Daha fazla hava durumu tahmini: 15 günlük hava durumu İstanbul
Bizimle İletişimde Kalın

Sağlık

Diş ipi kullanımı dişleriniz için güvenli midir? İşte bilmeniz gerekenler

Yayımlandı

üzerinde

Diş fırçalamak gülümsemeyi güzelleştirebilir, ancak ağız sağlığı söz konusu olduğunda yapılması gereken daha çok şey vardır.

Dişler arasındaki küçük boşluklar, diş fırçalarının ulaşması zor olduğundan, yiyecek artıkları ve plak birikimi için uygun bir alan oluşturur. Kontrol altına alınmadığı takdirde, bu birikim çürüklere, diş eti hastalıklarına ve ağız sağlığı sorunlarına neden olabilir.

Dişler arasındaki yiyecek artıklarından kurtulmak için birçok kişi diş ipi kullanır. Diğer yandan, birçok kişi güvenli olmadığını düşündüğü için diş ipi kullanmaktan kaçınır. Diş hekimlerinin diş ipi kullanımı hakkında söylediklerini ve güvenli bir şekilde uygulamak için ipuçlarını burada çözümlüyoruz.

Diş ipi kullanımı, dişlerin arasını ve diş etlerini temizlemek için ince bir diş ipi parçası kullanma uygulamasıdır. Diş fırçasının ulaşamayacağı yiyecek artıklarını ve plakları temizlemeye yardımcı olur.

Ulusal Sağlık Enstitüsü (NIH) tarafından yapılan beş yıllık bir araştırma, düzenli olarak diş ipi kullanan yetişkinlerin, diş ipi kullanmayanlara kıyasla daha az çürük, daha az periodontal hastalık ve daha az diş kaybı yaşadığını ortaya koymuştur.

Dolayısıyla, NIH çalışmasına göre diş ipi kullanımı, yaşlı yetişkinlerde ağız sağlığının iyileşmesiyle ilişkilidir.

Basitçe söylemek gerekirse, diş ipi kullanımı etkili ağız sağlığının temel taşı olarak kabul edilir. Diş hekimleri, diş ipi kullanımını diş eti hastalıklarını, çürükleri ve hatta sistemik sağlık sorunlarını önleyen bir uygulama olarak kabul eder.

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sağlık

Bakan Göktaş: Doğum izninin 24 haftaya çıkarılmasını önerdik — Meclis gündemine geliyo

Yayımlandı

üzerinde

Bakan Göktaş: Doğum izninin 24 haftaya çıkarılmasını önerdik — Meclis gündemine geliyor

Tarih / Saat: 07.01.2026 — 10:30 (Europe/Istanbul)
Okuma süresi: 3 dakika

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, ücretli doğum izninin mevcut 16 haftadan 24 haftaya çıkarılması yönünde bir çalışma bulunduğunu, düzenlemenin hem kamu hem de özel sektör çalışanlarını kapsayacak şekilde Meclis gündemine taşınmasının beklendiğini açıkladı. Bakanlık ayrıca babalık izninde de genişleme öngörüyor.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, yaptığı açıklamada ücretli doğum izni süresine ilişkin düzenlemenin tamamlanmak üzere olduğunu ve 16 haftadan 24 haftaya çıkarılmasını önerdiklerini belirtti. Bu düzenlemenin kamu ve özel sektör çalışanlarını kapsayacağı, Meclis takvimi ve komisyon çalışmalarının ardından yasalaşmasının beklendiği vurgulandı

Bakan Göktaş, düzenlemenin teknik çerçevesi hakkında da bilgi vererek doğum öncesi 8 haftalık yasal hakkın korunacağını; isteğe bağlı olarak annelerin doğum öncesi 8 haftadan 6 haftaya kadar kullanıp kalan haftaları doğum sonrası döneme ekleyebileceğini aktardı. Böylece toplam izin süresi 24 haftaya ulaşacak. Mevcut izinde olan çalışanların da yasalaşma halinde yeni haktan yararlanabileceği açıklandı.

Babalık izninde de bir genişleme planı olduğu, izin süresinin şu anki 5 günden 10 güne çıkarılması önerisinin değerlendirildiği bildirildi. Bakan Göktaş, uygulama kapsamının ve işleyişinin düzenlemeyle netleşeceğini söyledi.

Ayrıca Bakanlık, çocuk bakım altyapısının güçlendirilmesi amacıyla kamu kurumlarında kreş ve çocuk bakım merkezlerinin yaygınlaştırılması çalışmalarını hızlandırdıklarını; personel alımları ve mevzuat çalışmalarıyla eş zamanlı bir program yürütüleceğini açıkladı.

Uzmanlar ve beklentiler

  • İstihdam ve işveren kanadı: Özel sektör temsilcileri uygulamanın getireceği maliyet ve esneklik gereksinimleri üzerine çalıştıklarını, teşvik mekanizmaları veya kademeli uygulama gibi modellerin gündeme gelebileceğini belirtiyor.

  • Çalışma yaşamı akademisyenleri: Uzun vadede anne sağlığı, emzirmenin sürekliliği ve çocuk bakımı üzerinde olumlu etkileri olacağı; ancak iş gücü piyasasında cinsiyete dayalı ayrışmayı önlemek için eş zamanlı politika (ör. babalık izni teşviki, esnek çalışma) gerektiği vurgulanıyor.

(Detaylı görüşler ve teknik düzenleme metni Meclis komisyonunda netleşecek.)

Bakan Göktaş, teklifin yakın zamanda Meclis’e sunulmasını beklediklerini, takvimin komisyon ve TBMM çalışmalarıyla belirleneceğini söyledi; kamuoyuna yansıyan açıklamalarda 2026 başı hedefinden söz edildi. Okuyucularımız için gelişmeleri izlemeye devam edeceğiz.

Okumaya Devam Et

Sağlık

Meclis’te ilginç teklif: Sigara içmeyenler işten 30 dakika erken çıkabilecek

Yayımlandı

üzerinde

Meclis’te ilginç teklif: Sigara içmeyenler işten 30 dakika erken çıkabilecek

Tarih: 4 Ocak 2026
Saat: 10:00
Okuma Süresi: 3 dakika

Sağlık Bakanlığı’nın öncülüğünde hazırlanan bir eylem planı, işyerlerinde sigara kullanmayan çalışanlara yönelik “pozitif ayrımcılık” uygulamalarını öngörüyor. Önerilen teşvikler arasında mesainin 30 dakika erken bitirilmesi ve yıllık izne ek 7 gün hak tanınması gibi dikkat çekici maddeler bulunuyor. Uzmanlar, bu uygulamanın hukuki olarak ayrımcılık sayılıp sayılmayacağını tartışıyor.

Sağlık Bakanlığı öncülüğünde 20 bakanlığın katkısıyla hazırlanan “Tütün Kontrolü Strateji Belgesi ve Eylem Planı,” iş hayatına yönelik çarpıcı bir öneriyi yeniden gündeme taşıdı. Plan, sigara kullanmayan çalışanlara yönelik çeşitli teşvikler öngörüyor.

Buna göre, işverenlerin sigara içmeyen personele “pozitif ayrımcılık” uygulaması teşvik edilecek. Bu kapsamda tartışılan başlıca teklifler şunlar:

· Günlük mesainin 30 dakika erken bitirilmesi
· 1 yıl için 7 gün fazladan yıllık izin hakkı tanınması
· İşe alım süreçlerinde sigara kullanmayan kişilerin tercih edilmesi
· Sigara içmeyen çalışanlar için sigorta primi avantajları sağlanması
· Hiç sigara içilmeyen işletmelere vergi indirimi uygulanması

“Pozitif Ayrımcılık” Ayrımcılık Sayılır Mı?

Uygulamanın en çok tartışılan yönü, İş Kanunu’ndaki eşitlik ilkesi ile ilişkisi. İş Hukuku uzmanlarına göre, işverenin ölçülülük ilkesi çerçevesinde ve çalışan sağlığını korumak gibi haklı bir amaçla hareket etmesi durumunda, bu tür bir teşvik ayrımcılık olarak değerlendirilmiyor.

Anayasa’nın 10. maddesi ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun 5. maddesi, dil, ırk, cinsiyet, din gibi nedenlerle ayrımcılığı yasaklıyor. Ancak uzmanlar, sağlığı teşvik amacıyla yapılan ve tüm çalışanlara sigarayı bırakma fırsatı eşit şekilde sunulan bu tür uygulamaların, kanunda belirtilen “esaslı sebepler” kapsamında değerlendirilebileceğini ifade ediyor.

Hangi Önlemler Alınacak?

Eylem planı, sadece işyeri teşvikleriyle sınırlı değil. Toplum genelinde tütün kullanımını azaltmaya yönelik kapsamlı bir strateji içeriyor:

· Tütün ürünlerinin reklam ve pazarlamasının kısıtlanması.
· Tütün ürünü satış yaşının 21’e çıkarılması öngörülüyor.
· Dizi, film ve çocuk yapımlarında tütünün zararlarına yönelik mesajların yaygınlaştırılması.
· Okullarda öğrenci, öğretmen ve velilere yönelik farkındalık programları düzenlenmesi.
· Aile sağlığı merkezlerinde sigara bırakma hizmetlerinin güçlendirilmesi.

İşveren ve Çalışanlara Ne Gibi Avantajlar Sağlayacak?

Bu politikanın hayata geçmesi durumunda, hem işverenler hem de çalışanlar için potansiyel avantajlar öngörülüyor:

İşverenler İçin:

· Sigarasız işletmelere sağlanacak vergi indirimleri.
· Sigara molalarının azalmasıyla ortaya çıkacak iş verimliliği artışı.
· Sağlıklı çalışan sayısının artmasıyla azalabilecek sağlık giderleri ve iş gücü kaybı.

Çalışanlar İçin:

· Sigara içmeyenler için ek izin ve erken çıkma gibi somut haklar.
· Pasif içiciliğin tamamen ortadan kalktığı bir çalışma ortamı.
· Sağlık Bakanlığı tarafından desteklenen sigara bırakma programlarına erişim.

Sektör Tepkisi ve Gelecek Beklentisi

Teklif, özellikle ofis çalışanlarının yoğun olduğu sektörlerde ve büyük şirketlerde tartışılmaya başlandı. İnsan Kaynakları uzmanları, uygulamanın detaylarının netleşmesi gerektiğini, aksi takdirde işyerinde “iki kamplaşma” riski doğabileceğine dikkat çekiyor.

Eylem planı, devlet politikası olarak sigara ile mücadelede teşvik ve ödüllendirme mekanizmalarını öne çıkarıyor. Bu yaklaşımın, yasaklayıcı tedbirlerin yanı sıra, bireyleri sağlıklı tercihler yapmaya özendirmede etkili olup olmayacağı önümüzdeki dönemde gözlemlenecek.

Okumaya Devam Et

Sağlık

Okullarda Suçiçeği Alarmı: Vakalar Yeniden Artışta, Uzmanlar Aileleri Uyarıyor

Yayımlandı

üzerinde

Okullarda Suçiçeği Alarmı: Vakalar Yeniden Artışta, Uzmanlar Aileleri Uyarıyor

03.01.2026 – 10:00 | Okuma Süresi: 3 dk

Uzun süredir gündemde olmayan suçiçeği (varisella) hastalığı, okul ve kreşlerde yeniden görülmeye başlandı. Hastalığın belirti vermeden bulaşabilmesi, okul çağındaki çocuklar arasında hızlı yayılıma neden olurken, uzmanlar aileleri ve eğitim kurumlarını uyarıyor.

Konuyla ilgili açıklama yapan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Şebnem Aliyeva, “Döküntüler çıkmaya başlamadan önce bile çocuklar bulaştırıcıdır ve okula ve kreşe gitmemeleri gerekir” diyerek hastalığın sinsi seyri konusunda önemli bir uyarıda bulundu.

Suçiçeği Belirtileri ve Seyri: Ateşle Başlıyor, Döküntüyle Devam Ediyor

Suçiçeği, varisella-zoster virüsünün neden olduğu oldukça bulaşıcı bir hastalık. İlk belirtiler genellikle şu şekilde ortaya çıkıyor:

· Ateş
· Halsizlik ve kırgınlık
· İştahsızlık

Bu genel belirtileri, tipik döküntüler takip ediyor. Dr. Aliyeva, döküntülerin gelişim sürecini şöyle anlatıyor: “Vücutta gün geçtikçe kabuklaşan döküntüler ortaya çıkar. Döküntüler ilk başta kızarıklık olarak belirgin olarak görülür ama sonrasında bir iki gün geçtikten sonra içi su dolu kabarcıklar olarak görülür”.

Kritik Uyarılar: Ne Zaman Okula Gönderilmemeli? Ne Zaman Doktora Gidilmeli?

Suçiçeği yönetiminde iki kritik nokta bulunuyor: bulaştırıcılık süresi ve doktora başvurulması gereken durumlar.

· Bulaştırıcılık ve Okula Devamsızlık: Hastalık, döküntüler ortaya çıkmadan 1-2 gün önce bulaşıcı hale gelir ve tüm kabarcıklar tamamen kabuklanana kadar bu risk devam eder. Bu nedenle, suçiçeği geçiren bir çocuğun tam iyileşme ve kabuklanma sağlanana kadar okula veya kreşe gönderilmemesi, salgının yayılmasını önlemede en önemli kural.
· Doktora Başvurulması Gereken Durumlar: Dr. Aliyeva, aileleri aşağıdaki belirtiler konusunda uyarıyor:
· Yüksek ateşin düşürülemediği durumlar.
· Döküntülerde aşırı kızarıklık, şişlik, iltihaplanma veya ağrı (cilt enfeksiyonu belirtileri).
· Çocuğun halsizlik nedeniyle yeterince sıvı ve besin alamaması.

Kabarcıklara Dikkat! Kaşımak ve Patlatmak Riskli

Uzmanlar, döküntü sürecinde aileleri çocuklarını yakından gözlemlemeye çağırıyor. Kabarcıkların kaşınması ve patlatılması, hem ciltte enfeksiyon ve iz riskini artırır, hem de bulaştırıcılığı yükseltir. Dr. Aliyeva, “Baloncukları patlattığında o baloncukların içinde virüsler var ve daha bulaşıcı oluyor. O yüzden baloncukları patlatmaması gerek” uyarısını yapıyor. Kaşıntıyı azaltmak için doktor önerisiyle ilaç kullanılabileceği belirtiliyor.

Aşı Karşıtlığı Tartışmaları Yeniden Alevlendi

Okullarda vakaların yeniden görülmesi, toplum sağlığı için hayati öneme sahip aşı konusunu da gündeme getirdi. Suçiçeği aşısı (varisella aşısı), hastalığı büyük oranda önleyebiliyor veya geçirilse bile çok daha hafif atlatılmasını sağlıyor. ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri’nin (CDC) verilerine göre, iki doz suçiçeği aşısının hastalığı önlemedeki etkinliği yaklaşık %90.

Aşılanma oranlarının düşmesi, sadece aşı olmamış çocukları değil, bağışıklık sistemi zayıf olan ve aşı olamayan diğer risk grubundaki kişileri de tehlikeye atarak, toplumdaki hassas dengenin bozulmasına neden olabiliyor.

Özetle: Suçiçeği vakalarındaki artış, ebeveynlerin ve eğitimcilerin dikkatli olması gerektiğini gösteriyor. Erken belirtilerin takibi, hasta çocuğun okuldan uzak tutulması, kabarcıklara müdahale edilmemesi ve gerektiğinde zamanında doktora başvurulması, hem çocuğun sağlığı hem de hastalığın yayılımının kontrolü için büyük önem taşıyor. Sağlık otoriteleri, çocukların aşı takvimlerinin eksiksiz tamamlanmasının bu ve benzeri salgınların önüne geçmedeki rolünün altını bir kez daha çiziyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar