Daha fazla hava durumu tahmini: 15 günlük hava durumu İstanbul
Bizimle İletişimde Kalın

Gündem

Mağarada yakılan cesedi 10 yıl sonra bulunmuştu: Gülizar Bingöl dosyasında yeni ayrıntılar

Yayımlandı

üzerinde

Mağarada yakılan cesedi 10 yıl sonra bulunmuştu: Gülizar Bingöl dosyasında yeni ayrıntılar

Tarih: 28 Ekim 2025
Saat: 14:00 (Europe/Istanbul)
Okuma süresi: 4 dakika

Diyarbakır’ın Çermik ilçesinde 2015’te bir mağarada yakılmış halde bulunan ve kimliği tespit edilemediği için kimsesizler mezarlığına defnedilen cesedin, yeniden inceleme sonucu 10 yıl sonra kayıp başvurusu bulunan 3 çocuk annesi Gülizar Bingöl (27) olduğu belirlendi. Yeniden açılan soruşturmada gözaltına alınan ve tutuklanan şüpheli Mehmet Biroğlu ile ilgili HTS / daraltılmış baz analizleri ve adli incelemelerde “olay yerini tekrar ziyaret” bulguları ortaya çıktı.


Olayın kısa kronolojisi

  • 9 Ağustos 2015: Petekkaya Mahallesi, Alacakaya Mermer Ocağı mevkisinde bir mağarada yakılmış kadın cesedi bulundu; kimliği tespit edilemedi ve kimsesizler mezarlığına gömüldü.

  • 2015–2025: Dosya kapalı kaldı; mağarada bulunan kişinin kimliği bilinmiyordu.

  • 2025 (yeniden inceleme): Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatıyla JASAT ve ilgili birimler dosyayı yeniden açtı; kemik ve delil analizleri, yeniden yüzlendirme ve DNA çalışmaları sonucunda cesedin Gülizar Bingöl’e ait olduğu tespit edildi; akrabası olduğu belirtilen şüpheli gözaltına alındı ve tutuklandı.


Yeni ayrıntılar — HTS ve baz analizleri

Soruşturmadaki en çarpıcı bulgulardan biri, şüpheli Mehmet Biroğlu‘na ait olduğu iddia edilen cep telefonunun daraltılmış baz (HTS) verileri oldu. Rapora göre Biroğlu’nun telefonu 2015 yazında bölgeye gelip gittiği; özellikle cesedin bulunduğu bölgeye olaydan yaklaşık 4–5 ay sonra en az 7 kez baz verdiği saptandı. Bu veriler, soruşturmayı yürütürken hazırlanan bilirkişi raporlarında ayrıntılı olarak yer aldı.

Ayrıca yeniden yüzlendirme ve Adli Tıp / Kriminal laboratuvar incelemeleri; mezardan alınan örneklerle yapılan DNA karşılaştırmaları, kimlik tespitinde önemli rol oynadı. Bu teknik çalışmalar, 10 yıl önce “kimliği belirlenemeyen” cesedin artık belirlenmesini sağladı.

Reklam

Şüphelinin ifadesi ve soruşturmanın sonraki adımları

Gözaltına alınan ve çıkarıldığı mahkemece tutuklanan şüpheli Biroğlu, jandarma ve savcılıktaki ifadelerinde bazı iddialarda bulundu; basında yer alan röportaj/muhabir aktarımlarına göre şüpheli, maktulün kalp rahatsızlığı olduğunu ve ailesinin bilgisi dahilinde birkaç kez hastaneye götürdüğünü belirttiğini söylemiş; ancak HTS verileri ve adli bulgular soruşturmacılar tarafından delil olarak değerlendirildi. (Şüphelinin beyanı haber kaynaklarında yer almaktadır.

Soruşturmanın ilerleyen aşamalarında savcılık yönünden delil değerlendirmesi, otopsi raporları ve adli tıp sonuçlarının ayrıntılı şekilde iddianameye yansıtılması bekleniyor. Mahkeme sürecinde HTS raporları, DNA eşleşmeleri ve yeniden yüzlendirme bulguları kilit deliller olacak.


Neden 10 yıl sonra aydınlandı?

Dosyanın yeniden açılması, Cumhuriyet Başsavcılığı’nın “kayıp şahıslar ve kadın cinayetlerine ilişkin eski dosyaların yeniden incelenmesi” talimatı doğrultusunda gerçekleşti. Jandarma Suç Araştırma Timi (JASAT) ile kriminal ekiplerin modern adli yöntemleri (yeniden yüzlendirme, DNA analizi, daraltılmış baz analizleri) kullanması, 10 yıllık gizemi çözmede belirleyici oldu.


Uzman görüşü (kısa)

Adli bilişim ve HTS analizleri, özellikle zaman içinde elde edilen veri kayıtları ve yeni teknikler sayesinde eski vakalarda kimlik tespitinde sıklıkla belirleyici oluyor. Bu tür yeniden incelemeler, kapatılmış veya çözülememiş dosyaların tekrar aydınlatılmasına olanak sağlıyor.

Reklam

Haber notları — En önemli maddeler

  • Mağarada yakılmış ceset 9 Ağustos 2015’te bulundu.

  • Cesedin Gülizar Bingöl (27, 3 çocuk annesi) olduğu yeniden incelemeyle tespit edildi.

  • Şüpheli Mehmet Biroğlu hakkında HTS verileri, mağara çevresine 7 kez gidildiğini gösterdi; şüpheli tutuklandı

Okumaya Devam Et
Reklam
Yorum yapmak için tıklayın

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Gündem

500 Gram Doğan Doruk Bebek, 5 Aylık Yaşam Mücadelesini Kazandı

Yayımlandı

üzerinde

500 Gram Doğan Doruk Bebek, 5 Aylık Yaşam Mücadelesini Kazandı

Haberin Yayın Tarihi: 14 Ağustos 2026
Haberin Saati: 11:54
Okuma Süresi: 4 dakika

DHA 

İstanbul’da 23 haftalıkken yalnızca 500 gram ağırlığında dünyaya gelen Doruk bebek, yoğun bakımda geçen 5 aylık zorlu tedavinin ardından sağlığına kavuşarak taburcu edildi. Minik bebek, doğumunun ardından 470 grama kadar düşen kilosunu 2 kilo 900 grama çıkarmayı başardı.

Gece Gelen Sancıyla Başlayan Zorlu Süreç

İstanbul’da yaşayan 34 yaşındaki sağlık çalışanı Burcu Yıldız’ın hamileliği, 23. haftasında beklenmedik bir şekilde sona erdi. Bir gece şiddetli ağrı şikayetiyle İstinye Üniversitesi Liv Hospital Bahçeşehir’e başvuran anne adayı, bebeğinin doğum kanalına girdiğini öğrendi. Yenidoğan Uzmanı Prof. Dr. Nihat Demir ve ekibi tarafından acil olarak doğuma alınan Burcu Yıldız, o anları şöyle anlattı:

Reklam

“Hamileliğim gayet normal şekilde ilerlerken detaylı ultrasona gideceğimiz günün öncesinde sancım oldu. Ama ben bunu doğum sancısı olarak görmedim, normal bir ağrı sandım. Meğerse çok şiddetli bir ağrıymış; ama herhalde ağrı eşiğimin yüksekliğinden dolayı az hissetmişim. Ertesi gün ultrasona gittiğimde bebeğin kanalda olduğunu öğrendik.”

Doğumdan Sonra 3 Ay Entübe Kaldı

Doruk adı verilen bebek, doğumun hemen ardından entübe edilerek yenidoğan yoğun bakım ünitesine alındı. Yaklaşık 500 gram olan minik bebek, fizyolojik kilo kaybıyla 470 grama kadar düştü. Tam 3 ay boyunca mekanik ventilasyona bağlı kalan Doruk’a akciğer gelişimi için surfaktan tedavisi uygulandı, beslenmesi ise damar yoluyla sağlandı.

Anne Burcu Yıldız, o zorlu günlerde umutlarını kaybettiklerini itiraf etti:

“Doğduktan sonra biz onun yaşama ihtimalinin çok düşük olduğunu bildiğimiz için ilk 3 ay geleceğe dair hiçbir umut beslemedik. Oğlum Doruk’u entübe süreci bittikten 3 ay sonra kucağımıza aldık. O an çok mutluydum, çok güzel geçti.”

23 Haftalık Bebeklerde Yaşam Şansı Yüzde 45

Doruk’un doğumu, tıp dünyasında kritik bir eşik olan 23. haftada gerçekleşti. Prof. Dr. Nihat Demir, bu gebelik haftasındaki bebeklerin yaşam şansına ilişkin şu bilgileri paylaştı:

Reklam

“28 haftanın altında doğan bebeklerde doğum haftası küçüldükçe hayatta kalma şansları azalıyor. 23 haftalık bebeklerde genellikle yaşam şansı yüzde 45 civarında. Yani yaklaşık yüzde 45’i hayata tutunabiliyor.”

Normal Doğum Beyin Kanaması Riskini Artırdı

Doruk’un doğumunun normal yolla gerçekleşmesi, beyin kanaması riskini önemli ölçüde artırdı. Prof. Dr. Demir, bu konudaki endişelerini şöyle dile getirdi:

“23 haftalık bebeklerde en çok korktuğumuz durumlardan biri beyin kanamasıdır. Doruk normal doğumla doğduğu için beyin kanaması riski çok yüksekti. Normalde sezaryen doğumla dünyaya gelmesini teşvik ederiz ki bu risk minimalize olsun.”

Neyse ki Doruk’ta gelişen beyin kanaması evre 1 ve evre 2 düzeyinde hafif kaldı. Prof. Dr. Demir, “Doruk, beyin kanaması konusunda hiç etkilenmemiş gibi görünüyor. Bu minimal düzeyde kalması bizi şaşırtan ve sevindiren bir durum” dedi.

Reklam

5 Ayda 2 Kilo 900 Grama Ulaştı

Zorlu yoğun bakım sürecinin ardından Doruk’un gelişimi hız kazandı. 4. ayda 2 kilo 400 grama, 5. ayda ise 2 kilo 900 grama ulaşan minik bebeğin oksijen ihtiyacı da tamamen ortadan kalktı. Sağlık ekibinin takibinin ardından taburcu edilen Doruk, ailesine kavuştu.

2 Yaşına Kadar Multidisipliner Takip Sürecek

Doruk’un taburculuk sonrası takibi de titizlikle sürdürülecek. Prof. Dr. Demir, önümüzdeki süreci şöyle anlattı:

“Doruk’u yaklaşık 2 yaşına kadar akranlarıyla karşılaştırmayacağız. Sadece kendi içinde, düzeltilmiş yaş dediğimiz bir tabloyla takip edeceğiz. Göz, fiziksel, nörolojik ve kardiyolojik gelişimleri multidisipliner bir şekilde izlenecek.”

Reklam

Doruk’tan Herkese Umut Olan Hikâye

Minik Doruk’un hayata tutunma mücadelesi, prematüre bebek aileleri için büyük bir umut kaynağı oldu. Anne Burcu Yıldız, yaşadıkları duyguları şu sözlerle özetledi:

“En büyük destekçim tabii ki eşim ve ailem oldu. Hepsine çok teşekkür ediyorum. Doruk’la çok sağlıklı bir şekilde, onun sağlığının elverdiği sürece her şeyi beraber yapmak istiyoruz.”

Prof. Dr. Nihat Demir ise Doruk’un tedavi sürecinde yaşadıkları duyguları paylaşarak, “Doruk, doruklara hep bakarak yükseldi. Hep bize pozitif enerji verdi” dedi.

Reklam
Okumaya Devam Et

Gündem

Derin Dondurucudaki Vahşet: Hüseyin Okumuşoğlu Dosyası Yeniden Açıldı, 16 Şüpheli Gözaltında

Yayımlandı

üzerinde

Derin Dondurucudaki Vahşet: Hüseyin Okumuşoğlu Dosyası Yeniden Açıldı, 16 Şüpheli Gözaltında

Tarih: 14 Ağustos 2026
Saat: 11:37
Okuma Süresi: 3 dakika

FatihDoğanMedya Haber Merkezi 

Kırıkkale’de 2025 yılının Mayıs ayında bir evin derin dondurucusunda parçalanmış halde bulunan Hüseyin Okumuşoğlu’na ait ceset, aradan geçen sürenin ardından adalet teşkilatının kararlılığıyla yeniden gündeme geldi. Adalet Bakanlığı Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı’nın koordinasyonunda yürütülen kapsamlı soruşturma kapsamında, olayla bağlantılı olduğu değerlendirilen 16 şüpheli sabah saatlerinde düzenlenen eş zamanlı operasyonlarla gözaltına alındı.

16 Mayıs 2025: Korkunç Manzara

Korkunç olay, 16 Mayıs 2025 günü ortaya çıkmıştı. Kırıkkale’de evi bulunan ev sahibi C.Ç., kiracısı M.V.’den kira ücretini alamayınca kiracısını aradı. Telefona çıkan M.V.’nin kızı, annesinin 3 Mayıs’ta vefat ettiğini söyledi. Bunun üzerine il dışından Kırıkkale’ye gelen ev sahibi, çilingir yardımıyla dairenin kapısını açtırdı. İçeri girdiğinde karşılaştığı manzara ise dehşet vericiydi: Buzdolabı ve derin dondurucuda parçalanmış bir ceset bulunmuştu.

Reklam

2014’ten Beri Kayıp

Ekiplerin yaptığı incelemede, bir erkek cesedinin parçalanarak çöp poşetleri içinde dolaplara yerleştirildiği belirlendi. Evde satır ele geçirildi. Kırıkkale Adli Tıp Kurumu’ndaki otopsinin ardından cesedin kimliği netleşti: 2014 yılında kayıp ilanı verilen ve bir daha kendisinden haber alınamayan Hüseyin Okumuşoğlu’na aitti.

Faili Meçhul Masası Devreye Girdi

Adalet Bakanı Akın Gürlek, dosyanın yeniden açılarak soruşturmanın derinleştirildiğini açıkladı. Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı tarafından yapılan çalışmalar kapsamında, soruşturmada 98 kişinin ifadesine başvuruldu. Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde Kırıkkale İl Emniyet Müdürlüğü ile yürütülen çalışmalarda, 112 farklı kurum ve kuruluşla yazışma gerçekleştirildi.

Eş Zamanlı Operasyon: 16 Gözaltı

Teknik incelemeler, iletişim kayıtları ve elde edilen yeni bulgular doğrultusunda olayla bağlantılı olduğu değerlendirilen 17 şüpheli belirlendi. Olay tarihinden yaklaşık 12 yıl sonra, bugün sabah saatlerinde Kırıkkale İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesi tarafından çok sayıda polisin katılımıyla Kırıkkale, Ankara ve Aydın’da gerçekleştirilen eş zamanlı operasyonlarda 16 şüpheli gözaltına alındı. Soruşturmanın tüm yönleriyle ve en ince ayrıntısına kadar değerlendirilmek suretiyle büyük bir titizlik ve hassasiyet içerisinde sürdürüldüğü belirtildi.

Bakan Gürlek’ten Kararlılık Mesajı

Bakan Gürlek, soruşturmaya ilişkin yaptığı açıklamada kararlılık mesajı verdi: “Aradan kaç yıl geçerse geçsin, ortaya çıkan her yeni delilin, ulaşılan her yeni izin peşinden gitmeye; faillerin tespit edilerek yargı önünde hesap vermesi için gereken bütün çalışmaları kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz.”

Reklam
Okumaya Devam Et

Gündem

Giresun’da Sel Felaketi: Dayı ve Yeğen Sulara Kapıldı, 2 Kişi Kayıp

Yayımlandı

üzerinde

Giresun’da Sel Felaketi: Dayı ve Yeğen Sulara Kapıldı, 2 Kişi Kayıp

Haberin Tarihi: 14 Ağustos 2026
Haberin Saati: 11.22 
Okuma Süresi: 3 Dakika

İHA 

Giresun’un Keşap ilçesinde dün etkili olan şiddetli sağanak ve sel felaketi hayatı felç etti. Karabulduk beldesinde araçlarıyla seyir halindeyken derenin taşması sonucu sel sularına kapılan dayı ile yeğeninden haber alınamıyor. AFAD, AKUT ve İHH ekipleri, bölgede geniş çaplı arama çalışması başlattı.

Karadeniz’in kaderiyle yüzleştiği o anlardan biri daha yaşandı Giresun’da. Dün öğle saatlerinden itibaren etkisini gösteren gök gürültülü sağanak, kenti adeta teslim aldı. Yağışların en şiddetli vurduğu noktalardan biri ise Keşap ilçesine bağlı Karabulduk beldesi oldu. Derelerin coşmasıyla birlikte yollar göle dönerken, Keşap-Karabulduk beldesi yolunda seyir halindeki bir araç, sel sularına kapıldı.

Reklam

Edinilen bilgilere göre; araçta bulunan Ahmet Yılmaz (50), Mehmet Akkaya (45) ve Muhammed Abdullah Hakkıoğlu (16) isimli üç kişi, dere yatağının aniden taşması sonucu suların ortasında kaldı. Ahmet Yılmaz, kendi imkanlarıyla araçtan çıkarak canını kurtarırken, bilgisayar öğretmeni olduğu öğrenilen Mehmet Akkaya ile yeğeni Muhammed Abdullah Hakkıoğlu sulara kapılarak gözden kayboldu.

Olayın hemen ardından bölgeye sevk edilen AFAD, AKUT ve İHH ekipleri, iş makineleri eşliğinde Karadere köyü mevkiinde arama çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Ekiplerin yoğun çabasına rağmen, sel sularına kapılan araç hurda yığınına dönerken, iki kişiye ulaşılamadı.

Valilikten Son Durum Açıklaması

Giresun Valiliği, yaşanan felaketin ardından kapsamlı bir açıklama yayımladı. Valilik açıklamasında, dün öğle saatlerinden sonra başlayan sağanakların il genelinde 13 ilçede etkili olduğu ve toplamda 162 ihbar alındığı belirtildi. Açıklamada ayrıca, Keşap-Karabulduk il yolunda sel nedeniyle oluşan tahribatın giderilmesi için yol açma çalışmalarının sürdüğü, trafik akışının ise kontrollü olarak sağlandığı ifade edildi.

Yetkililer, bölgede 783 personel ve 332 araç ile çalışmaların devam ettiğini vurgularken, Tirebolu ve Espiye ilçelerinde iki köyde enerji kesintisi yaşandığını da aktardı. AFAD Başkanlığı’ndan su üstü arama ve dalgıç ekipleri talep edilirken, çalışmaların güvenli şekilde sürdürülebilmesi için tüm imkanların seferber edildiği kaydedildi.

Reklam

Seller Sadece Keşap’la Sınırlı Kalmadı

Giresun genelinde etkili olan şiddetli yağışlar, yalnızca Keşap ilçesinde değil; Espiye, Yağlıdere ve merkeze bağlı Duroğlu beldesinde de yaşamı olumsuz etkiledi. Derelerin taşmasıyla birlikte su seviyesi tehlikeli boyutlara ulaşırken, birçok yerleşim yerinde su baskınları meydana geldi. Yağışların sabaha karşı durmasıyla birlikte sular çekilirken, hasar tespit çalışmaları da başlatıldı. Vatandaşlar, maddi hasarın yanı sıra kayıp yakınlarının haberini bekliyor.

Giresun Sel Felaketi Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

1. Giresun’da selde kaç kişi kayıp?
Keşap ilçesinin Karabulduk beldesinde meydana gelen sel felaketinde 2 kişi kayıptır.

2. Kayıp kişiler kimlerdir?
Kayıp kişiler, bilgisayar öğretmeni Mehmet Akkaya (45) ve yeğeni Muhammed Abdullah Hakkıoğlu (16)’dur.

3. Arama çalışmaları devam ediyor mu?
Evet, AFAD, AKUT ve İHH ekipleri iş makineleri eşliğinde bölgede arama çalışmalarını sürdürmektedir.

Reklam
Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar