Gündem
Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan yeniden adaylık açıklaması: Anayasadan muradımız kendimize alan açmak değil

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bağımsızlık Günü kutlamaları için gittiği Azerbaycan’dan dönüşünde uçakta gazetecilere önemli açıklamalar yaptı.
NTV ekibinden Buse Yıldırım, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın mesajlarını aktardı.
30 yıllık işgalin ardından Karabağ’ı bir kez daha ziyaret etmekten memnuniyet duyduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Azerbaycan’ın, Karabağ’ın her köşesinde kalkınma ve imar seferberliğini tüm hızıyla devam ettirdiğini görüyoruz. Bu imar çalışmalarına ülkemizden birçok şirketin katkıda bulunması bizler için ayrı bir övünç kaynağıdır.” şeklinde konuştu.
Türkiye, Azerbaycan ve Pakistan bölgesel istişare mekanizmasının ikinci zirvesini Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’in katılımıyla gerçekleştirdiklerini anlatan Erdoğan, heyetteki bakanların da muhataplarıyla bir araya gelerek, gündemdeki konuları ele aldıklarını ifade etti.
ÜÇ ÜLKE ARASINDAKİ GÖRÜŞMELER
Türkiye‘nin hem Azerbaycan hem de Pakistan’da her düzeyde yoğun iş birliği içinde olduğunu söyleyen Erdoğan, “Kendileriyle istişarelerimizde ikili mevzuların yanı sıra bilhassa üç ülkeyi ilgilendiren bölgesel gelişmeler hakkında fikir teatisinde bulunduk. Ticaret, yatırımlar, enerji iş birliği, gıda güvenliği ve hazar geçişli doğu-batı orta koridoru gibi konuları değerlendirdik.” dedi.
AZERBAYCAN-ERMENİSTAN İLİŞKİLERİ
Güney Kafkasya’da istikrar ve barışa büyük önem verdiklerini vurgulayan Erdoğan, Azerbaycan ile Ermenistan arasında son dönemde atılan adımları memnuniyetle karşıladıklarını söyledi.
“Barış anlaşması metni üzerinde uzlaşıya varılmasını da istikrar yolunda mühim bir gelişme olarak görüyoruz.” ifadesini kullanan Erdoğan, sürecin mümkün olan en yakın zamanda sonuçlanmasını istediklerini kaydetti.
PAKİSTAN-HİNDİSTAN GERİLİMİ
Pakistan ile Hindistan arasında yaşanan gerilimde ateşkes kararı alınmasından da memnuniyet duyduklarını söyleyen Erdoğan, şöyle devam etti:
“İki taraf arasında doğrudan ve sağlıklı bir diyaloğun tesisi için ateşkesin sunduğu fırsattan azami ölçüde yararlanılmalıdır. Güney Asya’da istikrarın sürdürülebilir hale gelmesi noktasında taraflar arzu ettiği takdirde üzerimize düşen ne varsa yapmaktan geri durmayız.”
Gazetecilerin Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelttiği sorular ve cevapları ise şöyle:
SORU: Bugün burada gerçekleştirdiğiniz üçlü zirvenin ve Uluslararası Laçın Havalimanı’nın açılmasının bölgedeki iş birlikleri açısından önemi nedir? Hangi alanlarda bu iş birlikleri ilerleyecek?
Bu bölgede işgal yıllarında insanlar çok acılar çekti. Artık o kötü günler geride kaldı. Laçın bölgesi Karabağ’daki yeniden yapılanma sürecinde ulaşım ve lojistik altyapının güçlendirilmesi için kilit konumda yer alıyor. Laçın Havalimanı bölgesinin kalkınmasını hızlandırması bakımından çok önemli. Turizm ve ticaret imkanları bu uluslararası havalimanıyla gelişecek. Uluslararası yatırımcılar da artık bölgeye erişim sorunu yaşamayacak. Savaş ve işgalin izleri hızla bu bölgeden silinecek. Karabağ’da normalleşme sürecinin simgelerinden biri olan bu adım, bölgenin istikrarına hizmet etmesi bakımından ayrıca büyük önem taşıyor. Havalimanı bölgenin ulaşım altyapısını da bir başka seviyeye taşıyacaktır. Bölgeyi dünyaya bağlayacak bu havalimanı, inanıyorum ki Laçın ve çevresini müreffeh bir geleceğe de hazırlayacaktır. Havalimanı sadece bulunduğu bölgenin değil Azerbaycan’ın tamamının potansiyelini yani içeride bir hareketlenmeyi de getirecektir. Bu altyapı yatırımları barışa giden yolu da açacaktır. Türkiye ve Azerbaycan olarak birçok alanda iş birlikleri geliştiriyoruz özellikle savunma, enerji tarım ve hayvancılık alanlarını stratejik görüyoruz. Gıdada tam bağımsızlık bir milli güvenlik konusudur. Gerek salgın gerek su savaşları ve bölgesel krizler, arz güvenliğinin önemini bir kez daha tüm dünyaya gösterdi. Biz de Türkiye’yi bir üretim üssü yapmak için var gücümüzle çalışıyoruz. Şimdi Azerbaycan ile istiyoruz ki, gıda arz güvenliği konusunda çok daha sıkı iş birlikleri yapalım. Öyle zannediyorum ki bu iş birliği Türk Devletleri Teşkilatı üyesi diğer kardeş ülkelerimiz için de adeta bir işaret fişeği olacaktır. Arz fazlamız olan ürünlerde kardeş ülkeleri önceleyeceğiz. Hep birlikte daha çok üretip, daha çok paylaşarak yarınlara daha sağlam yürüyeceğiz.
SORU: Kafkasya’da Azerbaycan-Ermenistan barışı konusuna çok kısa değindiniz. Süreç hangi aşamada? Bu çünkü Laçın Havalimanı’nın bölgeye bir katkı sağlayacağını söylüyorsunuz. Ben Zengezur Koridoru’nun şu aşamada ne durumda olduğunu, İran’ın bu aşamada buraya bir bariyerinin olup olmadığını merak ediyorum. Son olarak da “Laçın Koridoru” diye bir mesele vardı. Savaş sırasında tartıştık. Bu koridorun da açılma ihtimali var mıdır?
Biz artık Güney Kafkasya’da çatışmayı değil huzuru ve barışı görmek istiyoruz. Bölgede sağlanacak kalıcı barış herkese kazandıracaktır. Bizler Azerbaycan-Ermenistan arasında bir barışın ufukta görünmesinden memnunuz. Bu süreci yakından takip ediyoruz. Gereken katkıyı da sunuyoruz. Sağlanacak barış Azerbaycan-Ermenistan ve ülkemiz için de değerli olacaktır. Biz de Ermenistan ile dikkatli bir normalleşme sürecini yaşıyoruz. Hem barış hem normalleşme sağlandığında ülkelerimizin bundan kazançlı çıktığını da göreceğiz. Yani bu konuda en ufak bir endişe söz konusu değil. Zengezur konusuna gelince… Zengezur Geçişi, Azerbaycan için yalnızca Nahçıvan ile kara bağlantısı değil aynı zamanda Türkiye üzerinden Türk dünyasına uzanan yeni bir entegrasyon hattıdır. Bu geçişin kısa sürede açılması Kafkasya’daki ulaşım ve enerji altyapısını da güçlendirecektir. Komşumuz İran’ın da bölgemizde huzura, barışa, kalkınmaya hizmet edecek bu adımlara destek vermesini bekliyoruz. Bu “kazan-kazan” ikliminden onların da faydalanmasını, doğrusu isteriz. Atılan her adım, açılan her kapı, koridor, ekonomik kazanç sağlayacağı gibi, zamanla ülkeleri birbirine daha çok yakınlaştıracaktır.
SORU: Rusya-Ukrayna Savaşı’nın başından bu yana Türkiye, kalıcı ateşkesin sağlanması noktasında yoğun bir diplomasi trafiği yürütüyor. En son 16 Mayıs’ta taraflar bir kez daha müzakere masasına oturdu. Yeni süreci nasıl görüyorsunuz? Barış ne kadar uzak?
Rusya-Ukrayna Savaşı yalnızca iki ülke arasında değil, küresel aktörlerin de dahil olduğu çok katmanlı bir krize dönüştü. Biliyorsunuz Dışişleri Bakanımız Hakan Fidan Rusya’daydı. Moskova’da yaptığı görüşmeler neticesinde bugün Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov bir açıklama yaptı. Lavrov, Rusya ve Ukrayna arasında ikinci tur görüşmelerin İstanbul’da yapılmasını istediklerini söyledi. Bu sayede İstanbul barışı süreci inşallah yeniden başlayacak. Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov’un bu açıklaması hafife alınmamalı. Bu açıklama bizim barış umudumuzu daha da artırmıştır. Biz barış için çabalamaya devam ediyoruz, devam edeceğiz. Hem Rusya hem Ukrayna ile de temas halindeyiz. Yakaladığımız ivmeyi bir kalıcı barış fırsatı olarak görüyoruz. Her görüşmemizde bütün muhataplarımıza bu fırsatın kaçırılmaması gerektiğini de hatırlatıyoruz. Kapı aralanmışken, bu kapıyı kapatmayalım diyoruz. Çözüm yolu daha fazla diyalog, daha fazla diplomasiden geçiyor. Biz bütün diplomatik gücümüzü ve potansiyelimizi barış için kullanıyoruz. Bölgemizdeki bu büyük yangını söndürmek, hem insani bir görev hem de ülkemizin çıkarınadır. Umarım barış çabalarımız neticesinde arzuladığımız uzlaşmaya da varırız. Yaşanan dört yıllık süreçte tüm dünya şunu görmüş oldu, bu savaş Avrupa’nın güvenlik mimarisini ve özellikle de enerji politikalarını kökten değiştirdi. Avrupa Birliğinin Rusya’ya enerji alanındaki bağımlılığını azaltmak için yeni arayışlara girmesi, Türkiye gibi enerjide transit ülkelerin jeopolitik değerini de artırmıştır.
SORU: PKK terör örgütü silah bırakmaya başladı mı? Bu bağlamda fesih kararından sonra terör örgütünün açıklamalarını ve gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz? Yine bu bağlamda SDG-Şam ilişkilerinde gelinen noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?
Suriye’nin toprak bütünlüğü üniter yapısı ve milli birliğinin mutlaka korunması lazım. Varılan mutabakatı olumlu karşıladığımızı daha önce ifade etmiştik. Ama görüyoruz ki Suriye Demokratik Güçleri hala oyalama taktiklerine devam ediyor. Bundan vazgeçmeleri şart. Alınan kararların uygulamasını çok yakından takip ediyoruz. Aslolan sözlerin mutabakattaki takvime uygun şekilde hayata geçirilmesidir. Suriye Cumhurbaşkanı Sayın Ahmed Şara ile görüşmelerimiz bu yönde oldu. Terörsüz Türkiye sürecinde hamdolsun sorun, sıkıntı görünmüyor. Gelişmeler güzel, olumlu istikamette devam ediyor. Birkaç çatlak sese rağmen, verilen mesajlar gayet makul, müspet ve yapıcı. Tabii her yeni aşamada umutlarımızla birlikte yükümüz de artmakta. Arkadaşlarımızın Suriye ile görüşmeleri de devam ediyor. Süreci zehirlemek isteyenlere karşı dikkatliyiz. Onlara fırsat vermeyeceğiz. Çünkü amacımız çok net. Bu amaç, Türkiye’ye yıllarca zaman kaybettiren, en değerli hazinemiz olan insanlarımızı yitirmemize neden olan, Türkiye düşmanlarının ekmeğine yağ süren bu terör sorunundan kurtulmaktır. Bunda bugüne kadar hiç almadığımız mesafeyi şu an itibarıyla katetmiş bulunuyoruz. İnşallah Terörsüz Türkiye hedefimize ulaşacağız. Ne yapıyorsak, ülkemiz Türkiye için yapıyoruz. Ne yapıyorsak, milletimizin huzuru ve selameti için yapıyoruz. Milletimizi rahatsız edecek bir pazarlığın içinde asla olmayız. Biz milletimize güveniyoruz, biz kardeşliğin gücüne güveniyoruz.
SORU: Yeni anayasa çalışmaları için hukukçulardan oluşan bir ekip kurdunuz. Bu ekip nasıl çalışacak ve bir takvim var mı? Türkiye yeni anayasaya ne zaman kavuşur? Sizin olmazsa olmazınız var mı? Bir de CHP’nin yapıcı olmayan tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Yeni ve sivil bir anayasa bizim milletimize verdiğimiz bir söz. Bundan geri adım yok. Bu sözü sadece biz vermedik. Nice konuşanlar oldu ve hepsi “sivil anayasa, sivil anayasa” dediler. Seçim meydanlarında hemen hemen bütün partiler ve liderler milletimize hep yeni anayasa vadetti. Peki gelinen bir nokta var mı, yok. Çünkü sözü veriyorlar ama attıkları bir adım yok. Biz bu konuda somut adımlar attığımız gibi hazırlıklarımızı da yaptık. Bu hazırlıklar yeni anayasa konusunda bir altyapı oluşturdu. Görevlendirdiğimiz ekip inşallah çok titiz bir çalışma yapacak. Şu an itibarıyla siyasi çıkarların ötesinde, ülkemizi Türkiye Yüzyılına taşıyacak uzun soluklu bir anayasayı ülkemize kazandırmak istiyoruz. Bu konuyla ilgili de 11 arkadaşımızı görevlendirdim. Bayram sonrası inşallah bu çalışmaları başlatacaklar. Vesayetçi izlerden arınmış, demokratik meşruiyeti güçlendirecek, hak ve özgürlükleri güvence altına alacak bir metin olsun istiyoruz. Mevcut anayasa dili de zaten problemli. Biz bu tür problemleri olan bir anayasa değil, bunlardan arındırılmış sade, anlaşılır, uygulamaya dönük bir anayasa hazırlayalım istiyoruz. Bu hukukçu arkadaşlarımız, mesela Serap Yazıcı Özbudun hocamız gibi isimler zaten anayasa üzerinde çalışması olan kişiler. Onlarla birlikte bu çalışmaları yürütelim istiyoruz. Biz iyi niyetliyiz ve karşımızda da hüsnüniyetli bir yaklaşım bekliyoruz. Diyoruz ki “gelin millete verdiğimiz sözü beraberce yerine getirelim.” Çünkü anayasa, bir partinin değil, milletin tamamını kapsayan bir toplumsal sözleşme niteliğindedir. Bu yüzden en geniş mutabakatı burada arıyoruz. Maalesef CHP’nin her zamanki “istemezük” yaklaşımı, bu işte de kendini gösterdi. Siyaset toplumun tümü etrafında şekillenir. Eğer CHP’de burada uzlaşmacı bir yaklaşım ortaya koyarsa biz onlarla niye çalışmayalım, çalışırız. Ama ne yazık ki böyle bir yaklaşım söz konusu değil.
SORU: Yeni anayasayla ilgili Cumhurbaşkanlığı adaylığı tartışması gündeme geldi. Siz de bu doğrultuda “benim adaylık gibi bir derdim yok” açıklaması yaptınız. Bunun üzerine de MHP lideri Devlet Bahçeli’nin bir yorumu oldu. “Derdi, vatan-millet olan bir cumhurbaşkanının yolundan caymaya hakkı yoktur.” dedi. Bu haftalardır tartışılıyor. “Cumhurbaşkanı gerçekten aday olmayacak” yorumu yapanlar da var. Hem MHP lideri Devlet Bahçeli’nin açıklamalarının sizden yorumunu dinleyelim, hem de bu adaylık tartışmasına belki biraz daha net yorumlar getirirsiniz.
Burada söylediğimiz şu; bizim yeni anayasadan muradımız kendimize alan açmak, bireysel menfaat sağlamak, kendimizi bir yerlere taşımak değil. Bunu bir defa önceden açıklayayım. Biz yeni anayasayı Tayyip Erdoğan için değil, 86 milyon için istiyoruz. Bizim derdimiz var. Muhalefet ise bizi sürekli “şahsına yeni bir yol açmak için yeni anayasa istiyor” şeklinde itham ediyor. Bunun kesinlikle bir tuzak olduğunu ifade etmem lazım. Biz Türkiye’nin geleceğine dair yükümlülüklerimizin bilincindeyiz. Adımlarımızı da buna göre atıyoruz. Gündemdeki tartışmalara tarihi görev ve sorumluluklarımız ekseninde yaklaşıyoruz. Milletim beni Belediye Başkanı yaptı, Başbakan yaptı, Cumhurbaşkanı yaptı. Milletimiz bizi nerede görmek isterse, biz de orada olduk. Bugün de aynı hassasiyetle hareket ediyoruz. Bizim derdimiz makam odaları, koltuklar, unvanlar hiç olmadı. Bizim bir tek amacımız var o da aziz milletimize hak ettiği hizmeti vermek, büyük ve güçlü Türkiye’yi inşa etmek. Girdiğimiz her yarışa sadece milletimize güvenerek girdik. Bugün de yarın da yine milletimize kulak vereceğiz. İstikametimizi onların çizdiği rota üzerinde şekillendireceğiz. Sayın Bahçeli’nin şahsıma yönelik sözleri için teşekkür ediyorum. Gerçekten büyük memnuniyet duydum, onore oldum. Sayın Bahçeli tecrübesiyle, birikimiyle Türk milliyetçiliğinin aksakalıdır. Kendisi Cumhur İttifakı’nın birlik ve beraberliği, devletimizin bekası için çok kıymetli bir duruş sergilemiştir. İttifakımız sadece seçim kazanmaya yönelik değil, Türkiye’nin geleceğini inşa etmeye dönük bir devlet vizyonudur. Cumhur İttifakı’nın temelinde karşılıklı güven, istikrar arzusu ve milli konularda ortak duruş yer almaktadır. Yolumuza bu şekilde güçlenerek devam ediyoruz.
SORU: Geçtiğimiz günlerde 75 milyar metreküplük bir doğalgaz keşfinin müjdesini verdiniz. Türkiye, hem kendi sınırları içerisinde hem de yurt dışında enerji faaliyetlerini sürdüren bir ülke haline geldi. Bu çalışmalarda son durum nedir? Yakın zamanda farklı noktalarda yeni müjdeler verecek misiniz? Bunun yanında Türkiye’nin aynı zamanda bir enerji ve ticaret merkezi olma hedefi bulunuyor. Buna dair son gelişmeler nedir?
Türkiye enerji alanında elde ettiği başarılarla yetinmeden inşallah yoluna devam edecek. Enerji alanında elde ettiğimiz her başarı sadece ekonomik değil, aynı zamanda stratejik bir kazanımdır. 75 milyar metreküplük doğalgaz keşfi Karadeniz’de sürdürdüğümüz yoğun ve planlı çalışmaların bir ürünüdür. Türkiye artık yalnızca enerji ithal eden bir ülke değil enerji keşfeden ve potansiyel olarak ihraç edebilecek bir ülke konumuna gelmiştir. Her yeni keşif, her yeni enerji hattı, Türkiye’nin “enerji ticaret merkezi olma” hedefini ulaşılır kılıyor. Çok daha iyi bir konuma bizi getiriyor, getirecek. Rusya-Ukrayna Savaşı sonrasında Avrupa Birliği ülkelerinin enerjide düştükleri durumu gördük, çok kötü. Bu duruma düşmemek için doğalgaz gibi stratejik kaynaklarda dışa bağımlılığın azaltılması hedefimize emin adımlarla yürüyoruz. Ayrıca bu keşifler sayesinde Türkiye, bölgesindeki enerji oyun kurucularından biri haline geliyor. Enerji geçiş hatlarının da merkezinde yer alan ülkemiz, doğalgaz üretimimizin artmasıyla sadece geçiş rotası değil, fiyatlandırmanın, depolamanın ve ticaretin yapıldığı bir merkez haline de gelecektir. Türkiye’yi enerji alanında tarihi müjdelerle tanıştıran bir iktidar olarak yeni müjdelerimiz olacak. Vakti zamanı ve sırası geldikçe bu stratejik alanla ilgili müjdelerimizi milletimizle paylaşacağız. Üretimle alakalı yarın önemli bir kilometre taşını aşmış olacağız. Boğazdan Osmangazi adını verdiğimiz yüzer iletim platformumuz Karadeniz’e geçecek. İnşallah 20 yıl boyunca Sakarya Gaz Sahasındaki gazı üreterek karaya ulaştıracak ve neredeyse 4,5 milyon hanenin gaz ihtiyacını buradan karşılayacağız. 1 Nisan’da Türkmenistan’dan 27 yıl sonra ilk kez gazı Türkiye’ye getirdik. Yurt dışı ziyaretlerimizde ve zaman zaman bizi arayan Avrupalı liderlerin doğalgaz taleplerini çok yoğun alıyoruz. Bulgaristan, Romanya, Macaristan, Sırbistan buralara doğalgaz ihraç eder hale geldik. Şubat ayında Pakistan’a yaptığımız ziyaret sonrası arkadaşlarımız Pakistan’a gittiler ve Pakistan Devlet Şirketleriyle Türkiye Petrolleri, Pakistan’da karada iki sahada arama konusunda anlaştı. Bugün de denizlerde arama konusunda mutabakata vardık, çalışmalarımıza da yakında başlayacağız. Somali’de faaliyetlerimiz devam ediyor. İnşallah Libya ve diğer ülkelerle beraber bu çalışmalarımızı yoğunlaştırarak devam ettireceğiz.
SORU: “Aile 10 yılı” yaklaşımınız bu konuda yeni ve güçlü adımlara işaret ediyor. Önümüzdeki süreçte ufukta görünen “nüfus krizi”ne karşı hangi tedbirler alınacak?
“Aile 10 yılı” vizyonumuz sadece demografik bir strateji değil. Sosyal, kültürel ve ekonomik anlamda köklü dönüşümler içeren kapsamlı bir devlet politikası olacak. Nüfus meselesi asla ihmal edilmemesi gereken stratejik bir konudur. Bunu hafife almamak gerekir. En büyük sermayemiz nüfusumuz, ama bu konu maalesef hep bir kenara atıldı. Nüfus meselesi ülkemizin geleceğini doğrudan ilgilendiren bir mevzudur ve ciddiyetle ele alınması gerekir. Toplumun temeli olan aile kurumuna yönelik gizli-açık saldırıların farkındayız. Geleceği inşa etmek istiyorsanız aileyi büyütmek ve güçlendirmek zorundasınız. Biz bu zamana kadar hangi başarıyı elde etmişsek, dinamik nüfus yapımız ve güçlü aileler sayesinde mümkün olmuştur. Bundan sonra da aile yapımızı güçlendirecek ve dinamik nüfus özelliğimizi koruyacak tedbirler almak zorundayız. Toplumları felakete sürükleyen, aileleri paramparça eden sapkınlıklardan, kötü alışkanlıklardan ailelerimizi korumak için elimizden gelenin ötesine geçeceğiz. Özellikle de doğurganlık hızımızdaki gerileme, tehlike çanlarının çaldığını gösteriyor. Buna kulak tıkayamayız. Türkiye’nin genç nüfus avantajını sürdürebilmesi için aile kurumunun desteklenmesi, doğurganlık oranlarının artırılması ve aile yapısının güçlendirilmesi gerekiyor. Nüfusun yaşlanması sadece Türkiye’nin değil, birçok gelişmiş ülkenin karşı karşıya olduğu bir krizdir. Bu yüzden biz bu süreci beklemeden önleyici politikalarla karşılamak istiyoruz. Aile kurumunu güçlendirirken güçlü aileler kurmak için gençlerimizin önüne çıkan engelleri de kaldıracağız. Mutlu evliliklerin yolunu açacak, sağlıklı nüfus artışını sağlamak için teşvikleri artıracağız. Aile odaklı sosyal destekler, doğum teşvik paketleri, kreş ve eğitim altyapısı yatırımları, konut ve istihdam destekleri bu çerçevede uygulamaya konulan ana tedbirlerimiz. Sosyal devlet olmanın bir gereği olarak aileyi güçlendirmek, korumak ve yüceltmek zorundayız. Ekonomik ve sosyal destek projelerimizi artırarak devam ettireceğiz. Azalan doğum oranlarının emek piyasasında daralma, sosyal güvenlik sistemine yük ve üretim kapasitesinde düşüş gibi zincirleme sorunlara neden olabileceğinin farkındayız. Bu riskleri bertaraf etmek için bugün alacağımız önlemler, geleceğin refah düzeyini belirleyecek. Bu politikalarla, orta vadede doğurganlık oranlarında gözle görülür bir artışı hedefliyoruz. Böylece sadece nüfus artışı değil, güçlü ve sağlıklı aile yapısının sürdürülebilirliği de teminat altına almış olacağız.
Gündem
“Suça Sürüklenen Çocuk” Düzenlemesinde 2 Madde Kabul Edildi
“Suça Sürüklenen Çocuk” Düzenlemesinde 2 Madde Kabul Edildi
Tarih: 7 Ağustos 2026 | Okuma Süresi: 3 dakika 01:34
AA

TBMM Genel Kurulu’nda çocuklara yönelik ceza düzenlemelerini içeren kanun teklifinin ilk iki maddesi kabul edildi. Düzenlemeyle çocuğun erişimine bırakılan ateşli silah için hapis cezası öngörülürken, 15-18 yaş grubunun işlediği bazı ağır suçlarda cezalar artırılıyor ve yaş indiriminin uygulanmamasının önü açılıyor.
Ateşli Silahın Çocuk Tarafından Ele Geçirilmesine Ceza Geldi
Kabul edilen ilk maddeyle Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun’a yeni bir hüküm ekleniyor. Buna göre, ateşli silahın dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı şekilde muhafaza edilmesi suretiyle çocuk tarafından ele geçirilmesine neden olan kişi, fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıyla karşı karşıya kalacak.
Bu düzenleme, silah bulunduran yetişkinlere çocuklara karşı ek bir sorumluluk yüklüyor. Artık silahını güvenli şekilde muhafaza etmeyen ve bu ihmal sonucu bir çocuğun silaha ulaşmasına sebep olan kişiler doğrudan cezai yaptırımla karşılaşacak.
12-15 Yaş Grubu İçin Yeni Ceza Rejimi
Türk Ceza Kanunu’nda yapılan değişiklikle 12-15 yaş aralığındaki çocukların ceza sorumluluğuna ilişkin önemli bir yenilik getiriliyor. Fiili işlediği sırada 12 yaşını doldurmuş olup da 15 yaşını doldurmamış çocuklar, fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamaması veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmemiş olması halinde ceza sorumluluğu taşımayacak. Ancak bu kişiler hakkında çocuklara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunacak.
Fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin varlığı halinde ise ceza rejimi suçun ağırlığına göre belirlenecek:
· Ağırlaştırılmış müebbet gerektiren suçlarda: 13 yıldan 18 yıla kadar hapis
· Müebbet hapis gerektiren suçlarda: 10 yıldan 12 yıla kadar hapis
· Diğer cezaların yarısı indirilecek ve her fiil için verilecek hapis cezası 9 yılı geçemeyecek
15-18 Yaş Grubunda Cezalar Artıyor
Düzenlemenin en dikkat çeken bölümlerinden biri 15-18 yaş grubunu ilgilendiriyor. Bu yaş aralığındaki çocuklar hakkında:
· Ağırlaştırılmış müebbet gerektiren suçlarda: 19 yıldan 27 yıla kadar hapis
· Müebbet hapis gerektiren suçlarda: 15 yıldan 18 yıla kadar hapis
· Diğer cezaların üçte biri indirilecek ve her fiil için verilecek hapis cezası 15 yılı geçemeyecek
Ağır Yaralama Suçlarında Yaş İndirimi Uygulanmayabilecek
Genel Kurul’da kabul edilen önergeyle “Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama” hükmü kapsamında önemli bir değişiklik daha yapıldı. 15-18 yaş grubundaki çocuklar hakkında kasten öldürme ve neticesi sebebiyle kasten yaralama suçlarında belirli ağır sonuçlar doğduğunda yaş indirimi uygulanmayabilecek.
Hakim, somut olayda şu hususları değerlendirerek yaş indirimi uygulayıp uygulamamaya karar verebilecek:
· Kasta dayalı kusurun ağırlığı
· Güdülen amaç ve saik
· Suçun işleniş şekli
· Daha önceden kasıtlı bir suçtan dolayı hapis cezasına mahkûm edilmiş olma
Bu suçlar arasında yaralanan kişinin iyileşmesi mümkün olmayan bir hastalığa veya bitkisel hayata girmesi, duyularından veya organlarından birinin işlevini yitirmesi, konuşma ya da çocuk yapma yeteneklerinin kaybolması, yüzün sürekli değişikliğe uğraması, gebe bir kadına karşı işlenip çocuğunun düşmesine veya ölümün meydana gelmesine sebebiyet veren ağırlaşmış yaralama suçları yer alıyor.
Hakime Takdir Yetkisi Tanınıyor
Düzenlemeyle 12-15 yaş grubundaki çocuklara bir üst grubun ceza rejiminin uygulanabilmesi hususunda hakime takdir yetkisi tanınıyor. Bu, yargıcın suçun niteliğine ve çocuğun durumuna göre daha esnek bir ceza belirlemesine olanak sağlıyor.
Tekerrür Hükümlerinde Yaş İstisnası Değişti
Kabul edilen bir başka önergeyle, Kanun’un “Suçta tekerrür ve özel tehlikeli suçlular” başlıklı hükmü kapsamında tekerrür hükümlerinin uygulanmasındaki yaş istisnası 18’den 15’e düşürüldü. Teklifin 3’üncü maddesi ise metinden çıkarıldı.
Adalet Komisyonu Başkanı’ndan Açıklamalar
TBMM Adalet Komisyonu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Cüneyt Yüksel, mevcut düzenlemede hükümlünün 15 yaşını dolduruncaya kadar infaz kurumunda geçirdiği bir günün koşullu salıverilme hesabında 2 gün olarak dikkate alındığını hatırlattı. Yüksel, “Düzenleme mahkeme tarafından hükmedilen cezayı artırmamakta, yalnızca sınırlı sayıdaki ağır suç bakımından koşullu salıverme süresinin hesaplanma yöntemini değiştirmektedir. Böylece çocuğun ıslahı ve yeniden topluma kazandırılması için gerekli eğitim, denetim ve rehabilitasyon faaliyetlerinin yeterli süreyle uygulanması amaçlanmaktadır.” dedi.
Yüksel ayrıca, “Getirilen düzenlemeyle çocuk adalet sisteminde cezasızlık algısının oluşmasının önüne geçilmesi ve çocukların suç örgütlerinin etkisine daha açık hale gelmesinin engellenmesi hedeflenmektedir.” ifadelerini kullandı.
Meclis’te Görüşmeler Devam Ediyor
Teklifin 4’üncü maddesinin görüşmeleri sırasında TBMM Başkanvekili Tekin Bingöl birleşime ara verdi. Aranın ardından komisyonun yerini almaması üzerine Bingöl, birleşimi saat 14.00’te toplanmak üzere kapattı. Kanun teklifinin geri kalan maddelerinin görüşmelerine önümüzdeki günlerde devam edilmesi bekleniyor.
Gündem
Milli Güvenlik Kurulu Toplantısı Sona Erdi: Terörsüz Türkiye, NATO Zirvesi ve Küresel Krizler Masadaydı
Milli Güvenlik Kurulu Toplantısı Sona Erdi: Terörsüz Türkiye, NATO Zirvesi ve Küresel Krizler Masadaydı
Tarih: 6 Ağustos 2026
Saat: 20.45
Okuma Süresi: 3 dakika
AA

Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında Beştepe’de yaklaşık 2 saat 15 dakika süren MGK toplantısında, terörle mücadeleden uluslararası krizlere kadar kritik başlıklar ele alındı. İşte toplantıda öne çıkanlar ve alınan mesajlar…
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığında toplanan Milli Güvenlik Kurulu (MGK), bugün Beştepe’deki yoğun gündemle gerçekleştirilen toplantısını tamamladı. Yaklaşık 2 saat 15 dakika süren kritik toplantıda, Türkiye’nin iç ve dış güvenliğini ilgilendiren sekiz ayrı başlık masaya yatırıldı.Toplantının ardından yayımlanan bildiride, Terörsüz Türkiye hedefinden NATO Zirvesi’nin önemine, İran-ABD çatışmalarından Gazze’deki insanlık dramına kadar geniş bir yelpazede değerlendirmeler ve çağrılar yer aldı.
Terör Örgütleriyle Mücadelede Kararlılık Mesajı
Toplantının en önemli gündem maddelerinden biri, Türkiye’nin milli birlik ve beraberliğine yönelik tehditler oldu. Kurulda, başta PKK/KCK-PYD/YPG, FETÖ ve DEAŞ olmak üzere tüm terör örgütlerine karşı yurt içinde ve sınır ötesinde yürütülen operasyonlar detaylı şekilde değerlendirildi.Kurula, son dönemdeki uluslararası gelişmeler ışığında terörle mücadelede izlenen strateji hakkında kapsamlı bir brifing sunuldu.
“Terörsüz Türkiye” Hedefinde Tarihi Aşama Vurgusu
MGK bildirisinde, Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge hedefleri doğrultusunda kaydedilen ilerlemelerin altı özenle çizildi. Yürütülen çalışmaların, Türkiye’nin ve bölgenin güvenlik, istikrar ve refahını güvence altına alması açısından tarihî bir aşama olduğu vurgulandı.Toplantıda, bu hedefe ulaşmak için atılacak sonraki adımlar üzerinde de istişareler yapıldı.
FETÖ ile Mücadelede 10’uncu Yıl Mesajı
15 Temmuz darbe girişimine karşı gösterilen milli direnişin 10’uncu yıl dönümünde, FETÖ ile mücadelede gelinen son durum da kurulun gündemindeydi.Bildiride, örgütün bütün unsurlarıyla tamamen ortadan kaldırılmasına yönelik tedbirlerin hassasiyet ve kararlılıkla sürdürüleceği kaydedildi.
NATO Zirvesi: Türkiye’nin Kritik Rolü
Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen NATO Zirvesi de toplantının öne çıkan başlıkları arasındaydı. Zirvenin ittifakın geleceği bakımından kritik bir eşik oluşturduğu belirtilirken, Türkiye’nin geliştirdiği ileri imkân ve kabiliyetleri müttefikleriyle paylaşma konusundaki yapıcı tutumunun devam edeceği teyit edildi.
İran-ABD Gerilimine Müzakere Çağrısı
Kurul, İran ile ABD arasında yeniden tırmanan çatışmaları da masaya yatırdı. Bu gerilimlerin bölge ülkelerine ve küresel ticaret güzergâhlarına yayılma ihtimalinin oluşturduğu risklere dikkat çekilen bildiride, tüm taraflara güç kullanmaktan kaçınmaları ve kalıcı barış için müzakere masasına dönmeleri çağrısında bulunuldu.
Rusya-Ukrayna Savaşı: Gerilimi Düşürme Çağrısı
Rusya-Ukrayna Savaşı’ndaki stratejik sıkışmanın, Karadeniz ve Hazar Denizi başta olmak üzere çevre bölgelerin de çatışma alanına dönüştürülmesiyle aşılamayacağı vurgulandı.MGK, savaşan tarafları bölgedeki gerilimi azaltmaya ve barış için somut adımlar atmaya davet etti.
Suriye ve Irak’la Çok Boyutlu İş Birliği
Türkiye’nin Suriye ve Irak’la geliştirdiği çok boyutlu iş birliğinin bölgenin güvenliği, huzuru ve refahı açısından taşıdığı önem bir kez daha vurgulandı.Türkiye’nin bölgesel dayanışmayı güçlendirmeyi amaçlayan çalışmalara en üst düzeyde katkı sunmaya devam edeceği belirtildi.
Gazze’de Ateşkes İhlallerine Sert Tepki
Toplantının uluslararası boyuttaki bir diğer önemli başlığı ise Gazze’ydi. Gazze Barış Planı kapsamında kaydedilen ilerlemelere rağmen İsrail yönetiminin ateşkes ihlallerini sürdürdüğü ifade edildi.İsrail’in Filistin topraklarında yerleşimci şiddetini artırdığı ve başta Mescid-i Aksa olmak üzere kutsal mekânlara yönelik kışkırtıcı saldırılarını devam ettirdiği belirtilerek, uluslararası topluma açık ve tavizsiz bir tutum sergileme çağrısı yapıldı.
Gündem
Avukat Meslektaşını Vurdu, Ağır Yaralı
Avukat Meslektaşını Vurdu, Ağır Yaralı
Tarih: 6 Ağustos 2026
Saat: 17:30 (Tahmini)
Okuma Süresi: 2 dakika
AA

Afyonkarahisar’da meslektaşlarıyla arasında henüz belirlenemeyen bir sebeple tartışma yaşayan avukat U.Ç., yanında taşıdığı tabancayla ateş ederek meslektaşı Gökhan Katırcı’yı ağır yaraladı. Olay, kent merkezindeki Ali İhsan Paşa Mahallesi’nde meydana geldi.
Edinilen bilgilere göre, iki avukat arasında çıkan sözlü tartışma kısa sürede kavgaya dönüştü. Tartışmanın büyümesi üzerine U.Ç., tabancasını çekerek meslektaşı Gökhan Katırcı’ya ateş etti. İhbar üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Ağır yaralanan Katırcı, ambulansla hastaneye kaldırıldı. Saldırgan avukat U.Ç. ise kaçtıktan kısa süre sonra polis ekiplerince yakalanarak gözaltına alındı.
Olayla ilgili soruşturma başlatılırken, saldırının ardındaki motivasyonun ne olduğu henüz netlik kazanmadı. Afyonkarahisar Barosu’nun konuya ilişkin bir açıklama yapması bekleniyor.
Gündem1 hafta önceÇocuklarının ölümü 6 yıllık sırrı çözdü: Haymana’daki kemikler Uğur Şimşek’e ait çıktı
Ekonomi1 hafta önceDoruk Madencilik İşçilerinden Bakanlık Önünde Sert Eylem: “Perşembe’ye Kadar Gelişme Yoksa Farklı Aksiyonlar Alacağız”
Gündem1 hafta önceSitede Kaybolan 2 Yaşındaki Kadir, Havuzda Ölü Bulundu
Magazin1 hafta önceMasterChef Şampiyonu Eren Kaşıkçı’ndan Acı Haber: Evinde Ölü Bulundu
Ekonomi1 hafta önceBursa’ya YHT Müjdesi! İstanbul ve Ankara ile Arası 2 Saat 15 Dakikaya Düşüyor
Politika1 hafta önceTBMM Genel Kurulu’nda Tarihi Değişim: 7 Siyasi Parti Grubu İlk Kez Bir Arada
Magazin1 hafta önceGülben Ergen’den Ahbap Soruşturmasında İlk İfade: “Vicdanen Rahatsız ve Mağdurum
Magazin1 hafta önceSuikast Gölgesinde Tatil

















