Daha fazla hava durumu tahmini: 15 günlük hava durumu İstanbul
Bizimle İletişimde Kalın

Gündem

Türk Askeri Suriye’de Görevlerini Artırıyor: ABD’nin Bölgeden Çekilmesi Türkiye’nin Stratejik Baskısıyla Gerçekleşti

Yayımlandı

üzerinde

FatihDoğanMedya – Hızlı, Tarafsız, Güvenilir Haber

Açıklama: Türk askeri, Suriye’de görev alan operasyonlarını genişleterek bölgedeki varlığını güçlendiriyor. Aynı zamanda, Türkiye’nin stratejik baskısı sonucu ABD’nin bölgeden çekilmesi, Orta Doğu’da yeni jeopolitik dengelerin sinyallerini veriyor.

Giriş

Son dönemde, Türkiye’nin Orta Doğu’daki güvenlik ve dış politika stratejilerinde önemli bir değişim gözlemleniyor. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) Suriye’deki görev alanını genişleterek yeni operasyonlara hazırlanması, bölgedeki varlıklarını artırmayı hedeflerken; aynı zamanda, ABD’nin Türkiye’nin baskısı ve diplomatik hamleleri doğrultusunda Suriye’deki askerî varlığını geri çektiği yönündeki açıklamalar dikkat çekiyor. Bu gelişmeler, bölgedeki jeopolitik dengelerin yeniden şekillenmesinin ve Türkiye’nin stratejik rolünün güçlenmesinin bir göstergesi olarak yorumlanıyor.

Suriye’de Türk Askeri Operasyonlarının Genişlemesi

Artan Operasyonel Sorumluluklar

Türkiye, Suriye sınırları içerisinde güvenlik alanını genişleterek, terör örgütleriyle mücadele ve bölgesel istikrarın sağlanması amacıyla Türk askerinin görev alanını artırmaya hazırlanıyor. Bu kapsamda;

  • Yeni Güvenlik Bölgeleri: TSK, Suriye’nin belirli bölgelerinde oluşturulan “güvenli koridorlar” aracılığıyla, sınır bölgelerinde yaşayan sivillerin korunması ve terör unsurlarının engellenmesi için operasyonel kapasitesini yükseltiyor.
  • Operasyonel Esneklik: Türk askerlerinin, halihazırda yürütülen operasyonlara ek olarak, yeni görev tanımları ve artırılmış lojistik destekle donatılması planlanıyor. Bu sayede, bölgedeki olası saldırı girişimlerine karşı daha hızlı müdahale edilebilmesi hedefleniyor.

Siyasi ve Askerî Strateji

Türk yetkililer, Suriye’deki görev genişlemesinin, yalnızca askeri operasyonlarla sınırlı kalmayıp; aynı zamanda bölgedeki istikrarın sağlanmasına, terör örgütlerinin etkinliğinin azaltılmasına ve bölgesel işbirliğinin pekiştirilmesine yönelik olduğunu vurguluyor. Operasyonlar, PKK’nın Suriye kolu olarak değerlendirilen YPG unsurlarına karşı yürütülen mevcut politikalarla paralellik gösteriyor.

  • Terörle Mücadele: Türkiye, Suriye’de YPG’ye terör örgütü olarak yaklaştığı gibi, aynı zamanda bölgede farklı unsurların oluşturduğu güvensizlik ortamını da hedef alıyor.
  • Bölgesel İstikrar: Oluşturulan güvenli bölgeler sayesinde, Suriye’deki mevcut çatışmaların daha da alevlenmesinin önüne geçilerek, bölgedeki sivillerin yaşam alanlarının korunması amaçlanıyor.

ABD’nin Bölgeden Çekilmesi: Türkiye’nin Stratejik Baskısı

Stratejik Baskı ve Diplomatik Hamleler

Son aylarda, Türkiye’nin dış politikada izlediği aktif ve kararlı tavır, ABD’nin Orta Doğu’daki stratejisini de etkiledi. Türk yetkililerin, ABD’ye yönelik olarak Suriye’de terör örgütleriyle işbirliğini sonlandırması gerektiğine dair yaptığı açıklamalar, iki ülke arasındaki stratejik diyaloğun gündemine oturdu.

  • Diplomatik Temaslar: Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın açıklamalarında, “Amerikalı muhataplarımıza, Suriye’de terör örgütüyle yaptıkları işbirliğini bitirmeleri gerektiğini sürekli hatırlatıyoruz” ifadesi öne çıkıyor. Bu, Türkiye’nin ABD üzerindeki diplomatik baskısını artırarak, bölgedeki askeri varlık ve operasyon politikasının yeniden değerlendirilmesine neden oluyor.
  • ABD’nin Çekilme Kararı: Türkiye’nin diplomatik hamleleri ve stratejik hesaplamaları doğrultusunda, bazı kaynaklar ABD’nin Suriye’deki varlığını kademeli olarak azaltmaya başladığını bildiriyor. Bu durum, bölgedeki askerî ve siyasi denge üzerinde önemli etkiler yaratabilir.

Bölgesel Çekilmenin Sonuçları

ABD’nin bölgeden çekilmesinin, Türkiye açısından iki yönlü sonuçları bulunuyor:

  • Avantaj Sağlama: Türkiye, ABD’nin geri çekilmesiyle, Suriye’deki operasyonel alanını genişleterek, bölgede daha belirgin bir liderlik rolü üstlenme imkânı elde ediyor.
  • Risk ve Belirsizlik: Ancak, ABD’nin varlığının azalması, bölgedeki istikrarı olumsuz yönde etkileyebilecek boşlukların oluşmasına da neden olabilir. Bu durumda, Rusya, İran veya yerel terör unsurları bölgedeki güç dengelerini yeniden şekillendirebilir.

Bölgedeki Jeopolitik Dinamikler ve Siyasi Yansımalar

Yeni Güç Dengeleri

Türkiye’nin Suriye’de askerî görevlerini artırması ve ABD’nin çekilme süreci, Orta Doğu’da yeni jeopolitik dinamiklerin ortaya çıkmasına yol açıyor. Bu durum;

  • Bölgesel İttifaklar: Türkiye, Suriye’deki yerel aktörler ve muhalif gruplarla işbirliğini pekiştirirken, aynı zamanda NATO üyesi olarak Batı ile de stratejik temasta kalmayı hedefliyor.
  • Rakip Unsurların Etkisi: ABD’nin çekilmesi, bölgedeki diğer güçlerin – özellikle Rusya ve İran’ın – nüfuzunu artırma riskini de beraberinde getiriyor. Bu güçlerin, Suriye’deki yeni yönetim ve yerel halkla olan ilişkileri, ilerleyen dönemde bölgesel istikrar açısından belirleyici olacaktır.

Güvenlik Stratejilerinde Değişim

Türk askeri operasyonlarının genişlemesi, Suriye’deki güvenlik stratejilerinde köklü bir değişim sinyali veriyor. Bu kapsamda;

  • Proaktif Müdahale: TSK, olası saldırı girişimlerine karşı, sadece savunma değil, aynı zamanda proaktif müdahale stratejileri geliştiriyor.
  • Lojistik ve İstihbarat: Yeni operasyonlar için gereken lojistik destek ve istihbarat faaliyetlerinin artırılması, bölgedeki hızlı ve etkili müdahale kapasitesinin güçlendirilmesine katkı sağlayacak.

Gelecek Beklentileri ve Sonuç

Türkiye’nin Suriye’de askerî görevlerini artırması ve ABD’nin bölgeden çekilmesi süreci, Orta Doğu’da uzun vadeli stratejik dengeleri yeniden şekillendirecek önemli gelişmeler olarak öne çıkıyor. Bu süreçte;

  • Türkiye’nin Liderliği: Türkiye, bölgedeki varlığını güçlendirerek, terör unsurlarının etkisini azaltmak ve bölgesel istikrarı sağlamak adına daha etkin bir rol üstlenecek.
  • ABD Politikalarında Değişim: ABD’nin bölgeden çekilmesi, Washington’un Orta Doğu stratejisinde yeniden yönelim arayışına girmesine yol açabilir. Bu durum, ABD ile Türkiye arasındaki stratejik işbirliğini ve karşılıklı görüşmeleri yeniden gündeme taşıyabilir.
  • Bölgesel İstikrar ve Riskler: ABD’nin çekilmesiyle oluşabilecek güç boşlukları, bölgedeki rakip aktörlerin nüfuzunu artırma riskini barındırıyor. Ancak Türkiye’nin ve diğer bölge aktörlerinin koordineli çalışması, bu risklerin minimize edilmesine yardımcı olabilir.

Sonuç

Türk askerinin Suriye’de görevlerinin artırılması ve ABD’nin Türkiye’nin baskısıyla bölgeden çekilmesi, Orta Doğu’daki jeopolitik dengelerin yeniden şekillenmesinde önemli rol oynayacak gelişmeler arasında yer alıyor. Türkiye, hem askeri hem de diplomatik arenada gösterdiği kararlı tutumla, bölgedeki istikrarın sağlanması ve terör unsurlarının etkisinin azaltılması için yeni operasyonel stratejiler geliştiriyor. ABD’nin stratejik geri çekilme hamlesi ise, Türkiye’nin bölgedeki liderlik rolünü pekiştirme imkânı sunarken, aynı zamanda yeni risk ve belirsizlikleri de beraberinde getiriyor.

Önümüzdeki dönemde, Türkiye’nin Suriye’deki operasyonlarının ve ABD’nin çekilme sürecinin, bölgedeki tüm aktörler arasında nasıl bir etkileşim yaratacağını yakından izlemek büyük önem taşıyor. Bu gelişmeler, hem Türkiye’nin ulusal güvenliği hem de Orta Doğu’daki uzun vadeli istikrar için belirleyici olacaktır.

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Gündem

TBMM’den Öğrenci Affına Onay: Üniversiteyle İlişiği Kesilenlere Geri Dönüş Yolu Açıldı

Yayımlandı

üzerinde

FatihDoğanMedya – Hızlı, Tarafsız, Güvenilir Haber

TBMM’den Öğrenci Affına Onay: Üniversiteyle İlişiği Kesilenlere Geri Dönüş Yolu Açıldı

Tarih: 30 Temmuz 2026
Saat: 23:20
 Okuma Süresi: 3 dakika

ANKA

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda, üniversitelerden ilişiği kesilen öğrencilere yeniden eğitim hakkı tanıyan “öğrenci affı” düzenlemesi kabul edildi. Yükseköğretim Kanunu’nda değişiklik öngören teklifin 15’inci maddesi, yoğun tartışmaların ardından Meclis’ten geçti. Peki bu düzenleme kimleri kapsıyor, hangi eleştiriler gündeme geldi? İşte detaylar…

Düzenleme Kimleri Kapsıyor?

Kabul edilen maddeyle birlikte, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’na geçici bir madde ekleniyor. Buna göre:

· Yükseköğretim kurumlarında öğrenim görmekteyken ilişiği kesilenler,
· Kayıt hakkı kazandığı halde çeşitli nedenlerle kayıt yaptıramayan öğrenciler,

yükseköğrenimlerine devam etme hakkına kavuşacak.

Ayrıca, daha önce farklı bir öğrenim düzeyinde (ön lisans, lisans, yüksek lisans veya doktora) bu kapsamda haklardan yararlanmış olmak, başka bir düzeyde aynı maddeden faydalanmaya engel teşkil etmeyecek.

Komisyon Sürecine Eleştiriler: “Sadece YÖK Vardı”

Teklifin görüşmeleri sırasında muhalefetten düzenlemeye yönelik sert eleştiriler geldi. Yeni Yol Grubu adına söz alan Hatay Milletvekili Necmettin Çalışkan, öğrenci affının aylardır beklendiğini ancak sürecin aceleye getirildiğini belirtti.

Çalışkan, komisyon görüşmelerinin kesintisiz şekilde bir gecede tamamlandığını hatırlatarak şu eleştirileri sıraladı:

“Komisyon kesintisiz, bir gece sabaha kadar görüştü, on beş saatlik müzakere sonucunda bir yasa çıktı. Kanunun hazırlanma sürecinde sendikalar, sivil toplum örgütleri, alanında uzmanlar yok. Kim var? Sadece YÖK var; o da zaten taraf.”

Çalışkan, yasanın yürürlüğe girmesinin ardından çok az sayıda öğrenci dışında kimsenin memnun olmayacağını savundu.

“Üniversiteler İşsiz Üreten Fabrika Haline Geldi”

Eğitim politikalarına yönelik eleştirilerini sürdüren Çalışkan, 12 yıllık zorunlu eğitimin mesleki eğitime zarar verdiğini öne sürdü. 28 Şubat sürecinde eğitimin 8 yıla çıkarıldığını hatırlatan Çalışkan, mevcut uygulamayı “28 Şubat’a level atlattınız” sözleriyle eleştirdi.

İstihdam sorununa da dikkat çeken Çalışkan, bazı fakültelerin mezunlarına iş olanağı sağlayamadığını belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Üniversiteler artık işsiz üreten fabrika haline geldi. Yapacağınız iş, eğer bir fakültenin mezunu bir yere atanamayacaksa kapatın, boşuna almayın, insanların duygusunu sömürüyorsunuz.”

“İltisak ve İrtibat” Tartışması

DEM Parti İstanbul Milletvekili Kezban Konukçu ise madde metninde yer alan “terör örgütlerine iltisakı yahut bunlarla irtibatı” ifadesinin hukuki belirsizlik yarattığını savundu.

Konukçu, bu kavramların geçmişte çok sayıda öğrenci açısından hak kayıplarına yol açtığını belirterek şunları söyledi:

“İltisak ve irtibat kavramları üzerinden pek çok sosyalist, devrimci ve muhalif öğrencinin eğitim hakkı göz göre göre gasbedilmiştir.”

Ayrıca, yakın geçmişte özellikle olağanüstü hal döneminde çok sayıda öğrenci hakkında kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunmaksızın idari işlemler tesis edildiğini hatırlatan Konukçu, bu durumun eğitim hakkı üzerinde kalıcı sonuçlar doğurduğunu ifade etti.

Madde Oylanarak Kabul Edildi

Verilen önergelerin reddedilmesinin ardından 15’inci madde oylanarak kabul edildi. Böylece üniversiteyle ilişiği kesilen veya kayıt yaptıramayan öğrencilere yükseköğrenimlerine devam etme hakkı tanıyan düzenleme resmiyet kazandı.

Okumaya Devam Et

Gündem

İçerik Başlığı: AHBAP Soruşturmasında 7 Kişi Tutuklandı! İşte Hüseyin Başaran’ın O İfadesi

Yayımlandı

üzerinde

FatihDoğanMedya – Hızlı, Tarafsız, Güvenilir Haber

İçerik Başlığı: AHBAP Soruşturmasında 7 Kişi Tutuklandı! İşte Hüseyin Başaran’ın O İfadesi

Tarih: 30 Temmuz 2026
Saat: 14:30
Okuma Süresi: 4 dakika

FatihDoğanMedya 


AHBAP Derneği’ne yönelik yürütülen ‘Ahbaplar Suç Örgütü’ soruşturmasında flaş bir gelişme yaşandı. 4’üncü dalga operasyon kapsamında gözaltına alınan 13 şüpheliden aralarında ünlü iş insanı Hüseyin Başaran’ın da bulunduğu 7 kişi tutuklandı. Başaran’ın savcılıkta verdiği ifade ise soruşturmanın boyutlarını gözler önüne serdi.

Soruşturmanın 4’üncü Dalgası: 13 Gözaltı, 7 Tutuklama

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma kapsamında İstanbul Emniyet Müdürlüğü ekipleri, 27 Temmuz Pazartesi sabahı 4’üncü dalga operasyonu gerçekleştirdi. Operasyonda 13 şüpheli gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen 12 şüpheliden 7’si tutuklanırken, 6 kişi hakkında adli kontrol tedbiri uygulandı.

Tutuklanan isimler şöyle: Hüseyin Başaran, Ayhan Çevik, Murat Yaren, Nejdet Kuy, Emin Arat, Muhammed Ali Yılmaz ve Deniz Şimşek.

Soruşturmanın 4 Ana Ayağı

Savcılık tarafından yürütülen soruşturmada 4 ana başlık altında inceleme yapıldığı ortaya çıktı:

· Konut ve Konteyner Alımları: Derneğin 2023 yılında konut yapımı için anlaşma sağladığı ve bağışlardan önemli miktarda para aktardığı halde taahhüt edilen konutların tamamlanmadığı iddia edilen şirket yetkilileri hakkında işlem başlatıldı.
· Şüpheli Taşınmaz Devirleri: Bazı kişi ve şirketler tarafından Yeliz Kaya’ya çok sayıda taşınmaz devredildiği tespit edildi.
· Dernek Çekleri: Dernek tarafından düzenlenen bazı çeklerin dolaşımı ve tahsil süreçleri inceleniyor.
· Haluk Levent ile Mali İlişkiler: Haluk Levent ile arasındaki mali ve ticari ilişkinin şüpheli nitelikte olduğu değerlendirilen Ali D. hakkında işlem başlatıldı.

Hüseyin Başaran’ın Savcılık İfadesi Ortaya Çıktı

Soruşturmanın en dikkat çeken ismi olan Başaran Holding’in sahibi Hüseyin Başaran’ın savcılık ifadesi, yaşananları tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi.

Haluk Levent ile Tanışma

Başaran ifadesinde Haluk Levent ile 4 sene önce Trabzon’da bir otelin lobisinde tanıştığını, ardından 4 sene boyunca kendisini görmediğini belirtti. 4 sene sonra bir mekanda karşılaştıklarında Levent’in kendisine daire satın almak istediğini söylediğini aktardı.

‘Uluslararası Fonlar’ İddiası

Levent’in kendisine toplu daire alımları yaptığını ve bu daireleri uluslararası yardım fonlarından gelen paralarla satın aldığını söylediğini iddia eden Başaran, Levent’in kendisine Yeliz Kaya’yı yurt dışındaki fonların temsilcisi olarak tanıttığını ve dairelerin onun üzerine tescil edilmesi gerektiğini söylediğini kaydetti.

‘Kızımın Adını Kullanarak Duygusal İstismar’

Başaran ifadesinin en çarpıcı bölümünde şu ifadeleri kullandı: *“Kızımın adını kullanarak sürekli duygusal bir istismar süreci yürüttü. Neredeyse her gün evime geliyordu. Bu şekilde peyderpey 21 daire ve 1 fabrika devrettik. Bunlara dair sözleşmeleri sunduk. Bunlar karşılığında hep şahsi senetlerini verdi. Bize verdiği senetlerden Ahbap Derneği’nin kefil olduğu senet yoktur.”

‘Taşınmazların Esin Önder Çağlayan’a Devredileceğini Bilmiyordum’

Başaran, 22 taşınmazın Esin Önder Çağlayan’a devredileceğinden haberinin olmadığını belirterek, taşınmazlar üzerinde şu anda ciddi ipotekler bulunduğunu ve Globus ile Kanat şirketlerinin bu taşınmazlar üzerine ipotek tesis ederek kredi çektiğini öne sürdü.

Başaran ayrıca devrettikleri taşınmazların parasını alamadıklarını, Levent’in kendisine Amerika’da bir iş insanından bahsederek tekne satabileceğini söylediğini ancak bu işin de sonuçsuz kaldığını ifade etti.

Soruşturma Derinleşiyor

AHBAP Derneği’ne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında daha önce Haluk Levent ve 13 kişi daha tutuklanmıştı. Yeni dalga operasyonla birlikte soruşturmanın kapsamı giderek genişliyor. Derneğin mali yapısı, bağışların kullanımı ve şüpheli taşınmaz devirleri mercek altına alınırken, önümüzdeki günlerde yeni gözaltı ve tutuklamaların yaşanması bekleniyor.

Ahbap Soruşturması’nda Yeni Dalga: Hüseyin Başaran Dahil 7 Kişi Tutuklama Talebiyle Hakimlikte

 

Okumaya Devam Et

Gündem

PKK’dan çerçeve yasa açıklaması: “Esas yaklaşımı yasayı gördükten sonra ortaya koyacağız”

Yayımlandı

üzerinde

FatihDoğanMedya – Hızlı, Tarafsız, Güvenilir Haber

PKK’dan çerçeve yasa açıklaması: “Esas yaklaşımı yasayı gördükten sonra ortaya koyacağız”

Tarih: 30 Temmuz 2026 | Saat: 22:15 | Okuma Süresi: 3 dakika

Kaynak: Anka Haber Ajansı / Ahmet Ün (Diyarbakır)

PKK’dan çerçeve yasaya ilişkin ilk açıklama: “Barış dilde başlar”

Terör örgütü PKK, İmralı’da bulunan Abdullah Öcalan’ın talimatıyla fesih kararını açıklamasının ardından, önümüzdeki hafta Meclis’ten geçmesi beklenen çerçeve yasaya dair dikkat çeken bir açıklama yaptı. Örgüt, yasanın içeriğini görmeden nihai tutumlarını belirlemeyeceklerini duyurdu.

Açıklamada, “Türkiye halklarının geleceğini ilgilendiren kök yasayla ilgili tartışmalar çeşitli biçimde sürmekte ve kamuoyuna yansımaktadır. Yapılan tartışmalar ve açık kaynaklardan yansıyanlara baktığımızda bu yasaya ne kadar ciddi yaklaşılıyor konusunda kuşkular oluşmaktadır” ifadeleri yer aldı.

Öcalan’ın 20 Temmuz tarihli görüşmesine atıf

PKK, açıklamasında Abdullah Öcalan’ın 20 Temmuz tarihli görüşmede çıkacak yasaya ilişkin görüşlerine de yer verdi. Örgüt, Öcalan’ın yasanın “basit, dar ve geleceğe hizmet etmeyen biçimde olmaması” gerektiğini vurguladığını aktardı.

Açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

“Bu yasanın Kürt halkıyla Türk devleti arasındaki yüz yıllık kopukluğu gidermede önemli bir adım olması beklenmektedir. Dolayısıyla barışı hedefleyen bir yasa özelliği taşıması önemli olmaktadır. Dünyanın her yerinde olduğu gibi barış en başta da dilde başlar.”

“Terör örgütü” tanımlamasına itiraz

Örgüt açıklamasının en dikkat çeken bölümlerinden birinde, kendileri için hâlâ “terör” ve “terör örgütü” kavramlarının kullanılmasına itiraz etti. PKK, fesih kararı sonrası bu tanımlamaların süreci sorunlu hale getireceğini savundu.

“Daha baştan hassasiyetlere dikkat etmemektir. Özcesi dil, tanımlama ve içeriğin amaca uygun olması sürecin ilerlemesi için çok önemlidir” denildi.

Öcalan’ın rolü vurgusu: “Devreye girmeden mümkün değil”

PKK açıklamasında, Abdullah Öcalan’ın süreçteki rolünün netleştirilmesi gerektiğini ısrarla vurguladı. “Abdullah Öcalan devreye girmeden ve bizzat bu süreci yönetmeden alınan kararların ve çıkan yasanın gereklerini yerine getirmek mümkün değildir” ifadeleri kullanıldı.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin daha önce dile getirdiği “Öcalan’ın barış ve siyasallaşma koordinatörü olması” görüşüne de atıfta bulunulan açıklamada, İmralı’da yapılan tartışmalarda bu konunun kabul edildiği iddia edildi.

“Muhatap ve baş müzakereci olan Abdullah Öcalan’ın konumunun netleştirilmesi önemli olmaktadır” denilerek, Öcalan’ın statüsünün yasada dikkate alınmaması durumunda yasanın pratikte uygulanmasının zorlaşacağı öne sürüldü.

“Esas tutumumuzu yasayı gördükten sonra ortaya koyacağız”

PKK, çerçeve yasaya ilişkin nihai değerlendirmesini henüz yapmadığını belirterek, “Daha önce de defalarca belirttiğimiz gibi esas yaklaşım ve tutumumuzu yasayı gördükten sonra ortaya koyacağız. Kuşkusuz yasa olumlu olduğunda teşvik edici olacağız ve üzerimize düşeni yapacağız” ifadelerini kullandı.

Örgüt ayrıca, barış sürecinin sadece silahsızlanmaya indirgenmemesi gerektiğini savunarak, “Kök ya da çerçeve yasadan söz etmek bu yasadan sonra başka yasaların çıkacağı ve adımların atılacağını kabul etmektir” görüşünü dile getirdi.

Gözler Meclis’te

PKK’nın bu açıklaması, önümüzdeki hafta Meclis gündemine gelmesi beklenen çerçeve yasa tartışmaları öncesinde önemli bir mesaj olarak değerlendiriliyor. Örgütün yasayı gördükten sonraki tutumunun nasıl şekilleneceği ve sürecin nasıl ilerleyeceği ise merak konusu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar