aktardığı listenin ne kadar gerçeği yansıttığı, önümüzdeki günlerde Kılıçdaroğlu ve ekibinin atacağı adımlarla netleşecek. Ancak kulislerde konuşulan bu liste dahi, CHP’deki gerilimin hangi boyutlara ulaştığını gözler önüne seriyor.

CHP Yüksek Disiplin Kurulu’nun (YDK) nasıl bir yol izleyeceği, olası ihraç kararlarının parti içi dengeleri nasıl etkileyeceği ve kurultay tartışmalarının nereye evrileceği merak konusu. Partideki iki başlı görüntünün seçmen nezdinde yarattığı güven erozyonu ise ayrı bir tartışma konusu olarak masada duruyor.

Okumaya Devam Et

Gündem

Bilgi Üniversitesi’ni kapatma kararı iptal edildi

Yayımlandı

üzerinde

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan ‘Bilgi Üniversitesi’ Kararı: Kapatma Kararı Resmen İptal Edildi

Fatihdoğanmedya Haber Merkezi | 25 Mayıs 2026, 00:15

Türkiye’nin önde gelen vakıf üniversitelerinden İstanbul Bilgi Üniversitesi’ni sarsan süreçte yeni bir sayfa açıldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla yayımlanan yeni bir kararla, üniversitenin faaliyet izninin kaldırılmasına yönelik önceki karar yürürlükten kaldırıldı. Bu adım, binlerce öğrenci ve akademisyen için bir nebze de olsa nefes alma anlamına geliyor.

 72 Saatlik Kritik Süreç: Karar, İptal, Sonra Yeni Karar

Süreç, 22 Mayıs 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 11384 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile başladı. Bu kararla, daha önce kurucu vakfına kayyım atanan İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin faaliyet izni kaldırılmış ve üniversite fiilen kapatılmıştı.

Ancak yalnızca üç gün sonra, 25 Mayıs 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 11387 sayılı yeni Cumhurbaşkanı Kararı ile bu kapatma kararı yürürlükten kaldırıldı. Her iki kararın da dayanağı 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun ek 11’inci maddesi olarak gösterildi.

Bu hızlı geri adım, sürecin perde arkasında yoğun hukuki ve siyasi değerlendirmelerin yaşandığını gösteriyor.

 Arka Plan: Can Holding’den Kayyuma, Kayyumdan Kapatmaya

İstanbul Bilgi Üniversitesi, 7 Haziran 1996’da Türkiye’nin dördüncü vakıf üniversitesi olarak kuruldu ve 2019 yılında Can Holding bünyesine katıldı.

Ancak Can Holding’e yönelik “suç örgütü kurmak” ve “kara para aklama” gibi suçlamalarla başlatılan soruşturma kapsamında, Eylül 2025’te üniversitenin kurucu vakfına kayyum atanmıştı. Bu kayyum süreci devam ederken gelen ani kapatma kararı, özellikle öğrenciler arasında büyük bir belirsizliğe yol açmıştı.

 Tepkiler ve Hukuki Boyut

İlk kapatma kararı hukuk çevrelerinde geniş yankı bulmuştu. Ceza hukukçusu Prof. Dr. İzzet Özgenç, kararı “Anayasaya aykırı” olarak nitelendirerek, “Kanunla kurulmuş bir üniversitenin hukuki varlığına ancak yine kanunla son verilebilir” değerlendirmesinde bulunmuştu. Benzer eleştiriler, kararın idari bir tasarruf olmaktan çıktığı ve üniversitenin tüzel kişiliğini doğrudan hedef aldığı yönünde yoğunlaşmıştı.

Bu eleştirilerin ve oluşan kamuoyu baskısının, iptal kararının alınmasında etkili olduğu düşünülüyor.

 Öğrenciler İçin Son Durum Ne Olacak?

Kapatma kararının iptal edilmesiyle birlikte, gözler şimdi Yükseköğretim Kurulu’na (YÖK) ve üniversite yönetimine çevrildi. İlk kararın ardından YÖK, öğrencilerin eğitimlerine Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi (MSGSÜ) garantörlüğünde devam edeceğini duyurmuştu.

İptal kararıyla birlikte üniversitenin hukuki varlığı korunmuş olsa da, kayyum yönetiminin ve kurucu vakfa ilişkin hukuki sürecin nasıl şekilleneceği merak konusu. Önümüzdeki günlerde YÖK’ten yapılacak yeni bir yol haritası açıklaması bekleniyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar