Politika
Husilerden İsrail’e Somaliland Uyarısı: “Herhangi Bir Varlığını Hedef Alacağız”
Husilerden İsrail’e Somaliland Uyarısı: “Herhangi Bir Varlığını Hedef Alacağız”
Tarih: 26 Haziran 2026
Saat: 02:45
REUTERS

Yemen’deki İran destekli Husilerin lideri Abdulmelik el-Husi, İsrail’in Somaliland’da askeri ya da stratejik bir varlık oluşturması halinde bunu “meşru hedef” olarak değerlendireceklerini ve tüm imkanlarla vuracaklarını açıkladı. İsrail’in geçen yıl tanıdığı Somaliland’da Kudüs’te büyükelçilik açılması, bölgede gerilimi tırmandırdı.
Yemen’deki Husiler, Somali’den tek taraflı bağımsızlığını ilan eden Somaliland bölgesinde oluşabilecek herhangi bir İsrail varlığını hedef alacakları tehdidinde bulundu. Husilere ait el-Mesira televizyonunda yayımlanan görüntülü konuşmada konuşan Husi lideri Abdulmelik el-Husi, “Düşman, Somaliland’ı bir dayanak noktası haline getirerek Aden Körfezi’nin yanı sıra Babu’l Mendeb Boğazı ve Kızıldeniz’i kontrol etmeye çalışıyor” dedi.
“Seyirci Kalmayacağız”
El-Husi, Kızıldeniz’e kıyısı olan ülkeler başta olmak üzere tüm İslam ülkelerini İsrail’in Somaliland girişimlerine karşı ortak bir duruş sergilemeye davet ederken, şu sert ifadeleri kullandı: “Yemen (Husiler), Somaliland’da İsrail’in herhangi bir konuşlanmasına seyirci kalmayacak. Düşman herhangi bir konuşlanma yaptığında, elindeki tüm imkanlarla onu hedef almak için inisiyatif alacaktır.”
Husi lideri, İsrail’in bölgedeki faaliyetlerini yakından izlediklerini ve her türlü askeri üs ya da sabit konuşlanmayı vurma konusunda kararlı olduklarını vurguladı.
İsrail Somaliland’ı Tanıyan Tek Ülke
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, geçtiğimiz Aralık ayında Somaliland bölgesini “bağımsız ve egemen devlet” olarak tanıdıklarını duyurmuştu. Bu kararla İsrail, 1991’de Somali’den tek taraflı olarak ayrıldığını ilan eden ancak uluslararası toplum tarafından tanınmayan Somaliland’ı resmen tanıyan tek ülke konumuna geldi.
Geçtiğimiz hafta Somaliland Cumhurbaşkanı Abdirahman Muhammed Abdullahi, Kudüs’te büyükelçilik açılışını gerçekleştirdi. İsrail, bu ziyaret kapsamında Somaliland liderine devlet töreniyle resmi karşılama sundu.
Stratejik Deniz Koridoru Gerilimi
Somaliland’ın Aden Körfezi, Babu’l Mendeb Boğazı ve Kızıldeniz’e kıyısı olan stratejik konumu, bölgedeki hakimiyet mücadelesini daha da önemli hale getiriyor. Husiler, İsrail’in bu bölgeye yerleşmesinin Kızıldeniz’deki deniz ticaret yollarını kontrol etme amacı taşıdığını ve bunun bölgesel güvenlik açısından doğrudan tehdit oluşturduğunu belirtiyor.
Analistler, Husilerin İsrail’in Somaliland’ı askeri ve istihbarat üssü olarak kullanmasından endişe duyduğunu, bunun Yemen sınırına yakın bölgede İsrail’in gözetleme ve askeri kapasitesini güçlendirebileceğini ifade ediyor.
Uluslararası Tepkiler Büyüyor
İsrail’in Somaliland’ı tanıma kararı, başta Somali Federal Hükümeti olmak üzere Türkiye, Suudi Arabistan, Çin ve Afrika Birliği gibi uluslararası aktörlerden tepki çekmişti. Somali yönetimi, Somaliland’ı ülkenin ayrılmaz bir parçası olarak görüyor ve bölgeyle ilgili tüm uluslararası anlaşmaların yalnızca Mogadişu yönetiminin yetkisinde olduğunu vurguluyor.
Husi lideri El-Husi, İslam ülkelerine Somali halkının yanında yer alma çağrısı yaparak, “İslami hükümetler Somali’deki durumu düzeltmeli ve Somali ulusunu Siyonist rejimin hedef almasına karşı desteklemelidir” dedi.
Gelişmeleri Takip Edin
FatihDoğanMedya olarak bölgedeki gerilimin seyrini yakından takip ediyor, gelişmeleri anında sizlerle paylaşıyoruz.
Politika
Erdoğan Siyasetten Çekilse AK Parti Biter mi?
Erdoğan Siyasetten Çekilse AK Parti Biter mi?
Tarih: 10 Ağustos 2026
Saat: 22:45
Okuma Süresi: 3 dakika
FatihDoğanMedya Haber Merkezi

Türk siyasetinin nabzını tutan ALF Araştırma, Temmuz ayına damga vuran anketinin sonuçlarını açıkladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın siyaset sahnesinden çekilmesi durumunda AK Parti’nin akıbetini soran araştırma, iktidar partisi için soğuk bir duş etkisi yarattı. Katılımcıların yarısından fazlası, partinin mevcut oy potansiyelini lideri olmadan sürdüremeyeceğini düşünüyor.
Ankete göre “Hayır, koruyamaz” diyenlerin oranı yüzde 50,2’ye ulaşırken, bu oran “Kısmen” yanıtıyla birleştiğinde yüzde 78’lik ezici bir çoğunluk, AK Parti’nin geleceğinin doğrudan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın varlığına bağlı olduğunu kabul ediyor. Sadece yüzde 17,6’lık azınlık bir kesim, partinin başka bir liderle de aynı başarıyı yakalayabileceğine inanıyor.
Araştırmanın Bilimsel Künyesi
ALF Araştırma, 24-28 Temmuz 2026 tarihleri arasında Türkiye genelinde 1.885 kişiyle CATI (Bilgisayar Destekli Telefon Görüşmesi) yöntemiyle gerçekleştirdiği çalışmada, katılımcılara doğrudan “Recep Tayyip Erdoğan siyasetten çekilse AK Parti bugünkü oy desteğini koruyabilir mi?” sorusunu yöneltti. Elde edilen veriler, siyasi partilerin seçmen tabanlarına göre ayrıştırılarak detaylandırıldı.
Parti Seçmenlerinin Kendi Tabanına Güveni Sarsıldı
Araştırmanın en çarpıcı sonuçlarından biri, AK Parti seçmeninin kendi partisine olan güveninde yaşanan bölünme oldu. AK Parti tabanının sadece yüzde 34,3’ü “Evet, korur” derken, yüzde 31,0’ı “Kısmen”, yüzde 31,7’si ise açıkça “Hayır, koruyamaz” yanıtını verdi. Bu durum, iktidar partisinin en sadık seçmen grubunda bile ciddi bir endişe ve belirsizlik olduğunu gözler önüne seriyor.
Muhalefet seçmenindeki tablo ise beklentilere paralel olarak daha net:
· CHP Seçmeni: Yüzde 66,9 ile en yüksek “Hayır” oranlarından biri burada görülürken, “Evet” diyenler yalnızca yüzde 5,9’da kaldı.
· MHP Seçmeni: İttifak ortağına rağmen seçmenin yüzde 33,8’i “Hayır”, yüzde 33,1’i “Kısmen” derken, “Evet” oranı yüzde 29,4’te kaldı.
· Zafer Partisi Seçmeni: “Hayır” diyenlerin oranı yüzde 67,1 ile en sert rakamlardan birine ulaştı.
“Kısmen” ve “Hayır” Oylarının Toplamı Yüzde 78’i Aştı
Anketin belki de en vurucu bulgusu, “Hayır, koruyamaz” ve “Kısmen” yanıtlarının toplamının 1.470 kişiye denk gelmesi ve oransal olarak yüzde 78,0’e ulaşmasıydı. Bu çarpıcı veri, toplumun büyük çoğunluğunun AK Parti’nin başarısını kişisel olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’a endekslediğini ve lider sonrası senaryolara sıcak bakmadığını kanıtlıyor.
Uzmanlardan İlk Değerlendirmeler: “Lider Partisi Olgusu Tescillendi”
Siyaset bilimciler, araştırma sonuçlarını “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın partisi üzerindeki tartışmasız hegemonyasının sayısal bir teyidi” olarak yorumluyor. AK Parti’nin 2001’deki kuruluşundan itibaren inşa edilen lider odaklı siyaset dilinin, seçmen nezdinde partinin kurumsal kimliğinin önüne geçtiği vurgulanıyor. Uzmanlar, bu tablonun parti içinde gelecekte yaşanabilecek olası bir liderlik değişimini fazlasıyla kırılgan hale getirdiğinin altını çiziyor.
Sonuç: Erdoğan Sonrası AK Parti Senaryoları Rafa Kalkıyor
ALF Araştırma’nın bu çalışması, siyasi literatüre “Lider bağımlılığı” kavramını bir kez daha kazıdı. Anket, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın siyasi varlığının sadece bir liderlik değil, aynı zamanda partisinin oy potansiyelini doğrudan belirleyen en büyük faktör olduğunu ortaya koyuyor. “Erdoğan sonrası” tartışmalarının henüz erken olduğunu savunanlar için bu anket, mevcut seçmen iradesinin ne denli kişiselleştiğini gösteren güçlü bir kanıt niteliğinde.
Politika
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’dan Tarihi Savunma Hamlesi: Mekke’de Üçlü Anlaşma İmzalandı
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’dan Tarihi Savunma Hamlesi: Mekke’de Üçlü Anlaşma İmzalandı
Tarih: 07 Ağustos 2026 | Saat: 21:10 | Okuma Süresi: 3 dakika
AA

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Suudi Arabistan’a gerçekleştirdiği günübirlik çalışma ziyareti, bölgesel güvenlik mimarisinde yeni bir sayfa açtı. Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan, Mekke’de üçlü ortak savunma anlaşmasına imza attı. Anlaşmanın en dikkat çeken maddesine göre, üç devletten herhangi birine yönelik silahlı bir saldırı, hepsine yapılmış sayılacak.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman ile Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Türkiye-Suudi Arabistan-Pakistan Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nı Mekke’deki Safa Sarayı’nda düzenlenen zirve kapsamında imzaladı.

Anlaşmanın Çekirdek Maddesi: Birine Saldırı Hepsine Saldırı
İletişim Başkanlığı’ndan yapılan ortak açıklamada, anlaşmanın kolektif caydırıcılığı güçlendirmeyi hedeflediği vurgulandı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Anlaşma, her türlü saldırganlığa karşı kolektif caydırıcılığı güçlendirmeyi amaçlamakta ve üç devletten herhangi birine karşı gerçekleştirilecek bir silahlı saldırının hepsine karşı yapılmış sayılacağını hükme bağlamaktadır.”
Bu madde, anlaşmayı sembolik bir dayanışma metninden öteye taşıyarak bağlayıcı bir savunma ittifakına dönüştürüyor.

Erdoğan: “Kolektif Caydırıcılığı Temel Alıyor”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda anlaşmanın kapsamına ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Erdoğan, anlaşmanın yalnızca savunma işbirliğini değil, savunma sanayisinde ortak projeler geliştirilmesini ve terörizmle mücadeleyi de kapsadığını belirtti.
Erdoğan açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Kolektif caydırıcılığı temel alan bu anlaşma, güvenlik ve savunma işbirliğimizin ilerletilmesine, savunma sanayisinde ortak projeler geliştirilmesine ve terörizmle mücadeleye katkı sağlayacaktır.”
Cumhurbaşkanı ayrıca anlaşmanın BM Şartı’nın 51. maddesinde tanımlanan meşru savunma hakkını teyit ettiğini vurguladı. Anlaşmanın hiçbir ülkeyi hedef almadığını ve bölgenin huzur ve istikrarını amaçlayan tüm kardeş ülkelerin katılımına açık olduğunu söyledi.

Üçlü Zirve: Tarihi, Dini ve Stratejik Bağlar Bir Arada
Zirveye ev sahipliği yapan Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’i Mekke’de ağırladı. Görüşmelerde üç ülke arasındaki derin tarihi ilişkiler, köklü kardeşlik ve İslami dayanışma bağlarının yanı sıra müşterek stratejik çıkarlar ve savunma işbirlikleri masaya yatırıldı.
Zirvede ayrıca üç ülke arasındaki ilişkilerin tüm boyutları ve karşılıklı çıkar alanına giren konular ele alındı.

Bölgesel Dengeye Etkisi Ne Olacak?
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan bu anlaşma, Orta Doğu ve Güney Asya’daki güvenlik dengelerini yeniden şekillendirme potansiyeli taşıyor. Üç ülkenin ortak savunma taahhüdü, bölgede yeni bir işbirliği ekseni oluştururken, anlaşmanın “diğer kardeş ülkelerin katılımına açık” olması ilerleyen süreçte genişleme ihtimalini de gündeme getiriyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “bölgesel sahiplenme vizyonu” vurgusu ise Türkiye’nin çatışma ve krizlerin uluslararası hukuka saygı temelinde diyalog ve diplomasiyle çözülmesi yönündeki ilkeli tutumunun altını çiziyor.
Politika
Cumhurbaşkanı Erdoğan Suudi Arabistan’a Gitti: Tarihi Üçlü Savunma Anlaşması Yolda
Cumhurbaşkanı Erdoğan Suudi Arabistan’a Gitti: Tarihi Üçlü Savunma Anlaşması Yolda
Giriş Tarihi: 07.08.2026, 11:32
Okuma Süresi: ~3 dakika
AA

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, günübirlik çalışma ziyareti için Suudi Arabistan’a hareket etti. Özel uçak, saat 07.30’da Ankara Havalimanı’ndan havalanırken, Erdoğan’ı Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve diğer yetkililer uğurladı. Ziyaretin en kritik gündem maddesi ise Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanması beklenen üçlü ortak savunma anlaşması. Bu hamle, bölgesel güvenlik dengelerini yeniden şekillendirecek nitelikte.
Erdoğan’ın Ziyaretinde Üçlü Zirve
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Suudi Arabistan ziyareti kapsamında, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed Bin Selman ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ile bir araya gelmesi bekleniyor. Üç liderin katılımıyla Cidde’de gerçekleştirilecek zirvede, aylardır süren müzakerelerin ardından ortak savunma anlaşmasının imzalanması öngörülüyor.
Türk Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 15 Ocak’ta yaptığı açıklamada üç ülkenin görüştüğünü ancak o dönem henüz bir anlaşma olmadığını belirtmiş, Türkiye’nin hedefinin “daha kapsamlı bir bölgesel güvenlik platformu kurulması” olduğunu ifade etmişti.
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’dan Ortak Savunma Hamlesi
Güvenlik kaynaklarından alınan bilgiye göre, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan bugün Suudi Arabistan’da ortak savunma anlaşması imzalayacak. Anlaşma, üç ülkenin topraklarının güvenliğini sağlamayı ve ortak tehditlere karşı caydırıcılık oluşturmayı amaçlıyor.
Bu üçlü ittifakın temelinde, Suudi Arabistan ile Pakistan arasında 2025 yılında imzalanan ikili savunma anlaşması yer alıyor. Söz konusu anlaşmaya göre, taraflardan birinin topraklarına yönelik saldırı, iki ülkeye birden yapılmış saldırı olarak kabul ediliyor. Türkiye’nin bu ittifaka dahil olmasıyla birlikte, oluşumun kapsamı ve stratejik ağırlığı önemli ölçüde artıyor.
Bölgesel Dengeleri Değiştirecek Anlaşma
Uzmanlar, bu anlaşmayı “İslam NATO’su” olarak nitelendirilen yapılanmanın ilk somut adımı olarak değerlendiriyor. Anlaşma tamamen savunma niteliği taşırken, özellikle Gazze’de ateşkesin sağlanması için diplomatik alanda aktif rol oynayan Türkiye ile ABD-İran savaşını sona erdirmek için arabuluculuk yapan Pakistan’ın stratejik vizyonunu birleştiriyor.
Suudi ordusuna yakın bir kaynak, anlaşmanın “uzun zamandır görüşüldüğünü ancak bölgedeki son gelişmelerin bunu hızlandırdığını” belirtti. Zirveden çıkacak sonuç bildirisi ve anlaşmanın detayları, bölgesel ve küresel ölçekte yakından takip ediliyor.
Sanat5 gün önceAspendos’ta 1800 Yıllık Şifa Sembolü Gün Yüzüne Çıktı: Sağlık Tanrısı Asklepios ve Oğlu Telesphoros’un Dev Heykeli Bulundu
Gündem5 gün önceAhbap Derneği’ne yapılan bağışlar mercek altında
Gündem4 gün önceAdana’da Oto Kilit Atölyesinde Kan Donduran Olay: İş Yeri Sahibi ve Kadın Ölü Bulundu
Spor5 gün önceErtuğrul Doğan: Muhammed Salah’ı Parayla İkna Edemezsiniz!
Gündem5 gün önceCeuta’ya On Binlerce Göçmenin Akın Etmesinin Ardındaki Perde: Fas-İspanya Gerilimi ve Dezenformasyon
Magazin4 gün önceAslı Bekiroğlu’nun Sağlık Mücadelesinde Yeni Perde: 9’uncu Ameliyat Kapıda
Gündem5 gün önce“Suça Sürüklenen Çocuk” Düzenlemesinde 2 Madde Kabul Edildi
Spor5 gün önceTrabzonspor’da Muhammed Salah 30 Bin Taraftar Önünde İmzayı Attı!
























