Daha fazla hava durumu tahmini: 15 günlük hava durumu İstanbul
Bizimle İletişimde Kalın

Sağlık

Milyonlarca Kişinin “Ekmek Düşmanı” Olmasının Suçu Glüten Değil — Melbourne Üniversitesi’nden Çarpıcı Sonuçlar

Yayımlandı

üzerinde

Milyonlarca Kişinin “Ekmek Düşmanı” Olmasının Suçu Glüten Değil — Melbourne Üniversitesi’nden Çarpıcı Sonuçlar

FatihDoganMedya Web Haber | 9 Kasım 2025 — 14:30 · Okuma süresi: 3 dakika

Melbourne Üniversitesi öncülüğündeki uluslararası bir çalışmaya göre, dünya çapında yetişkinlerin yaklaşık %10’u glüten içeren gıdalar tükettikten sonra rahatsızlık bildirse de, bu semptomların yalnızca küçük bir kısmı gerçekten glütenden kaynaklanıyor. Çoğu vakada sorumlu olabilecek etkenler arasında buğdayın içindeki diğer karbonhidratlar (özellikle fructanlar — FODMAP grubu) ve bağırsak-beyin (gut-brain) etkileşimleri yer alıyor


Haber Ayrıntıları

Melbourne Üniversitesi ve uluslararası ortakların yürüttüğü kapsamlı araştırma, kendi kendine “glüten hassasiyeti” tanısı koyan kişilerin büyük çoğunluğunda semptomların çift kör kontrollü testlerde glütenden bağımsız olarak ortaya çıktığını gösterdi. Araştırma özetine göre, sahada bildirilen şikayetlerin yalnızca %16–%30 aralığındaki kısmı gerçekten glüten-özgü reaksiyonlarla ilişkilendirilebildi. Bu, “ekmeği suçlama” eğiliminin önemli oranda yanlış yönlendirildiğini işaret ediyor.

Çalışma ayrıca şu bulguları öne çıkarıyor:

  • Dünyada yetişkinlerin yaklaşık %10’u glüten/bugday tükettikten sonra şişkinlik, yorgunluk veya bağırsak ağrısı bildirdiğini söylüyor; ancak bu bildirimlerin çoğu laboratuvar veya çift kör denemelerle doğrulanmıyor.

  • Semptomların önemli bir bölümünde suçlu, gluten değil; fructanlar gibi fermente olabilen kısa-zincirli karbonhidratlar (FODMAP’ler) olabiliyor — bu maddeler bazı insanlarda gaz, şişkinlik ve karın ağrısı yaratıyor. Monash ve diğer ekiplerin önceki çalışmaları da benzer sonuçlara işaret etmişti.

  • Araştırma, bağırsak-beyin etkileşimlerinin ve beklenti/algının (nocebo/placebo) semptom algısında etkili olduğunu; medya ve diyet trendlerinin de insanların “glüten suçludur” kanaatini güçlendirdiğini not ediyor.


Uzman Yorumu ve Ne Anlama Geliyor?

Araştırma yazarları ve gastroenteroloji uzmanları, sonuçların “glüteni otomatik olarak suçlama” alışkanlığını sorgulatması gerektiğini söylüyor; daha hedefe yönelik tanı yöntemleri ve kişiye özel yaklaşımlar gerekli. Ayrıca gereksiz yere glüten içermeyen ürünlere yönelmenin besin çeşitliliğini azaltabileceği ve ekonomi-sağlık açılarından olumsuz sonuçları olabileceği uyarısı yapılıyor.

Pratik çıkarımlar:

  • Kendi kendine glüten kesme kararı almadan önce bir gastroenteroloğa başvurun; çölyak hastalığı ve buğday alerjisi dışlanmalı.

  • Semptomlarınız FODMAP’lara bağlı olabilir; bunun tespiti ve yönetimi için diyetisyen eşliğinde kontrollü FODMAP-kısıtlaması değerlendirilebilir.

  • Eğer günlük yaşam kalitenizi etkileyen belirtileriniz varsa, profesyonel test ve yönlendirme önemlidir — popüler diyet trendleri tek başına yol gösterici olmamalıdır.

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sağlık

FSM Köprüsü endometriozis farkındalığı için sarı ışıklarla aydınlatıldı

Yayımlandı

üzerinde

FSM Köprüsü endometriozis farkındalığı için sarı ışıklarla aydınlatıldı

25.03.2026 – 22:29

İstanbul’un simge yapılarından Fatih Sultan Mehmet Köprüsü, endometriozis farkındalığı için sarı ışıklarla aydınlatıldı. Türkiye Endometriozis ve Adenomyozis Derneği öncülüğünde yürütülen çalışmalar kapsamında gerçekleştirilen uygulama, Endometriozis Farkındalık Ayı çerçevesinde hayata geçirildi.

Uygulamanın, hastalığın toplumda daha görünür hale gelmesine katkı sunması amaçlandı. Yetkili kurumlardan alınan izinler doğrultusunda yapılan ışıklandırma sonrası köprü, gece boyunca sarı renge büründü. Sarı ışıklarla aydınlatılan FSM Köprüsü, dronla da havadan görüntülendi.

Endometriozis, birçok kadının yaşam kalitesini etkileyen önemli sağlık sorunları arasında yer alıyor. Bu tür farkındalık çalışmalarıyla hem hastalığa dikkat çekilmesi hem de erken tanı ve bilinçlenmenin desteklenmesi hedefleniyor. Köprüde gerçekleştirilen sembolik aydınlatma, farkındalık mesajını İstanbul semalarına taşıdı.

Okumaya Devam Et

Sağlık

Ambulans şoförü Gülser: Direksiyonda saniyelerle yarışıyoruz

Yayımlandı

üzerinde

Ambulans şoförü Gülser: Direksiyonda saniyelerle yarışıyoruz

Tarih.Saat: 08 Mart 2026 · 09:41.

Antalya’da 112 Acil Sağlık Hizmetleri ekiplerinde görev yapan ambulans şoförü Gülser Akıtürk, direksiyon başında geçen her saniyenin hayatla ölüm arasında fark yaratabildiğini söyledi. Akıtürk, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde mesleğinin zorluklarını ve ekip olarak yaşadıkları yoğunluğu anlattı.

Ekip işi, zaman yarışı

Akıtürk, sağlık sektöründe 16 yıllık tecrübesi olduğunu; ambulans şoförlüğünü ise son 3 yıldır yaptığını belirtti. Görev sırasında yalnızca “araç kullanmak” değil, aynı zamanda arka kabindeki ekibin hızlı ve güvenli müdahalesine zemin hazırlamanın da sorumluluğunu taşıdığını vurguladı. “Direksiyon başına geçtiğimizde saniyelerle yarışıyoruz; çünkü arka kabinde hayata tutunmaya çalışan bir hasta ve onu bekleyen aileler var” dedi.

Ayrımcılık ve önyargılarla mücadele

Akıtürk, zaman zaman “kadın ambulans kullanabilir mi” gibi önyargılarla karşılaştıklarını ancak bunun görevini ve ekip ruhunu etkilemediğini ifade etti. Yol verme sorunları veya ambulans içinde hasta olup olmadığını sorgulayan sürücülerle zaman zaman karşılaştıklarını, fakat mesai başladığında kendisini “işini bilen bir sağlık çalışanı” olarak gördüğünü söyledi.

Ekip arkadaşları ve görev tanımı

Akıtürk’ün ekibinde doktor Ela Zülal Karatoy ve acil tıp teknisyeni Hatice Yılmaz bulunuyor. Hatice Yılmaz, olay yerinde ilk müdahaleyi yaptıklarını, ortamın çoğu zaman yoğun ve stresli olduğunu; müdahale sonrası hastayı hızla ambulansa alıp en yakın sağlık kuruluşuna ulaştırmaya çalıştıklarını anlattı. Doktor Karatoy ise 112 servisinin sahaya çıkan bir hizmet olduğunu hatırlatarak, “Hasta size gelmiyor, siz hastanın ayağına gidiyorsunuz” diye konuştu.

Sonuç: Görünmeyen kahramanlar

Akıtürk ve ekibi, 8 Mart vesilesiyle kadına yönelik şiddetin sona ermesi temennisinde bulunurken, toplumun acil sağlık ekiplerinin çalışma koşullarına ve zamana karşı yürüttükleri mücadeleye dikkat çekilmesini istedi. Vatandaşlardan ambulanslara yol vermede ve acil ekiplerin çalışmalarına saygı göstermede daha dikkatli olmaları talep edildi.

Okumaya Devam Et

Sağlık

Ramazanda sağlıklı beslenme önerileri

Yayımlandı

üzerinde

Ramazanda sağlıklı beslenme önerileri

FatihDoganMedya
Tarih.Saat: 21.02.2026 – 07:00

İSTANBUL — Ramazan ayında beslenme düzenindeki değişiklikler doğru yönetilmediğinde halsizlik, sindirim sorunları ve kilo dalgalanmalarına yol açabiliyor. İstanbul Kültür Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü araştırma görevlisi Rabia Bağlayıcı’nın vurguladığı gibi; doğru planlama, açlığın metabolik etkilerini dengeler ve orucun kısa vadeli olumlu etkilerini güçlendirebilir.

Sahur: atlanmamalı — ne yenmeli?

Sahur, gün boyu enerji ve kas korunumu için kritik bir öğün; atlanması kan şekerinde dalgalanmaya ve konsantrasyon kaybına yol açabilir. Sahurda şu öğelere öncelik verin:

  • Tam tahıllı ekmek, yulaf veya bulgur gibi kompleks karbonhidratlar (uzun süre tokluk).

  • Yumurta, yoğurt, süt veya peynir gibi kaliteli protein kaynakları.

  • Ceviz, badem gibi kuruyemişler ve zeytinyağı gibi sağlıklı yağlar.

  • Bol su; kafeinli içeceklerden ve gazlı içeceklerden kaçının.

İftar: yavaş başlayın, denge kurun

İftara su ve 1–2 hurma ile başlamak mideyi rahatlatır. Ana öğünde tabak denge prensibini uygulayın: proteinin (et, tavuk, baklagil), sebzenin ve kompleks karbonhidratın (tam tahıl, bulgur, kepekli makarna) dengeli dağılımı hem kilo kontrolünü hem enerji dengesini destekler. Aşırı yağlı ve şerbetli tatlılar yerine meyve veya hafif sütlü tatlılar tercih edin; kızartmalardan kaçının veya porsiyonları küçültün. Hafif pişirme yöntemleri (haşlama, fırın, ızgara) sindirimi kolaylaştırır.

Hareket ve sindirim: çok ağır egzersizden kaçının

Tamamen hareketsiz kalmak metabolizmayı yavaşlatır; iftardan 1–2 saat sonra yapılacak 20–30 dakikalık hafif yürüyüşler hem sindirimi kolaylaştırır hem de enerji dengesine katkı sağlar. Yoğun antrenmanlar, susuzluk ve yorgunluk riskini artırabileceğinden, yoğun egzersizleri iftar sonrası daha geç saatlere veya oruç dışı günlere kaydırmak daha güvenlidir.

Kronik hastalıklar ve ilaç kullananlar: doktorla plan yapın

Diyabet, hipertansiyon veya kalp hastalığı olan kişiler, oruç kararı almadan önce mutlaka hekimleri ve/veya diyetisyenleri ile görüşmelidir. Kan şekeri yönetimi, ilaç zamanlamasının düzenlenmesi ve risk değerlendirmesi kişiye özel planlama gerektirir; özellikle diyabetli bireyler için sahurun geç saatlerde alınması, düşük glisemik indeksli besin seçimi ve kan şekeri takibi hayati önem taşır. Uluslararası kılavuzlar da oruç tutacak diyabetliler için bireyselleştirilmiş yaklaşımlar öneriyor.

Pratik ipuçları — hızlı kontrol listesi

  • Sahuru atlamayın. Gün boyunca enerji için sahur şart.

  • Sıvı tüketimini dağıtın. İftar ile sahur arası su tüketimini düzenleyin; aşırı sıvıyı tek seferde tüketmeyin.

  • Porsiyon kontrolü yapın. Hızlı yemek daha fazla kalori demektir — yavaş çiğneyin.

  • Tatlıda seçici olun. Şerbetli ağır tatlıları sınırlayın; meyve ve sütlü alternatifler tercih edin.

  • Özel durumlar için doktorunuza danışın. Hamilelik, emzirme, kronik hastalık veya yaşlılık durumlarında uzman görüşü şart.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar