Gündem
Uzayan ömür, değişen dünya: 2050’de her 5 kişiden 1’i 60 yaş ve üstü olacak
Uzayan ömür, değişen dünya: 2050’de her 5 kişiden 1’i 60 yaş ve üstü olacak
Tarih: 1 Şubat 2026 | Saat: 10:00
Birleşmiş Milletler ve saha raporlarına göre dünya nüfusunun yaşlanma hızı devam ediyor. DHA’nın derlediği verilere göre 2050’de dünya nüfusunun yaklaşık %21’i 60 yaş ve üzerinde olacak; aynı dönemde 60+ nüfusun mutlak sayısının 2,1 milyara yaklaşması bekleniyor. Bu demografik dönüşüm sağlık, sosyal güvenlik ve istihdam politikalarında radikal planlama gerektiriyor.
Dünya yaşlanıyor: sayılar ne söylüyor?
DHA’nın haberine göre uzman tahminleri, 2050 yılına gelindiğinde dünya nüfusunun yakl. %21’inin 60 yaş üstü olacağını gösteriyor. Bu, küresel nüfus yapısında belirgin bir kayma anlamına geliyor: çocuk oranları azalırken yaşlı nüfusun payı giderek artıyor.
Birleşmiş Milletler ve Dünya Sağlık Örgütü verileri, 60 yaş ve üstü kişilerin sayısının 2020’lerden 2050’ye kadar yaklaşık iki katına çıkarak 2,1 milyara ulaşmasının beklendiğini bildiriyor. WHO ayrıca 2020–2050 döneminde 60 yaş üzerinin küresel payının yaklaşık %12’den %22’ye yükseleceğini not ediyor — yani her beş kişiden biri 60 yaş ve üzerinde olacak.
Neden bu kadar hızlı yaşlanıyoruz?
Uzun vadeli düşen doğurganlık oranları ve artan yaşam süresi bu trendin iki ana nedeni. Sağlık hizmetlerindeki ilerleme, kronik hastalık yönetimindeki gelişmeler ve çocuk ölümlerinin azalması insanların daha uzun yaşamasını sağladı. Ancak doğurganlık oranlarının düşmesiyle birlikte genç nüfusun payı küçülüyor; bu da toplumların yaşlılar lehine demografik ağırlık kaybetmesine yol açıyor.
Bölgesel farklılıklar ve Türkiye’ye yansımaları
Yaşlanma küresel olsa da etkileri bölgeye göre değişiyor. Asya’da özellikle Doğu Asya ülkelerinde yaşlı nüfusun payı daha hızlı artıyor; bazı tahminlerde Asya’da 2050’de her dört kişiden birinin 60+ olabileceği öne sürülüyor. Bu durum, sağlık altyapısı ve sosyal güvenlik sistemi üzerinde bölgesel baskılar yaratacak.
Türkiye özelinde TÜİK tahminleri, çalışma çağındaki nüfus oranının 2050’de düşeceğine dair sinyaller veriyor; buna bağlı olarak emeklilik, sağlık ve bakım hizmetlerinde yeniden düzenleme ihtiyaçları gündeme gelecek. Yaşlı nüfus artışı, aile içi bakım modellerinin yanı sıra kamu maliyesinde de uzun vadeli etkiler doğuracak
Uzmanlar, artan yaşlı nüfus için şu alanlarda önlem alınmasını öneriyor:
-
Sağlık hizmetleri: kronik hastalık yönetimi, geriatri eğitimi, erişilebilir birincil sağlık hizmetleri.
-
Sosyal güvenlik: emeklilik sistemlerinin sürdürülebilirliği için reformlar; esnek çalışma ve aktif yaşlanma programları.
-
Kentleşme ve ulaşım: yaşlı dostu şehir planlaması, erişilebilir toplu taşıma ve konut.
-
Dijital eşitlik: yaşlıların dijital hizmetlere erişiminin sağlanması (e-sağlık, sosyal hizmet başvuruları, iletişim).
Demografik yaşlanma hem risk hem de fırsat barındırıyor. Doğru politikalar, yaşlı bireylerin tecrübelerinden ve iş gücünden faydalanmayı, sağlık ve sosyal bakım sektörlerinde yeni istihdam alanları yaratmayı mümkün kılabilir. Aksi halde artan bakım yükü ve daralan çalışma çağındaki nüfus kamu maliyesi ve sağlık sistemleri üzerinde baskı yaratacaktır.