Daha fazla hava durumu tahmini: 15 günlük hava durumu İstanbul
Bizimle İletişimde Kalın

Sağlık

Enerji içecekleri gençleri hedefliyor — Uzmanlardan “kalp ve damar riski” uyarısı

Yayımlandı

üzerinde

Enerji içecekleri gençleri hedefliyor — Uzmanlardan “kalp ve damar riski” uyarısı

FatihDoganMedya / Sağlık Servisi
Tarih: 4 Kasım 2025   Saat: 16:34 (Europe/Istanbul)
Okuma süresi: 4 dakika

Son yıllarda özellikle gençler ve üniversite öğrencileri arasında popülerliği artan enerji içecekleri, kardiyologlar ve halk sağlığı uzmanlarından gelen uyarılarla yeniden gündemde. Uzmanlar, kısa vadeli canlılık hissi sağlayan bu içeceklerin yüksek kafein, şeker ve uyarıcı bileşen kombinasyonunun kalp atış hızını, kan basıncını ve elektriksel iletimi etkileyerek ciddi aritmi ve diğer kardiyovasküler sorunlara yol açabileceğini belirtiyor.

Neler var içinde — neden tehlikeli?

Enerji içeceklerinin formülleri markaya göre değişse de ortak paydada kafein, taurin, guarana, ginseng, B vitaminleri ve yüksek miktarda şeker bulunuyor. EFSA (Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi) gibi kuruluşlar, standart bir enerji içeceği kutusunun 80 mg civarı kafein içerebileceğini; bazı ürünlerde ise porsiyon başına çok daha yüksek dozlara ulaşılabildiğini hatırlatıyor. Bu bileşenlerin bir arada ve yüksek miktarda tüketilmesi, özellikle genç ve sağlıklı görünümlü kişilerde bile beklenmedik ritim bozukluklarına yol açabiliyor.

Bilim ne diyor? — Akut ve kronik etkiler

Yapılan klinik incelemeler ve derlemeler, enerji içeceklerinin kısa süre içinde sistolik ve diyastolik kan basıncını, kalp hızını artırabildiğini; bazı durumlarda EKG’de QT uzaması gibi aritmiye yatkınlık göstergeleri ortaya çıkarabildiğini gösteriyor. Bu bulgular, özellikle yoğun/ardışık tüketim, spor/egzersizle eş zamanlı kullanım, alkol veya bazı ilaçlarla kombinasyon halinde riskin yükseldiğine işaret ediyor.

Bunun yanında son yıllarda yayımlanan gözlemsel çalışmalar ve derlemeler, sürekli ve yüksek doz enerji içeceği tüketiminin uzun vadede kan basıncı, metabolik parametreler ve elektrokardiyografik değişkenler üzerinde olumsuz etkileri olabileceğini öne sürüyor; genç nüfustaki yüksek tüketim oranları halk sağlığı açısından endişe yaratıyor

Türkiye’de uzman uyarıları ve düzenleme tartışmaları

Türk kardiyologlar ve çocuk sağlığı uzmanları, enerji içeceklerinin özellikle 16–25 yaş aralığındaki tüketicilerde risk oluşturduğunu belirterek satış sınırlamaları ve etiketleme düzenlemelerinin gerekliliğini gündeme getiriyor. İngiltere’de getirilen yaş sınırlaması uygulaması gibi örnekler, Türkiye’de de benzer düzenlemelerin tartışılmasına neden oldu. Türk hekimler halkı “ailede kalp hastalığı ya da aritmi öyküsü olanların, hamilelerin, çocukların ve kontrolsüz hipertansiyonu bulunanların enerji içeceği tüketmemesi” yönünde uyarıyor.

Hangi durumlarda acil müdahale gerekebilir?

Uzmanlar şu şikâyetleri yaşayanların derhal sağlık kuruluşuna başvurmasını öneriyor:

  • Şiddetli çarpıntı, düzensiz kalp atışı (bayılma hissi), göğüs ağrısı, nefes darlığı, ani baş dönmesi veya bilinç kaybı.
    Bu yakınmalar enerji içeceği tüketimiyle ilişkilendirilebileceği gibi altta yatan başka bir kalp hastalığının belirteci de olabilir — bu yüzden ihmal edilmemeli.

Pratik öneriler — kimler kaçınmalı, nasıl sınırlanmalı?

Uzmanların öne çıkardığı temel öneriler:

  • 18 yaş altı gençlere enerji içeceği önerilmemesi, mümkünse satışların sınırlandırılması.

  • Kalp hastalığı, ritim bozukluğu, kontrolsüz hipertansiyon veya hamilelik durumunda tüketmeme.

  • Spor veya yoğun fiziksel aktivite sırasında enerji içeceği almaktan kaçınma; susuzluk için su veya elektrolit dengeli içecekleri tercih etme.

  • Günde bir kutuyu geçen tekrar tüketimlerden kaçınma; kafein alımını gün içinde diğer kaynaklarla (kahve, çay, çikolata) birlikte hesaplama.

Uzmanlara kulak verin — kısa not

Enerji içecekleri “anlık performans” hissi verse de içerdikleri bileşenlerin etkileşimi kalp-damar sisteminde sessiz ama tehlikeli etkiler yaratabilir. Özellikle genç tüketiciler arasında moda haline gelmiş bu içeceklerin yaygın kullanımının izlenmesi, okullarda ve perakende satışta bilgilendirme/etiketleme uygulamalarının güçlendirilmesi uzmanların ortak görüşü.

Sağlık

Sigarayı Bırakanlara Devlet Desteği: 1 Milyon Kişiye Ücretsiz İlaç! Esenlik Merkezleri Geliyor

Yayımlandı

üzerinde

Sigarayı Bırakanlara Devlet Desteği: 1 Milyon Kişiye Ücretsiz İlaç! Esenlik Merkezleri Geliyor

Haber Tarihi: 4 Temmuz 2026
Yayın Saati: 02:30

ANKA 


ANKARA – Sağlık alanında iki önemli düzenleme birden Resmi Gazete’de yayımlandı. Sigarayı bırakmak isteyen vatandaşlara müjde niteliğindeki Cumhurbaşkanı Kararı ile tedavi gören en fazla 1 milyon hastaya, sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın ücretsiz ilaç desteği sağlanacak. Aynı gün yürürlüğe giren Esenlik Hizmetleri Yönetmeliği ile de koruyucu ve geliştirici sağlık hizmetlerinin sunulacağı esenlik merkezleri ve üniteleri kurulacak.

Sigara Bırakma Tedavisinde Yeni Dönem

Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı’na göre, sigarayı bırakma tedavisi alan hastalar, sayıları 1 milyonu geçmemek şartıyla ve herhangi bir sosyal güvencelerinin olup olmadığına bakılmaksızın, Sağlık Bakanlığı tarafından temin edilen ilaçlardan ücretsiz faydalanabilecek.

Düzenleme kapsamında hastalara; Nikotin Replasman Preparatları ile Bupropion HCl, Vareniklin ve Sitizin içerikli ilaçlar, tütün bağımlılığı tedavi ve eğitim birimleri aracılığıyla ulaştırılacak. Söz konusu ilaçlar Sağlık Bakanlığı tarafından birinci, ikinci ve üçüncü basamak sağlık kurum ve kuruluşlarına dağıtılacak. Kararın uygulanmasından Sağlık Bakanı sorumlu olacak.

Uzmanlar, bu adımın Türkiye’de tütün bağımlılığıyla mücadelede önemli bir dönüm noktası olduğunu belirtiyor. Sigarayı bırakmak isteyen ancak maddi imkansızlıklar nedeniyle tedavi olamayan binlerce vatandaşın bu destekten yararlanması bekleniyor.

Esenlik Merkezleri ile Sağlıklı Yaşam Hizmetleri Yaygınlaşıyor

Aynı gün Resmi Gazete’de yayımlanan Esenlik Hizmetleri Yönetmeliği ile tedavi amacı taşımayan koruyucu, geliştirici, destekleyici ve rehabilite edici sağlıklı yaşam hizmetleri için yeni bir model oluşturuldu. Bireylerin bedensel, ruhsal ve sosyal iyilik halini geliştirmeye yönelik bu hizmetler, “esenlik merkezi” veya “esenlik ünitesi” adı altında sunulacak.

Merkezler Nerede Açılacak?

Esenlik merkezleri ve üniteleri; konaklama tesisleri, yaşlı bakım merkezleri, engelli bakım merkezleri ve spor kulüpleri bünyesinde açılabileceği gibi müstakil binalarda da faaliyet gösterebilecek. Müstakil olarak açılacak merkezlerin en az 500 metrekare, ünitelerin ise en az 300 metrekare kapalı alana sahip olması gerekecek. Ruhsatlandırma işlemleri il sağlık müdürlükleri tarafından yapılacak.

Hangi Hizmetler Sunulacak?

Esenlik merkezlerinde sunulacak uygulamalar, bireyin yaşı, genel sağlık durumu, yaşam tarzı ve risk faktörleri dikkate alınarak kişiye özel planlanabilecek. Yönetmelik kapsamında sunulacak hizmetler arasında şunlar yer alıyor:

· Dil ve konuşma terapisi
· Egzersiz ve fiziksel aktivite hizmetleri
· Çamur terapisi
· Fizyoterapi hizmetleri
· Geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamaları (GETAT)
· Psikolojik destek hizmetleri
· Deniz suyu ve deniz kaynaklı tedavi yöntemleri
· Hiperbarik oksijen tedavisi
· Rehabilitasyon hizmetleri
· Sanat terapileri
· Güneş terapisi
· Termal sağlık terapileri (kaplıca)
· Tuz terapisi

Hekim Zorunluluğu ve Güvenlik Önlemleri

Esenlik merkezlerinde tam zamanlı hekim bulunması zorunlu olacak ve hekimlerden biri merkezin sorumlu hekimi olarak görev yapacak. Olası acil durumlar için merkezler, bir hastane veya tıp merkeziyle iş birliği içinde çalışacak ve bünyelerinde acil müdahale odası bulunduracak. Laboratuvar ve görüntüleme hizmetleri ise hizmet alımı yoluyla sağlanabilecek.

Sağlık Turizmine Katkı Hedefleniyor

Yeni modelle, dünyada giderek yaygınlaşan “sağlıklı ve kaliteli yaş alma” (longevity) uygulamalarının Türkiye’ye kazandırılması ve bu alanda sağlık turizmi hizmetlerinin geliştirilmesi hedefleniyor. Yetkililer, Türkiye’nin termal kaynaklar ve doğal güzelliklerle birleşen bu yeni hizmet modeliyle sağlık turizminde önemli bir çekim merkezi haline gelebileceğini belirtiyor.

Okumaya Devam Et

Sağlık

Zayıflama İğnesi Hamile mi Bırakıyor? “Ozempic Bebekleri” Tartışması Nedir?

Yayımlandı

üzerinde

Zayıflama İğnesi Hamile mi Bırakıyor? “Ozempic Bebekleri” Tartışması Nedir?

Tarih: 01.07.2026
Saat: 17:30

Euronews

FatihDoğanMedya Haber Merkezi

Son yıllarda kilo verme amacıyla Ozempic ve benzeri zayıflama iğnelerini kullanan bazı kadınların beklenmedik şekilde hamile kaldıklarını sosyal medyada paylaşması, “Ozempic bebekleri” tartışmasını alevlendirdi. Peki bu iddiaların arkasında yatan gerçek ne? Zayıflama iğneleri gerçekten hamile bırakıyor mu? İşte uzman görüşleri ve bilimsel veriler ışığında konunun detayları…

Kilo Kaybı Doğurganlığı Artırıyor Olabilir

Doktorlara göre, fazla kilo özellikle kadınlarda doğurganlığı olumsuz etkileyebiliyor. Fazla kilo, insülin direnci ve polikistik over sendromu (PCOS) gibi durumlar kadınlarda adet düzensizliği ve yumurtlama sorunlarına yol açabiliyor.

Cleveland Clinic uzmanları, vücut kitle indeksindeki artışın doğurganlığı azalttığını, kilo kaybının ise üreme sağlığı üzerinde olumlu etkiler yaratabileceğini belirtiyor. Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Doç. Dr. Funda Göde de bu görüşü destekleyerek, “Kilo kaybı yumurtlama düzenini toparlayabilir. Zayıflama ile birlikte hormonal denge sağlandığında, özellikle polikistik over hastalarında yumurtlama düzenli hale gelebilir” dedi.

Araştırmacılar ayrıca zayıflama iğnelerinde bulunan bileşenlerin erkeklerde de doğurganlık üzerinde olumlu etkileri olabileceğini değerlendiriyor. Ancak bu konuda kesin bilimsel kanıt bulunmuyor.

Doğum Kontrol Haplarının Etkisini Azaltabilir

Bilim insanlarının üzerinde durduğu en önemli ihtimallerden biri, zayıflama iğnelerinin doğum kontrol haplarının etkisini azaltabilmesi. Zayıflama iğneleri mide boşalmasını yavaşlatarak yiyeceklerin sindirim sisteminde daha uzun süre kalmasını sağlıyor. Aynı mekanizmanın ağız yoluyla alınan bazı ilaçların kana karışma sürecini de etkileyebileceği düşünülüyor.

Geçmiş bir araştırmada, zayıflama iğnelerinin bazı ilaçların kandaki en yüksek seviyeye ulaşma zamanını ve miktarını değiştirebildiği görüldü. Bunlar arasında doğum kontrol haplarının yanı sıra kan sulandırıcılar ve kolesterol ilaçları da yer aldı. Özellikle bazı etken maddelerin, doğum kontrol hapının emilimini yaklaşık dört saat geciktirdiği ve etkin maddelerden birinin kandaki düzeyini yüzde 20 azalttığı tespit edildi.

İngiltere İlaç ve Sağlık Ürünleri Düzenleme Kurumu (MHRA), Mounjaro gibi ilaçların doğum kontrol haplarını daha az etkili hale getirebileceği uyarısında bulunarak, kadınların implant veya rahim içi araç (RİA) gibi oral olmayan doğum kontrol yöntemleri kullanmalarını tavsiye ediyor.

Uzmanlar Ne Diyor?

Uzmanlar, beklenmedik gebeliklerin tek nedeninin ilaçlar olduğunun henüz kanıtlanmadığını vurguluyor. Cambridge Üniversitesi’nden metabolizma uzmanı Prof. Giles Yeo, milyonlarca kişinin zayıflama iğnesi kullandığı düşünüldüğünde, doğum kontrol hapı kullanan kadınlarda beklenmedik gebelik sayısının artmasının normal olduğunu söylüyor.

Imperial College London’da üreme endokrinolojisi araştırmacısı Dr. Channa Jayasena ise, “Obezite kadınlarda doğurganlığı azaltır. Bu nedenle, GLP-1 ilaçları alan obezite hastası kadınların hamile kalma olasılığı, kilo vermeden önceki hallerine göre daha yüksektir” diyerek durumu özetliyor.

Doç. Dr. Funda Göde de benzer şekilde, “Kilo kaybı sonrası hormonal denge sağlandığında, özellikle PCOS’ta yumurtlama düzeni hızla geri dönebilir. Bu durum gebelik isteyenler için olumlu görünse de korunma yöntemleri kullanılmadığında plansız gebelik riskini artırabilir” uyarısında bulunuyor.

İlaç Üreticisinden Açıklama

Ozempic’in üreticisi Novo Nordisk, “semaglutid” etken maddesinin gebelik döneminde kullanılmaması gerektiğini belirterek, hamilelik planlayan kadınların ilacı en az iki ay önceden bırakmasının tavsiye edildiğini açıkladı. Uzun süre etkili GLP-1 ilaçları, bırakıldıktan sonra vücutta ortalama 5-6 hafta aktif kalmaya devam ettiği için planlı gebelikten en az 2 ay önce kesilmesi uluslararası kılavuzlarda öneriliyor.

Şirket ayrıca Ozempic’teki etken maddelerin doğum kontrol haplarının emilimini anlamlı düzeyde azalttığına ilişkin bir bulguya rastlanmadığını ileri sürdü. Bununla birlikte, zayıflama iğneleri kullanan kişilerin diğer ilaçlarla olası etkileşimler konusunda doktorlarına bilgi vermeleri gerektiği vurgulandı.

Hamilelere ve Emzirenlere Uyarı

İngiltere İlaç ve Sağlık Ürünleri Düzenleme Kurumu (MHRA), hamileleri ve emzirme döneminde olan kadınları zayıflama iğnelerinden uzak durmaları konusunda uyardı. Kurum, ilacın bebekleri etkileyip etkilemeyeceğini bilmek için yeterli güvenlik verisi olmadığını kaydetti. “Bu ilaçları kullanırken hamile kalan herkes sağlık uzmanıyla konuşmalı ve ilacı mümkün olan en kısa sürede bırakmalı” ifadelerine yer verildi.

Sonuç: Ne Yapmalısınız?

Uzmanlar, zayıflama iğneleri kullanan kadınların mutlaka prezervatif gibi ek korunma yöntemleri kullanmalarını öneriyor. Doç. Dr. Funda Göde, “Hekimlerin yönlendirmesiyle doğum kontrol haplarının etkisini azaltan ilaçları kullananlar, tedavinin başlangıcında ve her doz artışından sonra 4 hafta boyunca ek korunma yöntemleri tercih etmelidir” diyerek uyarıyor.

Özetle: Zayıflama iğnelerinin doğrudan hamile bıraktığına dair kesin bir bilimsel kanıt bulunmuyor. Ancak kilo kaybının doğurganlığı artırması ve ilaçların doğum kontrol haplarının etkisini azaltabilmesi, plansız gebelik riskini yükseltebiliyor. Bu nedenle uzmanlar, zayıflama iğnesi kullanan kadınların mutlaka doktorlarına danışarak ek korunma yöntemleri kullanmalarını tavsiye ediyor.

Okumaya Devam Et

Sağlık

Restoran ve kafelerde “şeffaf menü” uygulaması zorunlu hale getiriliyor

Yayımlandı

üzerinde

Restoran ve kafelerde “şeffaf menü” uygulaması zorunlu hale getiriliyor

Tarih: 01 Temmuz 2026
Saat: 00:10

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, restoran ve kafelerde “şeffaf menü” uygulamasına geçişin zorunlu hale getirileceğini duyurdu. Artık sipariş verirken yemeklerin içindeki malzemeler, alerjenler ve kalori değerleri menülerde, dijital ekranlarda veya QR kodlarla tüketiciye sunulacak.

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, yeme-içme sektöründe tüketici haklarını korumaya yönelik önemli bir adım attı. Bakan Yumaklı, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, restoran ve kafelerde “şeffaf menü” uygulamasının zorunlu hale getirileceğini açıkladı.

Bakan Yumaklı paylaşımında şu ifadelere yer verdi:

“Restoran ve kafelerde şeffaf menü uygulamasına geçişi zorunlu hale getiriyoruz. Artık sipariş verirken yemeğinizin içindeki malzemeleri, alerjenleri ve enerji (kalori) değerlerini menülerden, dijital ekranlardan veya QR kodlarla şeffafça görebileceksiniz. Sağlığınız ve kişisel tercihleriniz için en doğru seçimi yapabilmeniz adına denetim artık sizin de elinizde.”

Yeni düzenleme neler getiriyor?

Yeni uygulama ile birlikte tüketiciler, sipariş vermeden önce yiyecek ve içeceklerin içeriği hakkında ayrıntılı bilgi sahibi olabilecek. Fiziksel menüler, dijital ekranlar veya QR kodlar aracılığıyla hayata geçirilecek sistem sayesinde:

· Yemeklerin içindeki tüm malzemeler
· Alerjen bilgileri
· Kalori (enerji) değerleri

tüketicilerin erişimine sunulacak.

Bakan Yumaklı, uygulamanın hayata geçirilmesindeki temel amacın, vatandaşların sofrasına gelen ürünün içeriğini bilmesinin en temel hak olduğu vurgusunu yaptı.

Denetimde vatandaşa aktif rol

Bakan Yumaklı, açıklamasında denetim sürecinde vatandaşın da aktif rol alacağının altını çizdi. “Denetim artık sizin de elinizde” diyen Yumaklı, tüketicilerin şeffaflık konusunda gözlemci ve denetleyici konumunda olacağını belirtti.

Uygulama ile birlikte içerik bilgisi almak için garsonlar üzerinden mutfağa iletilen soru trafiğinin de sona erdirilmesi hedefleniyor.

Geçiş süreci

Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hayata geçirilen yeni düzenleme ile restoran ve kafelerde “şeffaf menü” dönemi resmen başlıyor. İşletmelere 1 Temmuz’a kadar hazırlıklarını tamamlama süresi verildiği belirtiliyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar