20 yıllık arkadaşlığın ardından DNA testi gerçeği ortaya çıkardı: Öz kardeş olduklarını öğrendiler
Yayın Tarihi: 13 Eylül 2026, 17:47
Tahmini Okuma Süresi: 6 dakika
FatihDoğanMedya Haber Merkezi

Hindistan’da dünyaya geldiler, farklı yetimhanelere yerleştirildiler ve henüz bebekken birbirlerinden habersiz şekilde farklı Hollandalı ailelere evlatlık verildiler. Yıllar sonra yolları tesadüfen kesiştiğinde aralarındaki benzerlik dikkat çekti. Arkadaş oldular, birbirlerine “kız kardeşim” diye seslendiler ancak gerçek bağlarını bilmiyorlardı. Aradan geçen yılların ve yaklaşık 15 yıllık kopukluğun ardından yapılan bir DNA testi, Meena Geltink ile Minal Tijssen’in hayatlarını değiştiren gerçeği ortaya çıkardı: Yıllardır arkadaş olarak tanıdıkları kişi aslında öz kardeşleriydi.
Hikâyeleri Hindistan’da başladı
Meena Geltink ve Minal Tijssen’in sıra dışı hikâyesinin başlangıç noktası Hindistan’ın Mumbai kenti oldu.
1980’lerin başında dünyaya gelen iki kadın, doğumlarından sonraki ilk aylarda Mumbai’deki farklı yetimhanelerde bulunuyordu. Daha sonra iki ayrı Hollandalı aile tarafından evlat edinildiler.
İkisi de Hollanda’da büyüdü ancak çocukluklarının ilk yıllarında birbirlerinin varlığından haberdar değildi. Farklı ailelerin yanında yaşamlarını sürdürürken biyolojik geçmişlerine ilişkin bilgilerinin oldukça sınırlı olduğu belirtiliyor.
Hayatlarının ilerleyen dönemlerinde yaşanacak tesadüfi karşılaşma ise yıllar sonra anlam kazanacak bir sürecin başlangıcı oldu.
Ergenlik döneminde yolları kesişti
Meena ve Minal’in ilk karşılaşması, evlat edinilmiş çocukların bir araya geldiği bir etkinlik sırasında gerçekleşti.
Ergenlik döneminde katıldıkları bu organizasyonda tanışan iki genç kız, kısa süre içerisinde birbirleriyle yakınlık kurdu.
Ancak yalnızca iyi anlaşmaları değil, fiziksel olarak birbirlerine benzemeleri de çevrelerindeki kişilerin dikkatini çekti.
Etkinlikte bulunan arkadaşlarının iki genç kızı yan yana getirerek benzerliklerine dikkat çektiği aktarılıyor. Yüz hatları, burunları ve gülümsemeleri arasındaki benzerlik Meena’nın da dikkatini çekti.
O dönemde ikisinin de birbirlerinin biyolojik geçmişine ilişkin herhangi bir bilgisi bulunmuyordu. Dolayısıyla benzerliklerinin altında bir akrabalık ilişkisi bulunabileceği düşüncesi kesin bir sonuca dönüşmedi.
Etkinliğin ardından iletişim bilgilerini paylaşan Meena ve Minal görüşmeye devam etti.

Birbirlerine yıllarca “kız kardeşim” diye hitap ettiler
İlk karşılaşmalarının ardından iki genç arasındaki arkadaşlık giderek güçlendi.
O dönemin iletişim koşullarında mektuplar önemli bir yer tutuyordu. Meena ve Minal de birbirlerine düzenli olarak mektup göndererek hayatlarında yaşanan gelişmeleri paylaştı.
Okul hayatlarından arkadaş çevrelerine, ilişkilerinden müzik zevklerine kadar pek çok konuda haberleştiler. Ortak ilgi alanlarının bulunduğunu fark eden ikili arasındaki yakınlık zaman içerisinde sıradan bir arkadaşlığın ötesine geçti.
İlginç olan ise birbirlerine zaman zaman “kız kardeşim” diye hitap etmeleriydi.
Henüz biyolojik olarak kardeş olduklarını bilmiyorlardı. Ancak aralarındaki yakınlık nedeniyle birbirlerini kardeş gibi gördüklerini ifade ediyorlardı.
Yıllar sonra ortaya çıkacak DNA sonucu, bu hitabın aslında düşündüklerinden çok daha gerçek bir anlam taşıdığını gösterecekti.
Hayatları değişti, iletişimleri koptu
Meena ve Minal arasındaki güçlü arkadaşlık uzun yıllar devam etse de yetişkinlik hayatıyla birlikte koşullar değişti.
Yaklaşık 15 yıl önce ikilinin iletişimi kesildi.
Minal’in Fransa’ya taşınması ve Meena’nın ilk çocuğunu dünyaya getirmesinin ardından hayatlarının farklı yönlere ilerlediği belirtiliyor.
Günlük hayatın sorumlulukları, farklı ülkelerde yaşamaları ve değişen koşullar nedeniyle yıllarca görüşmediler.
Böylece gençliklerinde birbirlerine “kız kardeşim” diye hitap edecek kadar yakın olan iki arkadaş uzun bir süre birbirlerinden haber alamadı.
Ancak ikisinin de bilmediği gerçek, aradan geçen zamana rağmen değişmemişti.

Meena biyolojik ailesini bulmak için DNA testi yaptırdı
Meena Geltink’in biyolojik geçmişini araştırma isteği yıllar boyunca devam etti.
2017 yılında Hindistan’dan evlat edinilmiş kişilerin katıldığı bir buluşmaya giden Meena, burada DNA testleri aracılığıyla biyolojik akrabalara ulaşılabildiğini öğrendi.
Bunun üzerine kendisi de test yaptırmaya karar verdi.
İlk aşamada test Meena açısından beklediği sonucu vermedi. Veri tabanında herhangi bir yakın akraba eşleşmesi bulunamadı.
Aradan yıllar geçti.
Meena, 2026 yılının başlarında telefonunda yer açmak amacıyla DNA sonuçlarını takip ettiği uygulamayı cihazından kaldırdı. Tam da biyolojik akrabalarına ulaşma ihtimalinin uzaklaştığını düşündüğü bir dönemde beklenmedik bir mesaj geldi.
Minal’in mesajı yıllar süren sessizliği bozdu
Tarih 20 Mayıs’ı gösterdiğinde Meena’nın sosyal medya hesabına geçmişinden tanıdığı bir isimden mesaj ulaştı.
Mesajı gönderen kişi Minal’di.
Yaklaşık 15 yıldır iletişim kurmadığı eski arkadaşı yeniden karşısındaydı.
Minal de nisan ayında bir DNA testi yaptırmıştı. Sonuçlar geldiğinde veri tabanında oldukça yakın bir eşleşme ortaya çıktı.
Minal, ulaştığı sonuçların ekran görüntüsünü Meena’ya gönderdi.
Meena bunun üzerine daha önce telefonundan kaldırdığı DNA uygulamasını yeniden yükledi ve hesabına girmeye çalıştı.
Uzun süredir kullanmadığı hesabına erişmekte zorlandığını ve heyecan nedeniyle şifresini defalarca yanlış girdiğini anlatan Meena, sonunda sonuç ekranına ulaşmayı başardı.
Karşısındaki bilgi, iki kadının geçmişini tamamen farklı bir anlamla yeniden yorumlamasına yol açtı.
DNA sonucu: Tam kardeş eşleşmesi
Test sonuçlarına göre Meena ile Minal arasında tam kardeşlik düzeyinde DNA eşleşmesi bulunuyordu.
Başka bir ifadeyle, gençlik yıllarında tesadüfen tanışan ve yıllarca birbirlerine kardeş gibi davranan iki kadın biyolojik olarak da kardeşti.
Sonuç, iki kadının aynı biyolojik anne ve babaya sahip olduğunu gösteriyordu.
Meena’nın yıllardır biyolojik ailesine ilişkin cevap arayışında karşısına çıkan kişi, aslında hayatına yaklaşık 20 yıl önce girmiş olan eski arkadaşıydı.
İki kadının gençliklerinde birbirlerine “kız kardeşim” diye hitap etmiş olması da DNA sonucunun ardından çok daha farklı bir anlam kazandı.
Yıllar sonra bu kez kardeş olarak buluştular
DNA sonucunun ortaya çıkmasının ardından Meena ve Minal’in hayatında yeni bir dönem başladı.
Mayıs ayında yeniden iletişim kuran kardeşler, ağustos ayında yüz yüze geldi.
Bu buluşmanın en önemli farkı, yıllar önce birbirlerini iki yakın arkadaş olarak tanıyan Meena ve Minal’in artık aynı biyolojik aileden geldiklerini biliyor olmasıydı.
Üç çocuk annesi olan Meena, yeniden bir araya gelmelerini hayatındaki önemli anlardan biri olarak değerlendirirken yıllardır hissettiği eksikliğin bir bölümünün tamamlandığını dile getirdi.
Minal’in ise DNA sonucu ilk karşısına çıktığında eşleşmenin yıllar önce tanıdığı Meena olduğunu hemen fark etmediği aktarıldı.
Sosyal medya hesaplarını inceledikten sonra eşleşen kişinin eski arkadaşı olduğunu anlayan Minal için de sonuç büyük bir şaşkınlık yarattı.
İki aile de birbirini tanımaya başladı
Meena ve Minal yalnızca birbirleriyle yeniden iletişim kurmakla kalmadı.
DNA sonucunun ardından iki kadının yıllar içerisinde kurduğu aileler de birbirleriyle tanışmaya başladı.
Eşleri, çocukları, kardeşleri ve kendilerini büyüten ebeveynleriyle tanışan Meena ve Minal, geçmişte kaybettikleri zamanı telafi etmeye çalışıyor.
Mayıs ayından bu yana oldukça sık iletişim kurdukları ve neredeyse iki günde bir konuştukları belirtiliyor.
Çevrelerindeki insanların ise iki kardeş arasındaki fiziksel benzerliğin yanı sıra davranışlarındaki ortak noktaları da fark ettiği aktarılıyor.
Yürüme biçimleri, bazı hareketleri ve konuşurken birbirlerinin cümlelerini tamamlamaları, yakınlarının dikkatini çeken benzerlikler arasında bulunuyor.
Meena daha önce Hindistan’da ailesinin izini aramıştı
DNA sonucunu daha da dikkat çekici hale getiren ayrıntılardan biri Meena’nın yıllar önce biyolojik ailesini bulabilmek için Hindistan’a gitmiş olması.
Meena, 2003 yılında 19 yaşındayken ailesi ve kendisi gibi Hindistan’dan evlat edinilen erkek kardeşiyle Mumbai’ye gitti.
Burada kaldığı yetimhanedeki kayıtlar üzerinden biyolojik ailesine ilişkin bilgi edinmeye çalıştı.
Yaklaşık iki hafta boyunca araştırma yapılmasına rağmen ailesine ulaşmasını sağlayacak bilgi elde edemedi.
Aradan geçen yılların ardından aradığı biyolojik bağlardan biri, bir arşiv kaydından değil DNA veri tabanından çıktı.
Üstelik karşısındaki kişi tamamen yabancı biri de değildi. Yıllar önce tanıştığı, arkadaşlık kurduğu ve ardından hayatın akışı içerisinde iletişimini kaybettiği Minal’di.
Şimdi birlikte Hindistan’a gitmek istiyorlar
Kardeş olduklarını öğrenen Meena ve Minal’in önündeki en önemli sorulardan biri biyolojik geçmişlerinin geri kalanına ilişkin ne kadar bilgiye ulaşabilecekleri.
İki kadın, doğdukları ülke Hindistan’a birlikte seyahat etmek istiyor.
Özellikle Mumbai sokaklarında birlikte yürümeyi planladıkları belirtiliyor.
Bu seyahatin biyolojik ailelerine ilişkin yeni bir bilgi ortaya çıkarıp çıkarmayacağı ise şu aşamada bilinmiyor.
Meena’nın daha önce yaptığı araştırmadan sonuç alınamamış olması, biyolojik anne ve babalarına ulaşmanın kolay olmayabileceğini gösteriyor. Buna karşılık DNA veri tabanlarında ilerleyen dönemde ortaya çıkabilecek yeni eşleşmelerin başka biyolojik akrabaların bulunmasına yardımcı olup olmayacağı da zaman içerisinde belli olacak.
15 yıllık ayrılığın ardından geçmişlerini yeniden keşfediyorlar
Meena ve Minal açısından DNA testinin ortaya çıkardığı gerçek yalnızca biyolojik bir akrabalık bilgisi değil.
İki kadın artık geçmişte yaşadıkları pek çok olayı, birbirlerinden habersiz geçirdikleri yılları ve gençliklerinde hissettikleri yakınlığı yeni bilgiler ışığında değerlendiriyor.
Özellikle yaklaşık 15 yıl boyunca iletişim kurmamış olmaları nedeniyle hayatlarının önemli dönemlerinde birbirlerinin yanında bulunamadılar.
Meena, babasını kaybettiği veya kişisel olarak zor dönemlerden geçtiği zamanlarda Minal’in yanında olmasını isteyebileceğini anlatırken geçmişte değiştirilemeyecek yılların bulunduğunun da farkında.
Şimdi ise iki kardeşin odağında geçmişte ayrı kaldıkları dönemden çok yeniden kurdukları ilişki bulunuyor.
Sık sık görüşen, ailelerini birbirleriyle tanıştıran ve ortak geçmişlerinin izini sürmeye başlayan Meena ile Minal, bundan sonraki dönemde birbirlerini kardeş olarak yeniden tanımaya devam edecek.
Bir arkadaşlığın anlamını değiştiren DNA testi
Meena Geltink ve Minal Tijssen’in hikâyesi Hindistan’dan Hollanda’ya, Hollanda’dan Fransa’ya ve yıllar sonra bir DNA veri tabanına uzanan sıra dışı bir süreci ortaya koyuyor.
Farklı yetimhanelerde bulunan iki bebeğin ayrı ailelere evlatlık verilmesinin ardından yollarının gençlik döneminde kesişmesi, yıllarca arkadaş kalmaları ve birbirlerine kardeş gibi hissetmeleri, DNA sonucuyla birlikte farklı bir anlam kazandı.
İki kadın şimdi biyolojik geçmişlerine ilişkin yeni bilgiler edinmeyi ve birlikte Hindistan’a gitmeyi planlıyor.
Biyolojik anne ve babalarına veya diğer akrabalarına ulaşıp ulaşamayacakları ise henüz bilinmiyor.











